14 Mayıs 2010 Cuma | By: Squaw

Gankutsuou


Hi~mit~su
Orjinal eser olan 'Monte Kristo Kont'u'' romanın 'Bilim kurgu' türünde olmadığını belirtmek isterim,kitapta olaylar o dönemin mistik havasında geçmektedir,keşke orjinal hikayeye uygun dönemde yapılan bir anime serisini de sunsalar bize.

Ay'a keyif amacıyla seyahatlerin yapıldığı bir dönemdeyiz,bu dönemde varlığını hala sürdüren soyluların arasında gezinmemizi sağlayan bir seriye başlamış durumunda olduğumuzu farketmek hiçte zor değil birinci bölümü açıp da ilk saniyelere kendimizi kaptırdığımız 'an'da...

Yaşadığımız dünyanın çok uzağında gibi görünen bu hayatlara sahip Albert ve Franz da,kendi dünyalarının karmaşasından biraz olsun uzaklaşmak adına Ay'a yaptıkları bir seyahata sırasında,'Monte Kristo Kontu' adını kendine etiket olarak seçmiş Dantes'i hayatlarına ortak edeceklerdir.Tanıştıkları bu seyahat sırasında Dantes,onları ilginç bir kumar masasına oturtacaktır çünkü o dönemde bulundukları şehrin festivalinde ilginç bir gelenek vardır;idam sehpaları asillere açık alanda gösteri havasında gerçekleşmektedir.

Dantes'in ilginç kişiliği Albert'in gözünden kaçmaz ve Kont ile arkadaş olmak için can atar ve bu hayali çok zaman geçmeden gerçekleşir,Kont ile güzel bir dostluğa adım atacaktır fakat bu dostluk sandığı gibi huzur dolu olmanın ötesinde,Albert'i daha önce tanıklık etmediği bir yaşama götürecektir çünkü Albert yıllardır çevresindeki bildiği kişilerin gerçekliklerinden çok uzakta yaşamış,asla onların gerçek kimlikleri hakkında bir bilgiye sahip olmamıştır,hatta annesi Mercedes ve babası Fernand'ın bile....

İŞLEMEDİĞİBİR SUÇ YÜZÜNDEN ELİNDEN ALINAN ZAMAN~~
Görüş açımı bamabaşka bir dünyaya çeviren Gankutsuou için bu kadar önemli duygular besleyeceğimden şüphe duyar olmuştum,onu izlemediğim ve hakkında bir şeyler okuduğum tüm bu zaman boyunca,öylesine bir ön yargıydıki benimkisi elim izlemek için asla klasöürünü açmaya uzanmıyordu çünkü yıllar önce o muhteşem Dantes'in intikam tutkusunun her 'an'ına beni tanık eden 'Monte Kristo Kont'u' romanını okumuş ve birçok kez etkisinden çıkamamıştım.

Dantes'in,romanı olsun anime serisi olan Gankutsuou olsun bir kez bile dilinden düşürmediği; 'Gençliğimi,işlemediğim bir suç yüzünden benim elimden alanlardan intikam almak....' tutkusuyla yola çıktığı,'Kont'luk rolünü asla elinden düşürmediği maskeyi sonuna kadar başarıyla takmayı sürdürdüğü her sahneyi ,bunların anlatıldığı her cümleyi içime kazımıştım,nasıl ki bir insan ufacık şeylerden bile içinde intikam duygusunu besliyorsa,Dantes'i de günbegün güçlendiren bu duyguyu taşırken izlemek ya da okumak içimde hep bir şeyleri hareketlendirmiştir.Elbette romanını okurken bazı şeyleri daha da çok içime işlemişimdir çünkü hepimiz az çok biliriz ki bir kitabın görselliğe aktarılışında mutlaka -ufak tefek de olsa- eksiklikler karşımıza çıkacaktır daha doğrusu çıkmayacaktır çünkü onlar mutlaka atlanmıştır ve öylece yerlerinde,kitapta yer alan satır aralarında kalacaklardır.

Belirtmeden geçmek istemediğim bir şey vardır aslında bu seriye dair;kim ne derse desin romanına göre gayet iyi işlenmiş bir yapım oluşuyla,bu güne kadar bekletmiş olmamdan dolayı kendime kızmamı sağlayaşı...Öyle ki ne zaman acaba ikinci izleyişimi gerçekleştiririm diye düşünmeye bile başladım,üstelik bunu geçtim,beni romanını tekrar okumaya itişini görmezden gelme çabası vermeye bile başladım.Herbir karakterin ardındaki yaşama değinmiş oluşu,neden o konumda yer aldıklarına dair yan hikaye havasında verilen yaşanmış hayatların bize sunuluşu,tüm bunların üstesinde Dantes'in,o hayran verici 'intikam hırsını' seyirciye aktarışı,tüm bunları göz önünde bulundurunca bir romana göre çok iyi bir görseli bize sunmuş olmalarını takdir etmekten başka bir şey düşmüyor sanırım bu nokta da....
Görsel bir şölenin sunulduğu düello sahnesini er geç tüm anime severin izlemesi taraftarıyım ya da Dantes'in muhteşem sesiyle,her bölüm başlangıç sahnesinde yer alan "madame, monsieur, bonsoir" kelimeleriyle seslenişini içine işlemesi,bunlardan daha çok 'Dantes Tutkusu'nun sonuna kadar izlenmesi görüşündeyim.Çoğu sitede ona yapılan 'Demon Lord' yakıştırmasının aksine içinde bulunduğu durumu anlayarak,onu tanımanın önemini kavrayabilmek en önemli şeylerden birisi bu bence seriye dair.

