Güzelce harmanlanan,yap boz parçaları gibi her şeyin zamanla oturduğu ve bu durağanlığında izleyicisine son parçaları merak ettirmeyi başaran bir filmdi. Konusunun derinliği yanında işlenişindeki derinliği de yabana atmayalım derim ben. Sahnelerin bitişinin ardından gelen her yeni sahnede gelişim gösteren yaşanmışlıkları izlerken bolca sorulara da gömülebileceğinizi rahatlıkla dile getirebilirim.Kaybetmeyi istemediğimiz bir şey için bile bile yanlışıklar yapmak bir aşkın diğer yansıması olmalı diye düşünmemi sağlayan bir filmdi Shi Gan.Görselliğin mi yoksa iç dünyanın mı daha önemli olduğunu tekrar tekrar yüzüme yansıtan,bu yansıtışı yaparken de bir şeyleri düşünmemi sağlayan yapımlardan birisiydi.
Yıllardır beraber olduğu sevgilisinin kendi yüzünden sıkıldığını düşünen,artık sevgilisine bu yüzüyle yetmediğine karar veren Se-hi'nin yüzünü değiştirmek için ameliyat masasına yatma hikayesi anlatılıyor.
Se-hi bir gün hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Doğal olarak Se-hi'yi çok seven sevgilisi Ji-vu ilk zamanlarda çok acı çekse de zamanla Se-hi'nin yokluğuna alışır ve yeni yaşamlara adım atmaya başlar.Yeni bir yaşam kurmak için yeni insanlara yer verecektir hayatında.Yeni yüzlere,yeni dostluklara ve de her canlının olmazsa olmazı olan aşka yer verecektir.Bir gün Si-hi adlı bir garson kızla tanışır, zamanla Si-hi ile yakınlaşmaya başlar ve bu yakınlık sırasında yaşanan dostluk yerini zamanla aşka bırakacaktır.
Bu yaşananlar sırasında yüzünü tamamıyla değiştirmek için ameliyat masasına yatan Se-hi,Ji-vu'nun karşısına çıkacak ve sonucunda da Ji-vu'nun yaşayacağı hüzne neden olacaktır.Bu gelişiyle,gidişinden sonra kendini yeni yeni toparlayan Je-vi'nin hayatını bir kez daha alt üst edecektir.
Ünlü eleştirmenlerin sıkça dile getirdiği klişe bir terim
vardır;''Sınırları zorlayan... '' diye giden bir cümle.Sanırım bu üç
noktayı tamamlayabilecek nadir isimlerden birisi de Shi
Gan'dı.Sahiplenme iç güdüsünün her zaman şiddet açısından kendini
göstermediği ama bir şekilde dışa vurumunu yansıtmamız gerektiğini
anlatan bir işlenişti.Bir aşkın olmazsa olmazı şüphelerin aşık olan
tarafa neler yaptırabileceğini görebildiğimiz, görürken de kendimizi o
şüğhelerin içinde hapsolmuşken bulabilmemizi sağlıyordu,en azından
kendimi o eksene geçmişken bulduğumu söylemem lazım.
Oyunculukların getirisi olan başarısı bir yanaydı,konunun içeriğindeki
işlenişin güzelliği bir yanaydı ama hepsinden öte 'aşk' temasının
böylesi güzel bir orjinallikle harmanlaşı bir yanaydı.Aşk işleyen o
kadar çok yapımın içinden kendini öyle güzel sıyırışı var ki
izlemeyenlerin bu filme büyük bir haksızlık yaptığına inanıyorum.Kim-ki
Duk sevmeyenlerin bile bu tadı denemelerini tavsiye etmem sanırım bu
filme karşı yapabileceğim tek güzellik olacak.






0 yorum:
Yorum Gönder