21 Mart 2010 Pazar | By: Squaw

Baccano! Severler Derneği'ne Hoş Geldiniz!





Başlangıçta yeni bir gazeteci adayı ve onun yönlendiricisi olan usta gazatecinin sohbetiyle karşılaşıyoruz,ilk bu sahneyi izlemeye başlayınca karşınıza çok sıkıcı bir seri sıkacak düşüncesiyle izlemeye başladığınız seri sizi hiç de sıkmayacak keyifli anlar ve de karışık olaylar kurgusuyla baş başa bırakıyor.


Birden fazla hayatların tesadüfler sonucu birbirine bağlandığı ana konu üzerine işlenmemiş ama bu hayatların, karakterlerin ve olayların neden ne şekilde birbirine bağlantılı olduğu anlatn bir yapım Baccano!. Parça parça ya da bazen aynı olayda barınan karakterlerle karşılaşıyoruz fakat karşımıza çıkan bazı karakterler kalıcıyken bazıları sadece o anlık olarak tanıştığımız kişiler oluyor. Ana konu genelde mafya ailesi olan Gandorlar ve Martillo adlı iki aile ve bir ölümsüzlük iksiri üzerinden dönen bir tabana sahip.Bu aileleri ilgilendiren karakterlerin yaşadıkları tesadüfi ya da yaratılan ortam gereği yaşandığı olaylar geriye dönüşümlerle anlatılıyor.Bölüm sayısı 13 özel bölümlerle 16 bölüm sayısına sahip olan serinin en üzücü yanı 16 bölümle sınırlandırılmış olması.Yine de sırf Miria ve Isaac için izlenilmesi gereken bir seri diyor kulübe doğru yöneliyorum.



Bir tren yolculuğunda başlayan hikaye,tüm karakterlerin bu tren yolculuğunda karşılaşmalarıyla başlamaktadır.Trene yapmayı düşündükleri şeyler sonunucunda amaçlarına ulaşmayı planlama en temel öğedir aslında.Kimisi trene suikast düzenlemeyi, kimisi treni havaya uçurmayı planlamaktadır.Kimisi trende bulunan senatorün güzel eşi ve küçük kızını öldürürerek valiye istediklerini yaptırabilmenin en basit yoluna başvurmaktadır.Kimisi babasının öcünü almayı bu trende sağlayabilceğini düşünürken kimisi yaşamının anlamanı bulmak için bu tren yolculuğunun sonuna kadar gitmeyi amaçlamaktadır ama  tren yolculuğunun sonuna geldiğimizde kimlerin amacına ulaşabiliğini, kimin amacına ulaşamadan yolculuğu tamamladığına,kimin yarı yolda bu yolculuğu bırakmak zorunda kaldığına,kimin amaçlarından vazgeçip de daha önce hayatında olmadığı kişi olmaya karar verdiğine,kimin adalet doğrultusunda hakettiği yere vardığına tanık oluruz. Tanıklıktan ziyade biz de o yolculukta yerimizi almışız demektir.


Baccano serisini izledikten sonra anlıyoruz ki aslında karakterler bir tren yolculuğundan çok hayatlarının dönüm noktasına yolculuk yapıyor,fakat bu yolculuk hepsi için varılmak istenilen istasyonda mı son buluyor,yoksa her şey daha yeni mi başlıyor bilemiyoruz.Cevabın yer aldığımız bu hengamenin içinde saklı olduğunu hepimiz adımız gibi biliyoruz eminim.



Serinin karmaşalağında kaybolacağınızı düşündüğünüz ama izledikçe o karmaşanın aslında izleyeni ne kadar da içine çektiğini hemen farkedebileceğiniz nice güzel yapımlardan birisi.Gerek kurgusuyla gerek karakter tasarımlarıyla gerekse konusunun orjinalliğiyle son yıllardaki yapılmış olan tüm filmlere taş çıkartabilecek nitelikte olduğunu belirtmeyi görev bilirim.İlk anda başlangıcı açıp da sizi karşılayan açılış müziğiyle tanıştığınızda, kulağınıza biraz itici gibi gelen bu müziğin aslında filmin havasına ne kadar çok uyduğunu izleyeceğiniz her bölümde biraz daha anlayacaksınız.Film sadece ''simyacılar''ı ilgilendiren bir konudan ibaret sanıyorsanız işte bu Baccano! konusunda yapacağınız en büyük yanılgı olacaktır.


Biz çoğu Baccano! sever için bu serinin 13 Bölüm+3 Special olması tek eskikliktir eminim ama bu kadarcık bölümle bile birçok karakteri ayaklarımıza kadar getirebiliyor.İzledikçe kötü karakterleri bile bize sevdiren hatta onların  hayatlarının üzücü yanlarına bile tanıklık ettiğiniz,bu tanıklığında onlar için üzüldüğünüz bir yapım olup çıkıverenlerden birisidir Baccano!.Birçok karakterini sevdiğim bir seridir aslında,lafı açıldığında sadece bir iki karakterini seviyorum diyerek arkamı dönüp gidebileceğim bir yapım değil;Firo'sundan Huey'ine,Luck'ından Ennis'ine,Lua'sından Maiza'sına,Ladd'inden Nice'ına kadar ne kadar isim varsa hepsini ayrı ayrı sevdiğim, hepsine ayrı ayrı değer verdiğim nice karakterler dünyasıdır.Hepsini isimlendirmeye kalkasam sayfalara yetmeyecekmiş gibi geliyor. :) Hepsinden ziyade önem verdiğim bir bağ vardır bu seride;Claire & Shane ile Nice & Jacuzzi'ni severim,bir de Ladd ve Lua'm vardır ki onları anlatmak istesem,yakışan kelimeyi bulamam asla.


