13 Ağustos 2010 Cuma | By: Squaw

Apollon Gölgesinde Bir ''Truvalı Helen''...

23.07.2010 tarihine ithafen...

Uzun süreli uyumanın verdiği uyuşukluktan uyanışımı,2010 yazımın yüzümde tebessüm oluşturabilecek nadir anlarından birisini yazıya dökerek başlangıcı yapmak istedim,anime ve manga türevi yazılarım elbette devam edecek ama açılışı bu günü anlatarak yapma hevesime yenik düştüm sanırım :)


İlk gelişimin ardından yıllar geçmiş,gölgelerin anlamını asla yitirmediği bu yere...




Her şeyin bende yeni yeni şekil bulduğu,o özel yaşın tadını alırken Apollo'ya ilk tanıklığımdı...İkinci gelişim olan bu sefer de her şeyin tadı daha mı farklıydı bilemiyorum,Lol'umun da suç ortağımız oluşundandı belki de bu kez aldığımız o tadın güzelliği...(Sedoşumuz olsa o tat daha yoğun olacaktı eminim ama bu seferlik Lol'la idare etmek zorunda kaldık napalım :p)

16 yaşların sahip olduğu o dönemin getirisiyle kurulan hayallerde ne 'Külkedisi' ne de 'Pamuk Prenses' ve türevleri olmaktı hayalim.Tüm klişelerin aksine benim olmak istediğimdi,'Truvalı Helen',bir Hector'a sahip olmaktı belki de asıl isteğim.Bana az çok tanıklık edenlerin gözden kaçıramayacağı bu tutkumun bir getirisi miydi  'Helen' olma isteğim yoksa bu istek için miydi mitoloji tutkum çözemedim hiçbir zaman.Hangisi,hangisini tetikliyordu bilmiyorum ama yaşadığım 'Nahoş'luğun,Apollon gölgelerinde ikinci kez yaşanan tanıklığın sahip olduğu  bu tadı es geçmek istemedim.


O günü esir alanlardan ne sıcak bizi yıldırdı ne de uykusuzluk...O büyülü geçmişin birçok tanıklığını üzerinde taşıyışıyla herbir sıkıntıyı arka plana iten bir efsuna sahipti.Zaman zaman gölgelerinde kendimize gelişimiz zaman zaman da o gizemli oluşu gibi çekiciliğiyle kendimi ''Helen''in ruhunda buluverişimle,aldığım tadı hala damaklarımda taşırım.Boğucu sıcağa rağmen sunakların kaderine doğru sürüklendiği,yüzyıllardır o mistik kokusundan hiçbir şey kaybetmeyişiyle,bilinmezliğe yapılan tanıklıkla o günü nasıl ne zaman noktaladık,hiçbirimiz farkında bile varamadık bunun.Herbirimizin saklandığı tüm noktalarında kendimizi de oraya aitmiş gibi hissedişimizdi bizi orda alıkoyan.Lol'un bitmek bilmeyen çekimleri esnasında (birde sevgili arkadaşım makineyi unutmamış olsaydı o gün için :p) yaptığımız mitolojik geyikleri ama hepsinden öte üçümüzün de aynı tutkuyu bünyesinde barındırmasıydı 'Medusa'ya karşı hayran bakışlarımıza sebep olan...

Haklı bir kötülüğü bünyesinde barındırmasıyla beni kendine çekerdi aslında Medusa ve Didim'de yer alan söylentiyi taşımasıyla,geleni bir daha kendine bağlayarak oraya zımbalayan 'Medusa Laneti'ydi bence bizim de bir kez geldikten sonra defalarca yılmadan tekrar tekrar buraya doğru yol alışımız.Her gelişimde farklı şekilleri bünyeme işlesem de Didyma kokusunu çektikten sonra,kendinden uzaklaştırmıyordu benim gibi mitoloji tutkusu günbegün artan birisini.Yılan saçlarıyla asıl beni büyülemeyi başarıyordu.Yılan sevgimin kaynağı,'Medusa'ydı sanırım ya da onu hep bir araç olarak kabul ettim.Hangisi doğru seçenek bilemiyorum ama bildiğim tek şey ilk gelişimdeki sevgimin nedenin de,küçüklüğün verdiği hevesin olmadığı gerçeği vardı.



Apollon Gölgesi'ni,ilk defa bu gidişimde yaşadım,daha önceki gelişimin sihrini üzerimde taşımama rağmen üstelik...Ezici sıcaklığa yenilmemek adına gölgelerde kendimize yer edinişimizin ardından,Helen'in gelip ruhuma yerleşmesini ne çok arzuladım kim bilir.Deryoşum ve Lolum'la yaptığımız her diyaloğun altında,bu hevesi de taşımam kaçınılmazdı sanırım.Her şeyi bir kenara attığımız ve kendimizi gölgelerin uçlarına bıraktığımız anda karşıma çıkanın Hector olmayacağı bilincini bünyemde taşısam da ilk gelişimde bile en büyük arzumdu Apollon Gölgesi'nde gezen bir 'Truvalı Helen' olmak...

İkinci kez yaşayıştı belki de küçücük bir alan olmasına inat bünyesinde barındırdığı büyüklükleriyle beni hiç sıkmayan.Sıkmaktan öte ilk heves tadıyla kendimi sunak basamaklarında kaybetmem ve ardından 'Tören Alanı'na yönelişim.'Yalnız olsam bu kadar tat alır mıydım?'' diye düşünsem,kesinlikle ''Hayır!'' kelimesi dökülüverilecektir dudaklarımdan,hiç tereddütsüz dökülüverir çünkü Deryoşum ve Lolum'du bu kezki suç ortaklarım.Bu kez daha farklıydı aldığım tat,öylesine lezzetliydi çünkü bu kez beni daha anlaşılır kılan şeydi gölgelerdeki duruşlarım.

0 yorum:

Yorum Gönder