26 Mart 2010 Cuma | By: Squaw

Rurouni Kenshin




 Dikkat: Spoiler İçerir.



Meiji döniminde varlığını kanıtlamış olan Himura Kenshin,''Kan Yağmuru''nu başlattığı gün,yağmurdan kaçan ''Kayıp bir kedi'' olan Tomoe ile karşılaşıp onunla beraber geçirdiği yaşanmışlıklarının ardından uzun bir zaman sonrasında kendisini yeniden ''Shinta'' olma yoluna girmişken bulur.Girdiği yolda çeşitli duraklarda mola veren Kenshin,bir daha asla adam öldürmeyeye yemin etmiştir ve bu Shinta yolundaki en büyük ilk adımıdır.Almış olduğu bu karar sonucu Kenshin,çeşitli şehirlere yolculuk etmektedir.Vereceği en büyük molanın tanığı olacak olan Kauro ile bu noktada tanışan Kenshin,hayatında en büyük iz bırakıcak olan ikinci tanığıyla karşılaşır ve onunla birlikte uzun bir yola devam eder.

Yaşanmışlıklarını bünyesinden bir türlü atamayan Kenshin,kendini arındırkmak için hep bir yol aramıştır, zaman zaman bu yolda karşısına geçmişini hatırlatacak yüzler çıkmış zaman zaman da kendisini,geçmişinin tüm izlerini taşıyan o yerde bulmuştur hatta bir süre başladığı o noktaya geri dönmüştür,üstelik Tomoe'ye verdiği sözü sürdürebilmek adına....Geride yeni yaşamları soktuğu hayatını bıraksa da asla Shinta olmaktan vazgeçmeyen bir Kenshin sunuyor bize bu güzel yapım.

Kauro-dono'nun dojosunda yaşayama başlayan Kenshin,bir gün Kauro ile dışarıya çıktıkları bir anda,sokakta tanık oldukları bir olay sonucu Yahiko ile tanışırlar,Yahiko ise yankesicilik mesleğinde ilerlemeye karar vermiş daha doğrusu yaptırım gücüyle bu mesleğe bürünmüş bir yumurcaktır.Kenshin,Yahiko'nun asıl özünü çözümledikten sonra Kauro-dono ile Yahiko'yu da yanlarına almaya karar verir ve Yahiko'da artık Kauro-dono'ya ait dojoda yaşamaya başlayarak,Kenshin'in yaşamının bir parçası olur.Asıl önemlisi Kauro'nun hayatındaki en iyi yol arkadaşı olacaktır çünkü Kenshin dünyasında Kauro'yu,Kenshin için en iyi anlayanlardan birisi olacaktır.



Hayatlarına devam eden bu üçlümüz bir gün karşılarına çıkan,Kenshin'in geçmişinin izlerini taşıyan Sanosuke ile yüz yüze gelir.Önce bu kişinin, kim  olduğuna anlam veremeyen Kenshin,karşı karşıya kaldığı bu adamnın kimliğini daha sonra net bir şekilde anlayacaktır hatta aralarında gerçekleşecek olan güçlü bir kapışmaya bile tanıklık edilecektir.Yaşanan bu anın ardından Sanosuke de,Yahiko'dan sonra Kenshin ve Kauro'nun en iyi destekçisi olacak,Kenshin' in hayatında sahip olabileceği en iyi dost olacaktır.




SHOUNEN DÜNYASI''NDA BİR ''SqUAW''
''Shounen izlemem ben!!' diyen kızlardan değilim asla,demek gibi bir niyetim de olmadı aksine hep bir tad alacağım,ben de silinmeyecek izler barındıracak bir Shounen'di aradığım,bu isteğimi de karşılayabilen en iyi yapımlardandı Rurouni Kenshin...Nasıl ki Shoujo da aradığım derinliği bulamadığımda büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorsam Kenshin için de öylesini yaşamaktan çok korkmuştum izlemeye başladığım dönemde ama beni yanıltmayı başaran bir seriydi,bu yanılma da hayatımda yaşadığım en güzel yanılmalardan birisiydi diyebilirim. Aslında yorumlarımı seri üzerinden ayırmak istemiyorum,nasıl desem hiçbir Kenshin yapımını birbirinden ayırmak istemiyorum ama nedense 'Rurouni Kenshin Meiji Kenkaku - Tsuiokuhen' ve ''Ruoruni Kenshin'' serisini apayrı yerde tutuyor gönlüm.Hangi karakteri tek tek ele alsam hangi olayı birbirinden ayrı incelesem diye düşünürüm her zaman Kenshin konusu açıldığında ama bir türlü karar veremem,o nedenle hep gelişigüzel şeyler karalarım,benden öylesine dökülen sözcükler sıralarım.

