12 Mart 2010 Cuma | By: Squaw

Nodame Cantabile



Konservutarın en başarılı öğrencilerinden olan Chiaki,bir gün okulda yürürken, tekniğinden tamamen uzak fakat tınılarıyla insanı büyüleyen bir piyano melodisine kendisini kaptırır,bu ezgilerin sahibini tanımamaktadır.Chikai,ünlü bir piyanistin oğludur fakat anne ve babası ayrıldığı için babasıyla ile ilgili hiçbir şeye sahip olmayan Chikai babasından uzak durmaktadır.Çok iyi derecede keman ve piayno çalan Chiaki'nin tek bir hayali vardır;ünlü bir orkestra şefi olabilmek....

Noda,müzik yapmayla eğlenceyi harmanlamayı başaran bir piyanisttir bu harmanlama olayına o kadar önem verirki bazen hatta çoğu kez çalmış olduğu en ünlü parçaların istediği kısımlarında bile oynama yaparak kendinden geçer.Bu aslında olmaması gerekn bir şey olsa da Noda'nın kendine has bu çalışı bugüne kadar onu dinleyen herkesi derinden etkilemeyi başarabilmiştir.Noda'nın adı Noda Megumi olmasına rağmen insanların ona taktığı isim olan Nodame ile anılmakta ve tanınmaktadır.Noda hayatı boyunca notaları doğru dürüst okuyamamış bir müzisyendir.

Chikai,okulda duyduğu bu melodileri evine geldiği bir vakitte bir kez daha duyar,bu duruma oldukça şaşırır ve melodilerin izini sürerek kaldığı evin yan daiersinde kendini buluverir fakat bu muhteşem melodiler eşliğinde gördüğü manzara tamamen hayal kırıklığıdır çünkü geldiği oda resmen bir çöp evdir. Dinlerken etkisinde kaldığı bu melodiyi çalan kişi ise Nodame Megumi'dir.

İkisi de çok farklı karakterlere sahip olsa da zamanla birbirlerinden ayrı kalmak istemeyecekler tabii Nodame bu duruma çok çabuk adapte olacaktır,her şeyi birbirlerinden örnek alarak gelecek hayallerini gerçekleşrtirme yolunda emin adımlarla ilerleyeceklerdir çünkü Nodame,Chiaki'ye hayatında kapıldığı ümitsizlikten kurtulmasını öğütleyecek ve kendisi için müziği zevk gören Nodame,bu duyguyu zamanla Chiaki'ye de aşılayacaktır.

NODAME'NİN EZGİLERİ~~
Her şeyiyle karşıma bu kadar iyi bir serinin çıkacağını düşünmüyordum açıkçası,müzikleri konusunda az da olsa bilgiliydim,bu nedenle içerisinde büyük haz barındıran müziklerini ilk duyduğum an kesinlikle dedim kesinlikle bugüne kadar dinlediğim birkaç anime serisi gibi en iyi müzikelere sahip bir yapım.Bu müziklerin geçmişte iz bırakmış ve günümüzde dünyaca ünlü klasik müzik dalında en iyilerin yer verildiği melodiler olduğunu belirtmem gerek,bu nedenle klasik müzik aşığı olup aynı zamanda da anime aşığı izleyicilerinin bu iki duyguyu birleştirirek büyük bir keyif yaşatan bu seriyi mutlaka izleme listesinde ilk sıraya almalarını tavsiye derim.

Seri içerisinde yer alan o sahneleri izledikçe zamanında bir ara çok sık gittiğim senfoni orkestrasılarının -elbette çok ünlü müzisyenler değillerdi ama- konserlerdeki yer alan müzisyenlerin duygularını şimdi daha net anladım,özellkle de orkestra şefinin yer yer sergilemiş olduğu coşkunun içerisinde yer alan mutluluk hissini ne şekilde bizlere yansıtmış olduğunu anlayabilmek adına bu seriyi ayrı bir yerde değerlendirmem gerek diye düşündüm.Zamanında değişiklik amacıyla gittiğimiz bu gösterilere şimdi bir kez daha gitsem eminim ki bu sefer çok farklı gözlerle daha doğrusu çok farklı değerlendirmelerle bakacağım.

Konusuna değinirsem,romantik komedi severlerin izlediği için asla pişamanlık yaşamayacağı nadir animelerden birisi,Chiaki ve Nodame karakterleri asla birlikte olmayacak derecede kişiliklere sahip gibi görünse de aslında özlerinde birbirlerine çok yakın karaktere sahipler,ikisi de geçmişinden bir şeyleri atamamış,iki karakter de kendileri için büyük hayallere sahip ikisi de hayatlarında müziksiz yaşayamayacak derecede müziğe aşık...

Karakterlerin sevimliliği beni,birkaç anime dışında hiçbir animede bu kadar çok çekmemiştir,bahsettiğim hani bir film ya da bir anime izlersiniz ve karakterleri evinizin içerisinde olan bireylerden biriymiş gibi hissedersiniz ya,işte Nodame olsun Chiaki olsun Mine olsun ya da ünlü biri olsa bile Milch (isminin anlamına çok gülmüştüm xD) karakteri olsun,herbiri kendini bana aşırı derecede sevdirdi,öyle bir sevgi ki hiç ayrılasım gelmiyor onlardan,birbirlerine karşı sergiledikleri tutumlarda bazen sinir duyguları belirivericek gibi olsa da bir sonraki sahnede bu duyguyu yok etmeyi çok güzel bir şekilde başaran karakterlerdi.

Şu an,seride özellikle de ikinci sezon olan Paris Chapter'da yer alan Bolero'yu devamlı başa alarak dinliyorum,bu müzik bende her zaman güzel hisler bıraksa da eminim ki bu seriden sonra daha da güzellikler yaşatacak hisler bırakacaktır,nasıl bir müziği dinlediğimizde aklımıza sevecen bir anımız gelir ya sonra yüzümüzde sakin ama huzurlu bir gülümseme belirir işte bu melodilere sahip müziği dinlerken aklıma Nodame'nin tutkusu gelecek ya da yüzüme Chiaki sevecenliği yerleşecek ya da Milch'in çoçuksuluğunun altında gizlediği olgunluk gelip beni bulacak....Birçok şeyi karşıma çıkaracak belki ama hiçbir şekilde hüzün vermeyecek buna eminim,bu da elbette Nodame Cantabile'in başarısı olacak.

0 yorum:

Yorum Gönder