2 Nisan 2010 Cuma | By: Squaw

Hajime no Ippo


~Dayak yemekten şikayet etmeyen bir lise öğrencisi olan Ippo.
~Sokak çetelerinin kavgasından boksör konumuna yükselmiş Takamura,Aoki ve Kimura.
~Babası boksör olan ve babasının geçmişinde sahip olduğu özelliğiyle,isim yapmak için yanıp tutuşan Miyata.
~Herbiri aynı amacı güden rakipler dünyasından; Volg,Mashiba,Sendo....
~Ve Kamogawa Tayfası'nın (Ippo,Aoki,Takamura ve Kimura'nın) buluşma noktası olan Kamogawa Salonu,bu salona ev sahipliği yapan koç Kamogawa ve en önemli yardımcısı Yagi-chan....

Tüm bu karakterlerin zenginliğiyle bize sunulan,bir ring macerasını düşleyin.Okulunda belalı öğrencilerin,devamlı olacak şekilde hedefi olan Ippo,yine sıradan bir günü (dayak yerken elbette) geçirirken,günlük antremanını yapmakta olan Takamura'nın sayesinde,değişik bir gün geçirir.Aldığı yaraları iyileştirmek için Takamura,Ippo'yu da yanında salona sürükler ve tüm karmaşa o anda başlar.

Ippo için boks sadece dayak atmak olarak görünür ilk izlenim olarak,fakat bu salona kapıdan adımını attığı andan itibaren,daha doğrusu ring hayatının izlerini vücudunda yaşadıktan sonra boks,onun için vazgeçilmez bir şey olacaktır.Karşısına çeşitli bir o kadar da güçlü rakipler çıkacak,bu zaman içerisinde Ippo,her yeni rakibini yenmek için çaba verirken kendisini de geliştirecek ve bize 3-4 yıl içerisinde boksun,onun hayatına yaptığı etkileri büyük bir keyifle sunacaktır.

Tüm bu yaşananları sunarken,sadece Ippo gelişimini izlemekle kalmayacak oluşunuz ise bu seriye dair en büyük artınız diyebilirim.Size,çevresindeki insanların kendini geliştirmesini, aralarındaki o çok özel bir yer olan dostluk terimine uyumunu sunacak,sunmakla kalmayacak yanıbaşınızda herhangi birinin yaşadığı duygusuna kapılacaksınız.Hiçbir karakter size yabancılık çektirmeyecek çünkü gerçek hayattan bize sunulan bireyleri izliyor oluşunuzla,onların yaşadığı heyecan sizi de gaza getirecektir.

RİNG HAYATININ BÜYÜSÜ~~
Neresinden başlasam neyini anlatsam ya da hangi karakterini övsem diye düşünüyorum şu anda izlemiş olduğum bu ikinci spor animesi (küçükken tv.de izlediğim Captain Tsubasa hariç elbette :D) üzerine.Birini övsem biliyorum ki diğeri eksik kalacak,birini kötülesem diye düşündüm ama hala bulamadım çünkü inanıyorum ki kötülüğe dair hiçbir karakter yoktu sadece beni üzen bir sahne vardı ilk olarak değinmek istediğim,eminim Ippo izleyip de kimsenin farketmeden kapatmadığı bir bölümdür.

Dikkat:
Spoiler esintisi~~
Volg ve Sendo maçı,ben bu maçta;
Kemeri Volg'un alması taraftarıydım.Emeklerinin karşılığını elbette her insan hakeder ama verilen çaba sonucu alınan ödül eminim ki daha keyiflidir.
Sendo (her ne kadar sevdiğim bir karakter olsa da) kemeri,kendi çabaları sonucu almış havasında Ippo'ya sunduğu tavırlara az uyuz olmadım açıkçası seriyi izlerken.Keşke kendi çabalarıyla alınan bir kemeri Ippo'ya takdim etseydi de Sendo gözümde daha da yükselebilseydi.
Spoiler durulmuştur~~

Nedense Volg karakterini izlerken hep bir hüzün yaşadım hele onun ilk maçını izleyen Ippo'nun farkettiği yüz ifadesini ben de dikkate almıştım ama nedenini öğrenince de kıyamayacağım bir karakter kategorisine almalıyım diye düşündüm ve öyle de oldu.