Eskiliğine aldırmadan başlayıp da bir çırpıda bitirdiğim nadir serilerden birisidir,izlerken birçok şeyi özünde hissettiğim,herbir noktasında hep bir yaşanmışlığın izlerini sürdüğüm nadir serilerden birisi.Konunun işlenişi,her bölümün heyecanı,izlerkenki keyfinin bittikten sonra da devam edişiyle nasıl olurda favorilerime eklemem bu seriyi,her zaman favorilerim arasında varlığını daha doğrusu aldığı yeri koruyabilecek oluşuyla tekrar tekrar izlemekten asla bıkmayacağım yapımlarımdan birisi.




Seriyi izlediğim süre boyunca karar verdiğim şey şu oldu;devamlı bir ikilem yaşadım çoğu karakter üzerinde sevilecek bir karakter mi yoksa nefret edilecek mi diye (?!) Ama sonra düşündüm ki aslında seride hiçbir karakter kötü değildi hepsinin kötü tarafı seçmesinde ya da iyi taraf adına savaşmasında,hep kötü ya da iyi yaşanmış bir geçmiş mevcuttu.Öncelikle;Hiko Seijuurou karakterinden başlamak istiyorum ki bu seriyi izleyen birisi için kesinlikle Seijuro-sama'nın yeri ayrıdır ve  ne kadar az görünmüş olmasına karşın en çok sevilen karakterlerden birisidir benim görüşüme göre;anime dünyasında nadir bulunabilecek bir karakter çünkü, kabuklarla örtülü bir kişiliğe sahip görünmesine karşın aslında karşısındakine hep bir içtenlikle yaklaşmıştır, hep bir karşı anlayış barındırmıştır bünyesinde.


 Saito içinse,yaşanan bazı sahneler sonucunda anladım ki bu adam en değerli karakterlerden birisiydi benim gözümde her ne kadar ilk bölümlerde ikilem yaşatan bir kişilik olsa da Shinsengumi'nin en değerli ''Kurt''larından birisiydi O...Özünde kötülük barındıran bir karakter gibi gözükse de o da inandığı şey için sonuna kadar savaşan en azimli karakterlerden birisiydi.Kenshin serisini izleyişimden çok sonra Saito'yu (çok kısa bir an olsa dahi) 'Shura no Toki' serisinde de görünce ne kadar çok keyif aldığımı anlatamam çünkü benim için Kenshin yapımlarının en değerlilerinden birisiydi Saito :)

Sanosuke Sagara ise,kişiliği sımsıcak olan Sano'yu ya Yahiko ile atışırken ya da Saito ile kapışırken izlemek en keyif aldığım anlardı.Kenshin ekranda göründüğü her an gözlerim Sano'yu da aramıştır ekranda çünkü Sano'suz bir Kenshin olamaz özellikle de ''Rurouni Kenshin - Seisouhen'' izledikten sonra insan Sano'nun değerli oluşunu asla es geçemiyor.İçinde sımsıcak duygular barındıran Sano tartşılamaz bir insandır benim gözümde,onu izlerken içimi hep bir sıcaklık kaplamıştır...


Sano deyince aklıma hep Captain Sagara gelir,nasıl gelmesin?Captain Sagara,içimde derin yaralar açan bir yaşam geçirmiş,hep ben de bir hüzün bırakacak olan bir karakter.Hiç haketmediği bir ihanete uğramış olan böyle bir  karakter için ne diyebilirim ki...?Sano'yu,O'nu anımsarken izlemek yeterli oluyordu,yüreğinde bir burukluk hisseden Sano için nasıl biriyse benim için de bi'o kadar değerliydi Sagara.



