12 Mart 2010 Cuma | By: Squaw

Lamune


Çok durağan gelebilecek bir yapım aslında ama açılışı izlerken içerisinde birçok karakteri barındıracağı izlenimine sahip olduğum için başlamak için hiç tereddüt yaşamadım ve iyiki de başlamışım dediğim bir seri oldu.Çok aşırı beklentiler yaşamadım zaten bu büyük beklentileri de karşılayamacak olan ama içerisinde çok güzel şeyler barındıracak güzel bir yapım bana göre.


Minik Kenji,yaz gününün sıcaklığında,deniz kıyısında tek başına olduğu bir zamanda yengeçlerle oynamaktadır. Bu esnada yanına Nanami isimli küçük kızımız gelir,önce Nanami,Kenji'nin ne yaptığını anlamaya çalışır ve anlayınca Kenji ile kısa bir sohbete başlarlar, sonra bu sohbet aralarında tatsız diyaloğa dönüşür ve Nanami,Kenji'yi kızdıracak büyük bir haşarılıkla, Kenji'nin açtığı küçük çukurlardaki yengeçleri dışarı çıkararak onları serbest bırakır ve aralarındaki ilk diyalog tamamen tatsız bir tanışmaya dönüşmüştür.


Evlerine döndükleri zaman,yaşadıkları odalarının birbirine baktığını hatta oldukça da yakın olduğunu farkederler.Yaşanan bu anlardan sonra,zaman günümüze döner ve Nanami ile Kenji'nin birbirlerinden hiç ayrılmadan bir yaşam sürdürdüklerine tanık oluruz ve 12 bölüm boyunca lise döneminde yaşadıklarıyla beraber küçüklüklerindeki yaşadıkları arkadaşlıklardan da bize kesitler sunarak,ikisi arasındaki arkadaşalığı bize yaşatır.Nanami,annesi ile beraber yaşar aynı zamanda evleriyle aynı caddede bulunan,annesinin işlettiği restoran/kafe de okul sonrası annesine yardım etmektedir.Babası ve kız kardeşi Suzuka ile yaşayan Kenji de zaman zaman -hatta her an- Nanami'nin yanından ayrılmayarak,Nanami ve annesine devamlı yardımcı olmaktadır.


İlk bölümlerde hiçbir anlam taşımayacağını düşündüğüm öyle objeler var ki ilerleyen bölümde ne anlamalar taşıdğını öğrendiğimde bu seriye hak ettiğinden daha fazla değer vermek için hiç pişmanlık yaşamadım.
Kenji'nin,Sakura'ya bir ''Anı'' bırakışını,Nanami'nin bunu büyük bir olgunlukla karşılayışı hatta Kenji'ye elinden gelen yardımı esirgememesi ne güzel bir duygudur aslında ya da Kenji'nin,Nanami'ye yarıda kesmek sorunda kaldığı ve asla geri veremeyeceğini düşündüğüm ''Ulusal Kamp Dansı''nı hediye edişini izlemek ne büyük bir keyifti...



Hiçbir anlam taşımayacağını düşündüğünüz ama bölümler ilerledikçe aslında ne çok anlamlar taşıdığını göreceğimiz öyle objeler karşımıza çıkıyor ki küçücük bir saç tokası özellikle de balık şeklinde bir ''Toka''dan ne bekleyebilir ki izleyici,çok şey beklemez ama anlamındaki ya da iki kişi arasındaki anlamını öğrenmek o ''Toka''yı oldukça değerli yapabilir heleki küçücük minicikken,yağmurlu ve fırtınalı bir havada sevdiğimiz kişiden masumca bir sır olarak öğrenmek o ''Toka''nın özelliğini ne çok anlam ifade edebilir bir kişi için hem de içerisine masumca anlamlar yükleyerek.Boş bir meyve suyu şişesi,içilip kenarıya atılıp da bir daha geriye dönüşünü düşünmediğimiz boş bir meyve suyu şişesi oysaki asla ulaşamayacağımız insanı hatırlatan o bilmeden onunla aramızdaki bağı kuvvetlendiren bir obje olduğunu düşününce o bomboş şişenin kendine yüklediği anlamlar aslında ne kadar da derin öyle değil mi?Özellikle de sarı bir balık tokaya,mavi bir balık tokanın arkadaşlık etmesi ben de çok derin anlamlar bırakmıştır;bu bölüm sonlara doğru olan bir spoiler ve yaşanan bir dramı içeriyor,o nedenle izlemeyenlerin açmamasını tavsiye ediyorum.



  Dikkat: Spoiler Yuvası
Hasta yatağındayken bir insana bir çift balık şeklindeki toka ne anlam ifade ediyor bunu anlamak ya da çözümlemek,daha doğrusu hasta yatağındayken uyanmasını arzuladığı kişiyi bekleyen biri için o tokanın anlamını yaşamak insanda bir hüzün bırakıyor. O birbirine eşlik eden iki balığın,gitmekten asla bıkmadığı hastane odasındayken, Kenji'nin dönüşünü bekleyen Nanami'nin her gün dinlediği o ses kulaklarıma işlemiş şekilde şu an..



Çizimlerini beğendim özellikle de zamanın geçtiğini belirten karakter çizimleri oldukça başarılıydı bence,müzikleri ise;çok fazla müzik barındırmayan bir yapımdı ama açılışındaki görsellikle kullanılan müziğin bütünlüğünü belirtmeden geçemeyeceğim.Kapanış konusuna da değinmek istiyorum;kapanışındaki kulllanılan objeler de yorumumda belirttiğim objeleri barındırdığı için,çok özellik taşımasa dahi sevdiğim kapanışlardan birisi oldu diyebilirim.


Lamune;Seriye başladığım andan itibaren hep ne anlam içerdiğini merak ederek izledim tüm bölümleri taa ki anlamının derinliğini öğrenene kadar fakat öğrendiğimde de anladım ki ''Lamune'' ne kadar da çok yakışan bir isimdi bu seriye...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Bu seriyi bende çok beğenmiştim. Hatta okul zamanında ödevlerin en yoğun olduğu bir zamanda izlemiştim. Zaten kısacık bir seri.
Nanami'nin Ken-chan diye şaşkın şaşkın seslenişi yok mu, izlerken en çok hoşuma giden diyaloglarıydı belki.

Çok güzel yorumlamışsınız, teşekkürler..

Squaw dedi ki...

Ünlü Adsız olan arkadaşlardan biri olaraktan bloğuma hoş geldin :)

Seri kimi izler için çok basit olarak yorumlansa da ben o sahip olduğu sıradanlığa kapılmıştım. Ken-chan ile Nanami'nin o güzelim bahçede geçirdikleri vakitleri izlemek bu animenin en tatlı kısmıydı ve evlerine ait olan sokaktaki yaşananlarsa ayrı bir tat veriyordu.

Zahmet edip yorum bıraktığın için asıl ben teşekkür ederim.

Yorum Gönder