23 Ağustos 2010 Pazartesi | By: Squaw

Fruits Basket (Manga)

Sonunda tüm heveslendirmelere yenik düşüp noktalayabildim böylesine muhteşem olan bir mangayı. Anime serisini izlemiş olduğumdan dolayı az çok konuya hakim olmanın verdiği rahatlıkla ilerlerken, manganın animeden koptuğu noktaya ulaştığımda bu rahatlığın gereksiz olduğuna karar verdim çünkü beni düşündüğümden de öte güzellikte bir ilerleyeşin ve finalin beklediğini hissetmeye başlamıştım.

''Uzun, uzun zaman önce Tanrı, bir akşam yemeğine hayvanların hepsini davet etmeyi kararlaştırdı ve hepsine seslendi "Yarın gece sizi eğlenceye bekliyorum, geç kalmayın..!" dedi...

 
Yaramaz Fare, haberi duyduğu zaman, komşusu kediye bir numara oynamaya karar verdi. Fare, Kedi'ye parti'nin yarından sonraki gün olduğunu söyledi. Ertesi gün hayvanların hepsi kutlama için sıralandı. Fare, partiye ineğin üstüne binerek geldi. Herkes aptal kedi dışında harika bir zaman geçirdi. Kedi tüm şeyi kaçırdı...''

Anime serisini izleyenlerin bildiği üzere ana konu Çin Zodyak Takvimi'ndeki 12 hayvanın lanetini bünyesinde taşıyan Sohma Ailesi üzerine kurulu. Küçüklüğünde yukarıda bahsi geçen hikayeyi dinleyerek büyüyen Tohru, annesini trafik kazası sonucunda kaybetmesi üzerine -büyük babasının da akrabalarında kalacak olmasından dolayı- şahsa ait bir arsada çadırda yaşamını sürdürmeye başlar. Yeni yaşamının başladığı dönemde bir gün,küçüklüğünden beri hayranı olduğu 12 Çin Zodyak Takvimi üyelerine ait,maketlerin yer aldığı bir evin yanından geçmektedir.Bu esnada evin sahibi olan Shigure çıkar karşısına ve bu hikaye üzerine sohbete dalarlar,bu esnada arkadan gelen sesle irkilir Tohru çünkü gelen sesin sahibi,okulunda kimseyle konuşmayan 'Okulun Prensi' lakabı verilen Yuki Sohma'dır. Gelişen bu olaylardan ve yaşanan birkaç şeyden sonra Tohru da bu eve,ev işlerini yapma konusunda anlaşarak yerleşir ve zamanla köpeğin lanetini taşıyan Shigure,farenin lanetine hapsolmuş Yuki (hamster'ım benim)ve bu aile tarafından farenin oyunuyla 'Tanrı'nın Ziyafeti'nin dışında kalmış olan kedinin lanetine sahip Kyo ile birlikte yaşamını sürdürecektir.Çok geçmeden Tohru, Sohma'ların taşıdığı laneti öğrenir çünkü laneti taşıyan bireyler karşı cinsle kazara bile olsa sarıldıklarında ya da heyecanlanıp,ortama ayak uyduramadıklarında lanetini taşıdıkları hayvanın şekline bürünmektedirler,üstelik geri dönüşleri tamamen çıplak şekilde gerçekleşmektedir...

Olay bu kadar basit gözükse de aslında aile bireylerinin herbirini tek tek tanıdığımızda ve içinde bulundukları dramlara tanıklık ettiğimizde manganın,anime yapımından çok daha ötede olduğunu hemen farkedebiliyoruz. Zaten anime serisinde mangada yer alan karakterlerin hepsiyle-12 hayvanın lanetini taşıyan bireylerlerle- tanışamıyoruz,anime yapımının en eksik olduğu yönlerden birisi bu.Manga da ise her şeye olabildiğince uzunca tanıklık edebiliyoruz üstelik Akito'ya bile üzüldüğünüz bir an gelebiliyor.