Ladd ve Lua özeldir benim için,aralarındaki olan bağın derecesini gösterir gibidir 'Ölüm Anlaşması'. Tıpkı kanla yazışmış gibidir,ölümün sevdiğin kişi tarafından gerçekleştirilmesi en büyük şartıdır bu anlaşmanın. Nice ve Jacuzzi vardır bir de,anlaşma değildir aralarındaki aslında,onlarınki bambaşka bir bağdır.O dövme izini anlamaya başladığınızda bilin ki onları da anlamaya başlamışsınızdır.


Yüzeysel başlamayı planladığınızda sizi gafil avlayacaklardan birisidir bu yapım,çok iyi bir avcıdır hatta. Ne olduğunu anlamaya çalışmadan sizi avına düşürebilir. Romantizmden uzakmış gibi duran havasıyla o güzel mi güzel çiflteriyle sizi kendine bağlayabilir,bağlarken de yaşattığı aksiyonu ile sizi gaza getirebilir.Bir anında da Miria & Isaac'ı ile sizi o güzel gülücüklerinize boğabilir.Bu kulübün amaçlarından biri nedir ya da en temel amacı nedir diye düşünürken yolunuzu kaybettiğinizi anlarsınız,ilk başta çıkmaz bir sokaktaymış gibi his verse de size aslında daha yolun başında gafil avlanmışsınız demektir.Bu av partisinden sıyrılmayı aklınızın bile ucundan geçirmeyin derim ben,o yolculuğun keyfini tadarak siz de ava başlarsanız Baccano!'nun hakkından gelmişsiniz demektir. ;)


4 yorum:

evvah dedi ki...

çok güzel anlatmışsın eline sağlık
baccano!!! gerçekten sonunda ellibin tane ünlem gerektiren bir anime,, bu kadar çok karakterle hiçbir yerinden açık vermeden tamamlanan bir seri, aysaqqqqqqqu miiiiriiiiiyaaaa benim de favori karakterlerimdir ama bunu söylerken bile diğer karakterlere ayıp etme kaygısı var(miria'nın isaac'in sözlerini tekrarlamasına bayılıyorum:D)), hemn hemn hiçbir karakter boş değil gerçekten
özellikle ağlayarak gözyaşlarını tüketen jacuzzi'nin yeri bambaşka benim için :)
baccano nasıl söyliiim her karakter için böööyle saatlerce konuşmak istediğim bir seri :)
bir de kısa olmasına bu kadar üzüldüğüm başka bi seri yok galiba :(:(,(elven lied olabilir belki)

Squaw dedi ki...

Ne güzel yeni bir Baccano! yandaşı bulmak, klübe hoş geldin evvah :)
Benim için nadirdir iyi karakterlerini sevdiğim kadar kötü karakterlerini sevip de bağlanabildiğim karakterleri olan seriler, sanırım bu kulvarda bir tek Baccano! bilirim bir de Rurouni Kenshin'i bilirim.Baccano'da ise dediğin gibi hiçbir karakteri es geçmek istemiyorum aslında,yazımı yazarken de hangi karakteri ele alsam diğeri öksüz kalacak korkusu vardı ama hepsini de ele alırsam bu yazı asla bitmeyecekti,o yüzden de benim için anlamları daha fazla olanları ele aldım ekledim yazıma :)

Jacuzzi,dediğin gibi aslında en sağlam karakterlerden birisi,özellikle de yüzündeki dövmenin anlamını öğrendikten sonra ona olan saygım daha da artmıştır.Devamını isteyenler blog.una hoş geldin,ben ve çevremdeki o kadar çok severi var ki 'Keşke devamı gelse' diye diye iç geçiren ama gelmeyecek gerçeğini de kabul ediyoruz maalesef :(

Aynı tadı veriyor mu bilemiyorum -daha izlemedim çünkü- aynı yapımcıya ait Durarara var,onu da en yakın zamanda izleyeceğim ve eminim blog.umda yer vereceğim kendilerine...

evvah dedi ki...

durara! benim de yakın dönem izleyeceklerim listesinde. ilk 12 bölüm çok çok iyiymiş ama ikinci yarısında çöküşe geçip rezil oluyormuş diye bişiler okudum bakalım nasıl bişey çıkacak.

hmm bi de moribitoya da başlayamadım henüz :(izlicek çok şey var bık bık,,,,

Squaw dedi ki...

Hiiii,cık cık sana :P Moribito bekletilir mi yahu :( öylesine muhteşem bir konuya sahip harika bir seri,bir kere badass olarak Balsa-san yeterli,hele bir de Balsa'nın Jiguro ile olan hikayesi var mutlaka izlemen gerek :)

Gelelim Drrr meselesine,hangimiz önce izlersek diğerini uyarsın madem konusunun gidişatı açısından xD

Yorum Gönder