Nefret edilecek karakterlerden birisi diye düşündürten Aoshi'yi anmalıyım bir de, nefret ettirecek olan ama bir o kadar da kendisini sevdiren Aoshi,en sert yüz hatlarına sahip karakterlerden birisi bu yapımda.Seriyi izlerken hiç gülümsemediğini farkedecekseniz bu da onu diğer karakterlerden ayıran bir özelliktir benim gözümde ama sadece bir sahnede '''an''lık bir gülümsemesi her şeyi anlatabiliyordu, bahsettiğim bu sahne ''tek an''lık ama en değerli sahneydi bence Aoshi'ye ait.



Sojiro'da bana hüzün veren karakterlerden birisiydi,ilk anlardan itibaren hep bir sevgi hissi duymak istediğim ama böyle güzel bir insanın neden kötülük yaptığını düşünmemi sağlayan.Hep böyle düşüneceğimi sanıyordum taa  ki Kenshin'in Sano'ya Sojiro için; ''Sojiro geçmişinde ne acılar yaşadı kim bilir,ben de Seijuro-sama ile karşılaşmasaydım geçmişimde belki de ben de Sojiro gibi olacaktım'' -diyor ve de o sahnede bizi Sojiro'nun geçmişine götürüyor- diyen sözlerini izledikten sonra böyle bir karakterden nasıl nefret edebilirdim ki...

''Kauro-dono!''  diyen o sesi sanıyorum ki her okur kulaklarında duymuş gibi hissedecektir;her kötü bir olaya girişinden ya da Kauro'ya güven vermesinden önce Kauro'ya seslenişidir bu Kenshin'in ki o an sadece bu seslenişin içinde neler saklı bunu izlerken anlayabiliyor insan.Aslında beni tanıyanlar bilir benim Tomoe & Kenshin sevgimi ama Kauro-dono'ya olan saygımı da bilirler.Tomoe'nin Kenshin'de açtığı X yarasından akan daha doğrusu yaşamının verdiği hüzünler sonucunda akan göz yaşlarını Kauro-dono durultmuştur,bazı zaman başarabilmiştir bazı zaman da başaramamıştır aslında ama işte bu noktada benim Kauro-dono'ya olan saygınlığım başlamıştır.



Seriyi bitireli bir yıl oldu nerdeyse ama anbean her anını hatırlıyorum üstelik yeni izlemiş gibi.Birçok eksiklik birçok özenti yaşatan bir seriydi bana,aynı zamanda birçok duygu da aşılayan.Ama hep bir eksiklik bırakan çünkü hep daha çok Saito yaşamak istedim daha çok Sojiro yaşamak istedim ya da daha çok Aoshi yaşamak istedim daha çok Sano yaşamak istedim ya da daha çok Yahiko ve daha çok Hiko Seijuro-sama....


Başlangıcı iyiye dönmüş yaşamları ne kadar çok yansıtmış olsalar da izlediğim seriler arasında bende bu kadar güzel tatlar bırakan bu karakterler için aslında söyleyecek çok söz bulamıyorum.Bir an birbirinden kopmuş yaşamların,bir anda nasılda dostluğa dönüştüğünü izlemek -hele ki dostluğun yüzeysellikte yaşandığı bu günlerde- bana çok büyük bir keyif yaşatmıştır,bu tadı bulabileceğim izlenimiyle yaklaşmamıştım hiç Rurouni Kenshin serisini izlemeye başlayacağım anda.Sadece savaşların olacağı Hitokiri'lerin -suikastçıların- birbirini öldüreceği düşüncesi güderek başladığım an Kenshin' in ilk en büyük dostluk yaşacağı Sano-Kenshin kapışmasını izlediğim anda ne çok anlamlar bulmuştum o kargaşa içerisinde.İzleyişimin bittiği andan itibaren aklımda; ''Hayatımda bir Sano dostluğuna bir Yahiko yoldaşlığına bir Kenshin-Tomoe aşkına bir Kauro-Kenshin yaşanmışlığına sahip olma düşüncesi '' dönüp durarak her dakika yerleştiriyor kendisini bana ve de hiç çıkmayacak şekilde kazıyor kendisini en derinlerime...



Yahiko ise ne mutlu etmiştir beni yaşadığı son ile;Tsubame ile evlenerek hatta Tsubame ile tanıştığı anı düşüncelerime getirdiğimde ne çok hak ettiği bir yaşama sahip oldu diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi...İzlediğim anlar içinde birazcık da olsa ben de tebessüm bırakmayı sağlayan şeylerden birisiydi Yahiko&Tsubame beraberliği...

