15 Mart 2010 Pazartesi | By: Squaw

Beetle Juice


Yeni evli çiftimiz olan Barbara ve Adam,tam tasarladıkları gibi mutlu bir hayat yaşamaktadırlar. New England'da yaşamlarını sürdüren bu mutlu çiftimizbir gün trafik kazası geçirirler ve kaza esnasında geçirdikleri baygınlıktan sonra kendilerini evlerinde bulurlar,ilk anda buna anlam veremeyen çift çokgeçmeden birer hayalet olarak evlerinde tutuklu kaldıklarının farkına varacakatır. Çok sevdikleri evleri garip bir aile tarafından satın alınır.İlginç bir baba,oldukça ilginç şeylere ilgi duyan babadan daha uçarı bir anne ve hiçbir şeye korkusuolmayan devamlı bir buhran havasında olan Gotik kızları.İlginç ama bir o kadar da korkusuz olan bu aile Barbara ve Adam'in tüm huzurunu kaçıracaktır.

Oysaki bu güzel çiftimiz evlerinde yaşamlarını hayalet olarak bile sürdürmeye razıdırlar.Hayalet olarak geçirmek istedikleri yaşamlarında huzura kavuşmak isteyen Adam ve Barbara bu ilginç olan aileyi kaçırmak için her yolu denerler fakatböyle ilginç bir ailenin bu basit hayalet oyunlarından korkacağı konusunda oldukça yanılıyorlardır.Sonunda bir karar verirler ve başvurulması en büyük hata olan hortlaklar aleminin kabusu yani bu alemin en düzenbaz kişisi olan Beetlejuice (Beterböcek) 'un kapısını çalarlar.Onu tanıyıp da iş üstünde çalışması için sadece üç kez ''Bettlejuice'' demeleri yeterlidir.İstediklerinin bu olduğuna karar veren Adam ve Barbara,çok geçmeden bunun büyük bir hata olduğunu anlayacaklardır.


BEETLEJUICE~~ BEETLEJUICE~~ BEETLEJUICE~~
Eskiliğine (1988 yapımı) rağmen tanıtıma açmaktan büyük bir keyif alacağım bu filmi mutlaka tanıtmalıyım diye düşündüm ve hiç tereddütsüz tanıtıma açtım.

Üstünden kaç yıl geçse de hatta asır geçse de asla vazgeçemeyeceğim nadir filmlerden birisidir ,beni Tim Burton ile tanıştıran ve ''Kült'' diye tabir edilen (gerçi tam anlamını asla kavrayamadığım bir kelime olsa da) bir film olan Beetlejuice'dur.Tim Burton'un nice filmlerini izlesem de asla bu filmdeki tadı yakalayamadığım gerçeğini kabul ediyorum,ilk kez izlediğimde içimde garip hisler barındıran fakat izledikçe daha da izleme iştahımı kabartan bu film sinema dünyasının en başarılı yapımlarından birisi bence.Oyunculuklar için çok fazla bir şey söylememe gerek olmadığını düşünüyorum çünkü oyuncular o kadar başarılı ki izleyici oyuncuların,karakterler için seçildiğine değil de filmdeki karakterlerin oyuncular için yaratıldığını düşünür.


Türüne korku denilse de korkudan ziyade insana çok güzel dakikalar yaşatan o kokru sahnelerini,son izlediğim zamanın üstünden ne kadar geçse de hala anımsarım hele o yemek masasındaki korku sahnesi yok mu arka fondan gelen muhteşem ve bir dönem herkesin dilinde dolaşan ''Day Oh'' isimli o muhteşem melodisiyle içime bir neşe bırakmayı sağlayabilmektedir.Bu şarkıyı ''Grup Vitamin''den de Türkçe olarak birçok kez dinlemiştik;'' Yok muuuu,yok muuu, bize de yok muuuu...'' diye ilerleyen ve orjinal şarkısını sevenlere bile sempatik gelen o muhteşem şarkı neşelenmek için bir ilaç gibidir.


Ne zaman sıkıntıya girsem ya da canım ne zaman bir şey yapmak istemese kısacası buhran geçirdiğim bir dönemse en azından açar sevdiğim sahnelerine göz attığım ve bu göz atıştan sonra beni hiçbir şeyin neşelendirmeyeceği kadar eğlendiren bir şaheser demek istiyorum çünkü yılına göre sahip olduğu kurgusu ile gerçekten de başarılı ve inanıyorum ki Tim Burton'un nice filmlerine esin kaynağı olmuş olan daha doğrusu Tim Burton için her şeyin başlangıcı olan bir film ve bence her şeye başlangıç olacak bir yapımın böyle bir orjinalliği taşıyor olması taraftarıyım.

0 yorum:

Yorum Gönder