Tehlikeli üçlü damgası vurduğum Takamura,Aiko ve Kimura gibi çevremde üç Senpai'm olsun,bir sürü düşmanım olsun eminim sırtım hiçbir şekilde yere gelmezdi.Hele ki Ippo'nun bu tehlikeli üçlüden çektiklerini izlerken acayip keyif almadım değil, çok pardon Ippo-kun~~

Yaşadıkları herbir hatıra,onları yaşanmışlıklarında daha da ileriye götürüyordu ve her şeyi geyiğe vuran Takamura'nın iş başa düştüğündeki karizmasını hiçbir ana değişemem kabul etmeliyim bunu,her ne kadar özünde kendin önemsemeyen,

kendinden de öte çevresini önemsemeyen birisi gibi görünse de aslında,ona yakın olan herbir insana, o kişinin kendisine verdiği değerden daha fazlasını veriyordu,bunun gün gibi açık olduğunu iddia bile edebilirim,bunları yaparken de o kişiyi sonuna kadar destekleyerek ama  bu desteği onu şımartmadan uyguluyordu,işte Takamura böyle bir adamdı benim gözümde,bu nedenledir ki onun ring karizmasını hiçbir şeye değişemiyordum seriyi izlediğim süre boyunca. (Elbette ormanda karşılaştığı ayı boksunu hiçbir şey gölgeleyemez :D )

En sevdiğim karaktere en son değinmek,sık yaptıım bir şeydir; Miyata gibi...Miyata;kendine güvenen,sınırlarını bilen ve her defasında bu sınırlarını aşma amacı güden ve bu konuda,imrendiği kişiliği de izlemekten asla çekinmeyen (tabiki tüm gururunu öne sürerek), karşısındakinin üstünlüğünü de olgunca kabul edebilen bir karakterdi,


tüm bu özelliklerine sahip olmasıyla birlikte,onu az izleyebilmek en büyük işkenceydi yaşadığım bu seride, hele de izlediğim muhteşem ötesi en son maçından sonra,keşke biraz daha Miyata biraz daha Miyata cümleleri ve biraz daha Miyata ayak oyunları sunsaydı bana Hajime no Ippo diye düşünmeden edemiyorum.

Hajime no Ippo mu diyor birisi, Ippo'nun Takamura'ya kızışları mı diyor ya da ''Tehlikeli Üçlü'' mü sahnede,Koç Kamowaga yine Takamura'yı mı azarlıyor,Miyata yine bir maçı sakin köşesinden mi takip ediyor bir gün Ippo'ya karşı kazanacağı amacını güderek ve fonda o ring sahnelerinin Kamogawa Tayfası'nın,bizi gaza getirişini resmeden o muhteşem müzik mi geliyor kulağıma...?



İşte o an benim de kendimi en az onlar kadar enerjik hissettiğim andır ve bu dakikalar seriye dair güzel sahneleri hafızama kazıyacağım anın başlangıcıdır.

2 yorum:

PrinceVegeta dedi ki...

İzlediğim Animeler Arasında Dragonballdan Sonra İkinci Sırayı Alıcağı Kesin 2nci Sırayı Almasaının İki Nedeni Var Boks Ve Takamura :) Yok Öle Bi Adam Aklıma Geldikçe Bile Gülüyorum. NeeeSann İkinci Seriyi Hemen Başla Derim Koparıyo :)

Squaw dedi ki...

Bana da çok keyif alarak izlediğim nadir serilerden birisi hangisi diye sorsalar kesinlikle Hajime no Ippo derim.Bundaki en büyük etkenlerden birisi elbetteki Takamıra'dır zaten seriyi bir boks animesinden çok ötede görüyorum,Takamura nasıl bir karakterse Hajime de benim için apayrı bir seri Takamura'sız bir Ippo serisi düşünemiyorum açıkçası :)

En kısa zamanda izleyeceğim kuzu,hatta çok fazlasıyla merak içerisindeyim keşke 2. sezonu da ilk sezon gibi 76 bölüm olsaydı, hatta daha fazla olsaydı :)

Yorum Gönder