4 yorum:

Ledlebi dedi ki...

spoiler vardır*

Çok güzel anlatmışsın. Kenshin en sevdiğim animedir. Her karakteri ayrı ayrı severim. En çok Saito'yu ama. Ne muhteşem bir adamdı. İlk seride ilk Kenshin'i test etmek için geldiğindeki dövüşlerinde tüylerim diken diken olmuştu. Bir de evli olduğunu öğrendiğimde ki şaşkınlığım :D

Ayrıca animenin müzikleri de çok güzeldir. İndirdiğimden beri dinliyorum sürekli.

Squaw dedi ki...

Saito en sevdiğim anime karakterlerinden,üzerine tanımam çünkü tipsiz olup da adından bu kadar çok bahsettiren bir karakter tanımıyorum ben :)

O sahne en sevdiğim dövüş sahnesini içeriyor seride,aslında yazımda çok kopukluk olduğunu düşünüyorum çünkü ben bu yazıyı her olayı izledikçe parça parça eklemiştim ve ben de -belki herkeste vardır bilemiyorum- sevdiğim bir şey üzerine yazarken hep bir noksanlık hep bir ayrıntıyı atlamış hissi oluşur,böyle yorum görmek sevindirdi,teşekkür ederim yorum için.

Müzikleri konusunda katılıyorum,hem serinin hem de Tsuiokuhen Ova'sının (esntrumental türler daha çok ilgimi çeker) müzikleri efsanedir benim için,zaten Tsuiokuhen sevgim de bambaşkadır :)

İstanbul dedi ki...

Bazı animeler tüm animelere bakışını değiştirir insanın, her sahnesi ve repliği aklına kazınır. Birçok duyguyu barındırır karakterlerinde ve heyecan dolu her karesinde. Rurouni Kenshin için ne yazılsa hep bir şeyler eksik kalacaktır eminim. Öyle ki her karakterin uzun hikayeleri vardır. Kenshin, Sano, Yahiko, Kauro, Saito, Shishio, Aoshi, Sojiro.. Her kılıç ustasının sahip olduğu eşsiz stiller ve bu stillerin güçlü ve zayıf yanlarının anlatılması..

Aynı şekilde en sevdiğim karakterlerden biri Saito'dur benim de. Onun o soğukkanlı yapısının altında inanılmaz bir adalet duygusu yatar. Hani diyor ya " Aku Zoku Zan " aslında bu ideal ile Kenshin'le aynıdır dünyaya bakışları. Sadece biraz daha serttir Saito. Nam-ı diğer Mibu kurdu : )

Her yönüyle arşive katılacak en değerli serilerin en başında gelecek olanlardan biridir Rurouni Kenshin. Benim için de yeri çok ayrıdır. Teşekkürler tanıtımın için Squaw.

Squaw dedi ki...

Öncelikle bloğuma hoş geldin İstanbul,ismini forumdan hatırlıyorum.Manga inceleme sayfamda da yorumlarını eksik etmemiştin.Burdaki yorumun için de ayrıca teşekkür ederim. :)

Kenshin'e dair çok güzel şeyler dile getirmişsin. O bakış açını değiştirir,hatta değiştirmekten daha çok seni o çok özel bağla kendine tutsak bırakır ya,bir de aranızda bir köprü oluşturur.İşte Kenshin de öyle bir şey benim için,o tarihi havası ve o insancıl karakterleri, hatta en sert karakterleri bile gönlüme taht kurmuştur.

Saito'nun her şeyiyle bir bütün olduğunu düşünüyorum.Bu seride her şeyi kendine yakıştıran tek karakter diyebilirim hatta.Her ne kadar Kenshin ve Hiko Usta sevgim ağır bassa da Saito da bu sevgiden nasibi almıştır. Hele o sertliğinin altına sakladığı özüne aşık olduğumu kabul ediyorum.

Kenshin benim için o kadar güzel o kadar destansı ki İstanbul,şu an üzerinden birkaç yıl geçmesine rağmen ikinci izleyişimi yapıyorum ve hiç izlememiş gibi aynı duyguları hisederek bir kez daha Kenshin tadıyorum.Ayrıca rica ederim, benim için büyük bir zevkti ve ben de sana bu güzel yorumun için teşekkür ederim.

Yorum Gönder