12 Mart 2010 Cuma | By: Squaw

Vampire Princess Miyu



Eski serilerin ben de yeri her zaman ayrıdır bunu belirtmem gerek.Çizimleri göz tırmalıyor hissi verebilir ama bu benim asıl hoşuma giden en öenmli özelliğiydi çünkü izlediğim bir animede eski izler bulabilmek bana en büyük keyif veren şeylerden birisidir.Konusunun sakin geçtiğini söyleyebilirim.Üstelik,bir vampir serisine göre oldukça sakin ama her bölümde ayrı bir konunun işlenişi açısından sıkmayan bir yapım,aksiyon dozunda ayaralanmamış kesinlikle.Vampir serilerinde kan görmeye alışık olabilirsiniz ama bu seride düşündüğünüzden daha az kanlı sahneye tanık oluyorsunuz,bu da benim için ayrı bir artı.Kan görmeye fazla dayanamadığım için bu seriyi rahatlıkla izlediğimi belirtmeliyim.

Vampir olduğu gerçeğini ilk zamanlarda kabullenemeyen Miyu bu gerçeği ilerleyen zamanda kabul etmek zorunda kalacaktır çünkü Miyu bir vampir olarak doğmuştur ve hep 13 yaşında kalacaktır.İçinde hep karanlığa dönme isteğiyle yaşayan Miyu'nun bunu gerçekleştirebilmesi için sadece bir yol vardır o da yeryüzünde bulunan tüm Shinma'ları karanlığa göndermektir.Miyu bu görev için seçilen kişidir.




Yaşadığı hayal kırıklıklarında ya da yaşamak zorunda kaldığı bu acı verici dramında Miyu yalnız değildir,koruması Larva her zaman Miyu'ya eşlik etmektedir.Sadece koruması olmakla yetinmeyip aksine her zaman Miyu'ya her konuda elinden gelen desteği göstermektedir.Tüm bunların yanında Larva,Miyu'nun yaşamındaki tek dostudur.


Larva geçmişinde kötü bir Shinma olmasına rağmen şu an Miyu ile oldukça iyi bir kişiliğe bürünmüştür.Yaşadığı bir olay nedeniyle ceza olarak mühürlendiği için sesini kimseye duyuramamakta ve yüzünü de kimseye gösterememektedir.Miyu aynı zamanda hem yaşadığı kendi hayatı için acı çekmekte aynı zamanda hayatında çok sevdiği Larva için de hüzün yaşamaktadır.





Her şeye rağmen Miyu'nun yaşamındaki amaç ikisinin tek amacı olacak,bu amaç için birlikte bir serüvene çıkacaklardır çünkü ikisi de aynı karanlığı arzulamaktadır....
Hemen müziklerinde eğinmek istiyorum :) Müziklerinden bahsederken Kawai Kenji demem yeterlidir diye düşünüyorum.Fate/Stay Night serisinde tanıştığım Kawai Kenji ile daha doğrusu hayranlık da beslediğim Kenji Usta'nın bu seride müzikleri üstleniyor oluşu da ayrıca dikkatimi çeken öğe oluyor.Özellikle açılış müziğinin anlatılan hikaye -Miyu'nun hikayesi- ile olan uyumu çok güzel bir ahenk sergiliyor.

Konu dışında Larva-Miyu bağına değinmek istiyorum çünkü izlerken beni en çok etkileyen şeylerden birisiydi.Kesinlikle ''Aşk'' üzerine bir bağ olmadığını belirtmem gerek,aksine bu bağ çok farklıydı aynı zamanda çok da güçlüydü,izlerken bir insanın içinde sığınabileceği birisine özlem duymasına tanık oluyordum ve bu hissin kuvvetini arttırıyordu,ilk karşılaşmalarını izledikten sonra asla kopmayacak bir bağı başlatmanın vermiş olduğu bu güven izlenmeye değer.




Birbirinden bağımsız bölümleri olmasına rağmen benim için sürükleyici bir seriydi ki normalde biribirinden bağımsız bir ilerleyiş sunan yapımsa tedirgin yaklaşırım.İzlediğimde birkaç bölüm var ayrı tuttuğum ki kesinlikle bahsettiğim bu birkaç bölüm es geçilmemeli çünkü o kadar güzel duygulara değinilmiş ki bu bölümlerde insan ister istemez kendisini o bölümlerin içerisinde kaybolmuş buluyor.Karşısındaki olayların bir anime yapımında geçiyor oluşu gerçeğini kabullenebilmesi için bir ara silkelenmesi bu animeyi izlerken yapılacak ilk kurallardan birisi olmalı!

0 yorum:

Yorum Gönder