15 Mart 2010 Pazartesi | By: Squaw

Shi Gan


Ünlü yönetmen Ki-duk Kim'e hayranlığım bu film ile başlamıştı.Zekice yorumlanmış, ama daha da önemlisi içine iliştirilerek güzel bir işlenişi sunan bu seyirlik izleyenini bambaşka bir boyuta taşıyordu.


Güzelce harmanlanan,yap boz parçaları gibi her şeyin zamanla oturduğu ve bu durağanlığında izleyicisine son parçaları merak ettirmeyi başaran bir filmdi. Konusunun derinliği yanında işlenişindeki derinliği de yabana atmayalım derim ben. Sahnelerin bitişinin ardından gelen her yeni sahnede gelişim gösteren yaşanmışlıkları izlerken bolca sorulara da gömülebileceğinizi rahatlıkla dile getirebilirim.Kaybetmeyi istemediğimiz bir şey için bile bile yanlışıklar yapmak bir aşkın diğer yansıması olmalı diye düşünmemi sağlayan bir filmdi Shi Gan.Görselliğin mi yoksa iç dünyanın mı daha önemli olduğunu tekrar tekrar yüzüme yansıtan,bu yansıtışı yaparken de bir şeyleri düşünmemi sağlayan yapımlardan birisiydi.

Yıllardır beraber olduğu sevgilisinin kendi yüzünden sıkıldığını düşünen,artık sevgilisine bu yüzüyle yetmediğine karar veren Se-hi'nin yüzünü değiştirmek için ameliyat masasına yatma hikayesi anlatılıyor.






Se-hi bir gün hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Doğal olarak Se-hi'yi çok seven sevgilisi Ji-vu ilk zamanlarda çok acı çekse de zamanla Se-hi'nin yokluğuna alışır ve yeni yaşamlara adım atmaya başlar.Yeni bir yaşam kurmak için yeni insanlara yer verecektir hayatında.Yeni yüzlere,yeni dostluklara ve de her canlının olmazsa olmazı olan aşka yer verecektir.Bir gün Si-hi adlı bir garson kızla tanışır, zamanla Si-hi ile yakınlaşmaya başlar ve bu yakınlık sırasında yaşanan dostluk yerini zamanla aşka bırakacaktır.

Bu yaşananlar sırasında yüzünü tamamıyla değiştirmek için ameliyat masasına yatan Se-hi,Ji-vu'nun karşısına çıkacak ve sonucunda da Ji-vu'nun yaşayacağı hüzne neden olacaktır.Bu gelişiyle,gidişinden sonra kendini yeni yeni toparlayan Je-vi'nin hayatını bir kez daha alt üst edecektir.



Ünlü eleştirmenlerin sıkça dile getirdiği klişe bir terim vardır;''Sınırları zorlayan... '' diye giden bir cümle.Sanırım bu üç noktayı tamamlayabilecek nadir isimlerden birisi de Shi Gan'dı.Sahiplenme iç güdüsünün her zaman şiddet açısından kendini göstermediği ama bir şekilde dışa vurumunu yansıtmamız gerektiğini anlatan bir işlenişti.Bir aşkın olmazsa olmazı şüphelerin aşık olan tarafa neler yaptırabileceğini görebildiğimiz, görürken de kendimizi o şüğhelerin içinde hapsolmuşken bulabilmemizi sağlıyordu,en azından kendimi o eksene geçmişken bulduğumu söylemem lazım.


Oyunculukların getirisi olan başarısı bir yanaydı,konunun içeriğindeki işlenişin güzelliği bir yanaydı ama hepsinden öte 'aşk' temasının böylesi güzel bir orjinallikle harmanlaşı bir yanaydı.Aşk işleyen o kadar çok yapımın içinden kendini öyle güzel sıyırışı var ki izlemeyenlerin bu filme büyük bir haksızlık yaptığına inanıyorum.Kim-ki Duk sevmeyenlerin bile bu tadı denemelerini tavsiye etmem sanırım bu filme karşı yapabileceğim tek güzellik olacak.

0 yorum:

Yorum Gönder