O'nu izlemek,O'nun elinden alınan 'gençliği '-boş bir çaba gibi görünse de- geri kazanıyormuş hevesi gütmesine tanıklık etmek,her şeyden öte içindeki tüm neftere tüm intikam duygusuna karşın sahip olduğu sevgileri öteye atmayan bir Demon oluşuyla kesinlikle en iyi Lord idolümdü benim,nede olsa "Edmond, that's my name" diyordu....

Haydee vardır birde,muhteşem Arp ezgileriyle kendini bana tanıtan,Kont'un ''Edmond,that's my name'' deyişine nispetmiş gibisine o da ''Haydee'' olmaktan asla vazgeçmeyen,içinde bulundurduğu tüm güzelliklerini dış aurasına da yansıtabilen,bu yaptıklarıyla benim en sevdiklerim arasında yerini sağlamlaştıran,içindeki 'nefret' dürtüsünün,insancıl duygularını asla köreltmediği ama bunlara rağmen Kont'dan uzaklaşmak zorunda kalışıyla beni hüzünlendiren birisiydi O.Dantes olayından sonra beni en çok etkileyen yaşanmışlığın baş karakteri olan Haydee,ne ilginç çizilmiş oluşu ne de yaşamak zorunda kaldığı 2. hayatıyla ona olan bu sevgimin üstüne geçemez,aksine Dantes için nasıl bir duygu büyüttüysem içimde Haydee için de aynı yer aynı şekilde doldurulmuştur çünkü benim gözümde,O da ikinci bir Dantes'tir....

4 yorum:

suspiciousninjagirl dedi ki...

hemen soruyorum!!!!
sonu nasıldı? benim animenin yarısında uykum gelmeye başladı hold on'a aldım sence devam etmeli miyim doktor?

Squaw dedi ki...

Bence işlenişi biraz farklı olması sanırım sende bu etkiyi yapmış ama ben zaten konuya yıllar önce okumuş olduğum Monte Kristo Kont'u kitabından aşinaydım,tabii anime biraz farklı işlenmiş,en basiti kitap da olaylar o dönemin havasına uygun geçiyor,böyle uzaya filan yolculuk gibi şeyler yoktu ama dediğim gibi konusu güzeldir aslında,sen kaçıncı bölümde bıraktın bilmiyorum ama Kont'un amaçlarını izledikçe ve bu amacına ulaşmak için kurduğu planları gördükçe zekasına hayran kalmamak elde değil zaten en sevdiğim kitap kahramanıydı kendisi,animesinde de aynı keyfi veren bir karakter oldu diyebilirim,sonu güzeldi zaten ben sonunu bile bile izlemiş oldum çünkü kitaba uygun bir gidişatı ve finali vardı :)

Çok uzattım yine,tutamadım kendimi ahahah xD

Susano'o dedi ki...

Kitap veya filmlerden animeye uyarlanan seriler bazen beklentilerimi karşılamıyor malesef. Örneğin Akira Kurosawa'nın Seven Samurai adlı filminden uyarlanmış olan Samurai Seven adlı anime böyleydi. Değiştireceğiz diye bence gereksiz bir hale sokmuşlardı. Başkaları ne düşünür bilmem. Bu anime nasıl Squaw? Kitabını da okuduğun için sana soruyorum. Önce kitabını mı okumalıyım sence?

Squaw dedi ki...

Bence kitabı okuyup sonra animeyi izle Susano'o çünkü senin de dediğin gibi her ne kadar kitaba sadık kalınsa da,olaylar daha yüzeysel işelniyor çünkü animenin bölüm sayısı da oldukça kısa öyle uzunluğa sahip bir kitaba göre,en azından bir 50 bölüm daha olsaymış her konu daha iyi işlenebilirmiş ama anime de kendisini izlettiriyor, bu nedenle animeye de haksızlık etmek istemiyorum,bilemiyorum belki de benim Dantes veya Monte Kristo Kitabı'na olan sevgimden kaynaklanıyordur bu seriye olan sevgim ama en azından Monte Kristo Kontu'nun yaşadığı acıyı ve içinde barındırdığı hırsı izleyiciye gayet güzel bir şekilde aktarabilmişler.

Kısacası sana tavsiyem öncelikle kitabını okuman,hatta kitaptan sonra filmini izlemen (ki ben de daha izleyemedim ama izlemeyi planlıyorum tabii) en son olarak da anime serisini bitirmen,her zaman dediğim gibi keşke bir tane de kitabın o tarihi havasına uyan bir anime yapımı sunsalar bize...

Yorum Gönder