Konuyu pek deşmeye niyetim yok aslında çünkü animesinden daha önce bahsettiğim için mangaya sadece kısaca değinmek niyetim.Herbir karakterin bünyesinde taşıdığı dramı daha doğrusu lanetin ağırlığını ve lanetin,onların gelişiminde olan iyi ya da kötü etkilerini okumak,okumaktan ziyade onlarla yaşamak manganın en iyi yönüydü bence.Çıktığı yıl olan -yanlış hatırlamıyorsam 2007 yılı- Guinness Rekorlar Kitabı'nda 'En Çok Satanlar'da yer almayı sonuna kadar hakettiğine inanıyorum.Tv serisinden ayrı olarak bize sunulan karakterlerden Rin'i ayrı bir sevmişimdir, bilemiyorum belki de atlara karşı olan özel ilgimden geliyordur bu sevgi ama öyle bir asaleti daha doğrusu asabiyeti bir atın üzerine kendiliğinden gelip yerleşmiş hırçınlığını taşıyordu Rin,ergenliğimdeki kendimi gördüm Rin'de.Her şeyi bir kenara atan ve hırçınlığını öne sürerek gerçek duyularını gizleyişi,öyle bir hale geldiğinde de kendiliğinden,muhteşem bir at şekline dönüşümü...


İşin asıl güzel tarafı mangada,seride kafamızda kalan birçok soru işaretinin hatta hepsini cevaplanmış olmasaydı,hele o muhteşem finale ne demek gerek,bir insan hemen hemen bir manganın her chapter.ında ağlar mı,okuduğu Furuba ise evet diyebilirim sadece. Çok manga geçmişim yok,hatta uzun soluklu olarak sabıkam hemen hemen çok azdır ama ne kadar artsa da Furuba'nın bendeki yeri değişmeyecektir eminim,nasıl değişsin,onlarla birlikte başladığım lanetin izlerininin ağırlığını onlarla birlikte taşıyıp,kendimi de bir Sohma kabul ettikten sonra....


Karakterlerin gelişimi,zamanın ilerleyişini,lanetin neden hepsini esir aldığını ve Tohru ile Yuki ve Kyo'nun ortak geçmişine tanıklık etmenizi öneririm,hatta ondan öte mangaya hemen başlayıp da Tohru'nun efsanevi annesi  ile babasının geçmişine tanıklık edin derim,okurken gözyaşlarımın kendiliğinden aktığını farkettim ve bunu yaşayan sadece ben değilmişim, bu ana böyle tanıklık eden birçok severi varmış oysa...

5 yorum:

daggra dedi ki...

harika bi anime. bazen çaktırmadan eşcinsllik yapıo adiler:) olsun ben ona da güldüm. hele ki momijiii:) yer misin sıkıp suyunu mu çıkarırsın tatlılığından:)

Squaw dedi ki...

Serisini izleyeli çok oldu ama mangası apayrı güzel,animeyi sevdiysen bence mangaya da el at bir an önce,ben bu zamana kadar beklettiğime nasıl da pişman oldum mangayı noktaladığımda bilemezsin :)

Ha Momiji dendiğinde aklıma,hep o kaplıcadaki şarkısı gelir ama o şarkı ne kadar şirin ve sevecen bir şarkı olsa da Momiji dramını öğrendikten sonra seriyi 2. izleyişimde nasıl da ağlamıştım,aklıma geldikçe hala ağlarım,ayrıca mangayı okuduktan sonra Momiji sevgim bir kat hatta katbekat arttı diyebilirim,okuduysan ne demek istediğimi hemen anlayacaksındır eminim :)

daggra dedi ki...

o sıralar anime ile yeni haşır neşir olduğum zamanlardı. ilk gözağırlarımdan biri diyebilirim:)
mangasını okumadım. şu sıralar da bakabileceğimi zannaetmiyorum:( ilerde belki.

teru teru momiji:)
http://www.youtube.com/watch?v=1Lnos1gSzvw
yenmez mi bu:)
yutup açamıosan anlatırım ayarları, yaparız bi kolaylık;)

Squaw dedi ki...

Link için teşekkürler,açamazsam haber uçururum sana hemencecik merak etme xD

Mangadan bahsettim çünkü Momiji'nin gelişimi acayip işlenmiş,zaten karakterlerin zaman gelişimini çok güzel yansıtmışlar hem çizim olarak hem de kişiliklerindeki olgunlaşma olarak, zaten Momiji-Tohru arkadaşlığı hep özendirmiştir beni manga boyunca,öyle şeker bir dostum olsaydı keşke yanımda bir tane,onun gibi dostlarım yok mu var elbette ama fazlası zarar getirmez,aç gzlülüğünde bu kadarı işte :)

Teru teru Momiji,ha süper ;)

daggra dedi ki...

rica ederim;)

Yorum Gönder