16 Ağustos 2010 Pazartesi | By: Squaw

''Desem ki'' Diye Fısıldayan Tarancı'nın Deyişinden Sonra ''Yaz Geçer'' Diye Fısıldadı Mungan;


 Bir tek el uzandı masaya,yüzümdeki beklemenin vermiş olduğu asabiyetin esir aldığı ifademi şaşkınlığa çevirircesine,bir tek sayfayı açtı ''Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini....'' diyordu Cahit Sıtkı Tarancı,ilk kez okumanın vermiş olduğu ifadeyle devamını takip eden cümleleri de okuyup noktaladıktan sonra;''Güzel şiirmiş'' dedim. ''Ablamın en sevdiği şiirdir'' dedi,''Peki başka hangi şiirler var sevdiği'' diye döküldü dudaklarımdan ''Tek sevdiği şiir'' dedi ve sonra ''Peki senin 'tek şiirin' hangisi...?''

 O an -haftada birisi roman birisi de şiir kitabı olmak üzere iki kitap bitiren ben için- yıllardır farketmediğim bir şeyi getirmişti aklıma, birçok şiirin içinden 'tek' olan hiçbir şeyim yoktu.Oysa ki o da ilgilenmeyen birisiydi bu tür yazılarla ama işte o sayfayı açtı,kitabı önüme bıraktı,o söylemese de okuyacağımı bildiği için hiçbir kelime sarfetmedi ve bitirdiğimde hiç zorlanmadan, yapmaktan da hiçbir zaman usanmadığım gülümsememi takındım,az önce asabiyetin gelip de yerleşmiş olduğu yüzüme ve yapacağını yapmıştı yine...





Yağmurun,günü esir aldığı ve tüm sesleri kapatıp da müziğimde de verdiği komutu uygularcasına arka fondan gelen ''Listen to the Rain''  (dinlemekten asla yılmadığım nostaljiklerimden) şarkısı eşliğinde yağmurun beni tutsak edişine göz yumuyordum, koca ofiste bir başıma kalmış olmanın sıkıntısıyla ordan oraya dolanmak yerine güzel ve bir o kadar da anlamlı yağmuru dinlemek,izlemek daha da önemlisi hissetmek en güzeliydi.Yıllar önce farkettiğim ama hala ''tek'' kategorisine koyamadığım şiiri arayışımı bırakmıştım.Ofisin bir köşesini kitap köşesi haline getirdiğimizi hatırladım,hukuk kitapları değil elbet bahsettiğim.Bir şey beni çağırırcasına kapakları açtım ve tüm kitapların tekliğinin yanında 'O'nun çift oluşu gözümden kaçmamıştı,nedenini öğrenmek istercesine iki kitabı da kurcaladım daha okumaya başlamadan.Birinde ilk sayfada özel bir not vardı,okumadan kapattım.Aradaki bağın simgesi olan bir obje konumunda olduğunu çok sonradan öğreneceğim kitabın kabına döndüm,'Yaz Geçer' demiş Murat Mungan,oysaki kışın tam göbeğindeydim.Bulunduğum ironiye gülümsedim kendi kendime,ilk onu okuma isteğim kabardı birden ve açtım,beni ilk kelimeleriyle buluşturacak ''an''a adım atarak okuduğum;


''Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin.
Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
....
Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
Çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
Gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
Çağrışımlarla ödeşemezsiniz
Dışarıda hayat düşmandır size içeride odalara sığamazken siz, kendiniz.
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla...'' kısmına sesli olarak eşlik ettiğimi farkettim ve kabında 'Yaz Geçer' diyerek bana 'Merhaba' diyen ama mısraların başında sessizce fısıldaşan Mungan'ın yanında, ''Yalnız bir Opera''da buluverdim kendimi ve eşlik etmeye devam ettim;

''...uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim...

Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri...

Ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi...

Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için...''




O güne dönme isteğim kabardı yaşanan bu ''an''da,bu kez o tek eli uzatan ben olmak istedim ve uzatıp o sayfayı açarak,kelimeleri sarfetmeden işaret parmağımı uzatarak sadece okumasını diledim,geç kalınmış zamanı yaşama isteğiydi benimkisi.Zamanın esir aldığı beni bu kez Mungan esir almıştı,okudum,okudukça daha da okuma isteğim geldi,daha da okudum ve hala okumaktan usanmadım.Kimseye uzatmadım da aynı zamanda sadece kendimi bulmak ya da bir şeyleri hatırlamak adına uzanıp yerinden aldım çoğu kez.Şu an var mıdır o elin uzandığı bir başka masa bilemiyorum ama benim uzandığım tek yer ''Yaz Geçer'' dünyasıdır bilirim çünkü ''Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım...'' dedim aynı anda Murathan Mungan'ın fısıldayışına eşlik edercesine...

0 yorum:

Yorum Gönder