Anime arkadaşlarımın -çevremin- yerlisi olsun yabancısı olsun anime listeme göz attığı her defasında, ''Listende neden D Gray Man yok ?!'' diye diye beni her defasında utandırdığından mıdır yoksa Shounen serilere olan sevgimden midir bilmem bünyeme katmayı istediğim serilerden birisiydi D-Gray Man.
Her seferinde izlemeye yeltendiğim ama uzunluğuyla gözümü korkutuşundan olsa gerek klasöre uzanan elim,o klasörün altında ya da üstünde kalan klasörlere yönelerek daha az bölüme sahip serilere gitmiştir,iyi ki de gitmiş.Bünyeme kattım da iyi ettim sanki bu saçma seriyi.İzlediğim Shounen yapımlar içinde kötü kısımda yer alabilecek ve bunu büyük bir başarıyla götürebilecek serilerden birisi.Bir kez daha Kenshin hayranlığımı tetikledi,her defasında izlediğim saçma Shounen yapımlarından sonra Kenshin hayranlığım nasıl artmaktadır bilemezsiniz.Ahhh ahhh,nerelerdesin Kenshin....
Bir türlü alt edilemeyen Milenyum Kontu ve ona karşı koymaya çalışan birçok sayıda üyeye sahip Kara Emir Karargahı ve burda görevli olan Ruh Kovucular.Hepsi de klişe Shounen karakterlerinin simgelendiği Ruh Kovucu'lar,her savaşta yeniden düşüp yenilen ama bir türlü yok edilemeyen Noah Ailesi,bunlara karşı büyük mücadeleler veren ama bir türlü o ilerleyişlerinin karşılığını alamayan Ruh Kovucu topluluğu ve herbir Ruh Kovucu'nun kullandığı özel bir silahı bünyesinde saklaması...
Bir de diyaloglardan ortada dönen arada da izleyeneni bayan kelimeler topluluğu var. Serideki amaç neydi,neden dövüştüler çok basit ya da aranan kalp olayının kimin bünyesinde saklandığını anlamak hiç de zor değil.Dedim ya klişe Shounen serilerin tüm bilinenlerini bünyesinde barındırıp da 103 bölüm yerinde duran bir yapım olma özelliğiyle ayrı yerde duracak bir seri oldu sanırım.Hala anlam verebilmiş değilim neden bu kadar üst seviyede tutulan bir yapı. Sanırım Bishi sever hemcinslerimin ya da karanlık atmosferin izlediği animede aradığı tek özellik olması gerektiğini savunan izlerlerin parmağı büyük bu işte.
Karakterler dünyasında ise o kadar bolluk içinde bir iki tane mi sevilir?!Hem de öyle aşırı göz önünde duran güzelim -daha doğrusu karizma betimlenmiş- karakterlerin yanında,evet sevilir izleyen bensem hem de öyle bir sevilir ki gözüm ne Kanda'yı görür ne de Tyki'i,gözüm sadece Krory ve Bak'ı görür, hem de Anita-san'ı.Krory ne zaman bünyeme işlendi o zaman başladı onunla ilgili sahnelerin gelme sabırsızlığı, belki de beni en çok eğlendiren kişi olmasından dolayıydı bu bekleyişim.Anita-san ne zaman devreye girdi bilemiyorum hiç,ne zamandır özlediğim bir kadının o üzerinde eğreti durmayan asaleti taşımasını onda gördüğümden olsa gerek kendisine olan sevgim.
Şimdi düşündüm de bu yazıyı yazarken,daha doğrusu seriyi izlemeye başladığım andan beri neden aklıma illa Kenshin geliyor?Ben ne çok severdim Rurouni Kenshin yapımını,oysa ki her izleyen için öylesine sıradan diye söz edilir Kenshin,eskiliğinden olsa gerek çoğu izlerin şans vermeden geçip gittiği bir yapımdır.Kimin için ne anlam taşır bilemem ama benim için 'efsane' kelimesinin sözlük karşılığıdır 'Kenshin', Shounen dendiğinde cevabım 'Kenshin'dir,Kenshin dendiğindeyse 'Shounen'dir.Güya ben D Gray Man yazmaya gelmiştim buraya değil mi?Sanırım Kenshin yine aklımı çeldi,belki de D Gray Man'e haksızlık ediyorum bilemiyorum ama böylesi sevmediğim halde neden izledim peki?İşte sorunlu bir izleyici olaraktan bu merak işi bana da bunu yaptırıyor,hepimizin bildiği üzere insanın başına ne gelirse meraktan geliyor.Benim de bugünlerde başıma gelen D Gray Man'di sanırım. :P


4 yorum:
Öncelikle bu güzel yazıyı yazdığın için teşekkür ediyorum. Bu herkesin ölüp bittiği seriye ben de geçen yıl başlayıp yarısında bırakmıştım. Anime o kadar sıkıcı ve karanlıktı 2 bölümde bir uyumaktan kendimi alamıyordum. Ben 40larda bırakmıştım, dediklerine göre 50den sonra çok güzelleşiyormuş seri. Bazen bazı animeleri yarım bırakırım ama aradan en fazla 1 2 ay geçer sonra sonunu getiririm, nedense benim de senin gibi bu seriyi bitirmeye elim gitmiyor hala.
Bitirmeden bir şey diyemem ama şimdiye kadar izlediğim yerine kadar bishi karakterlerinden başka elle tutulacak bir konusu olduğunu düşünmüyorum belki de bize hitap etmiyordur. Kenshinle kıyaslamak iyi mi bilmiyorum farklı klasmandalardır belki, yine de kenshine eş değer anime bulmak biraz zor.
Bitirince yine gelir yazarım bu yorumumun altına bakalım ben ne düşüneceğim :)
O karanlıklar 103 bölüm boyunca devam ediyor Enda'cım hiç dert etme hatta öyle bir noktaya geliyor ki sanki elektrikler kesilmişte kapkaranlık bir odaya hapsolmuş gibi hissediyorsun kendini xD
Açıkçası ne 50 bölüm ne 60 ne de 70...Ben hiçbir fark hissetmedim bir önceki bölümden sonraki geçtiğim yeni bölümde bile,uyukladım ve uyuklamaya devam ettim 103 bölümü noktalayana kadar...
Evet belki Kenshin'le kıyaslanmaması lazım ama nedense özellikle bu seriyi izlerken,Kenshin isteğim çok kabardı hatta bölüm aralarında haricide elimin Kenshin klasörüne gidip de sevdiğim 1-2 sahneyi açıp da izlerken buldum, o yüzdendir canım yazıya Kenshin'i de eklemem yoksa Shounen özelliğinden başka ortak yönleri yok çünkü Kenshin'İn tırnağı olamaz bence D-Gray Man ama severlerine de saygım sonsuz,sonra Kanda'cılar basmasın bloğumu :P
Neyse canım,bence sen izlemek için hiç ama hiçççç acele etme,seriyi noktaladığında da yeni yorumlarla bekliyorum dönüşünü :)
Doğrusu bana göre, D.Gray Man mangakasının hastalığı ve bilek sakatlığı olmasaydı en iyi anime ve mangalardan biri olabilirdi. Animesinin konsepti çok ilgi çekiciydi :D Özellikle Noahlar ve Allen-Yuu kavgaları. Mangası güzel bi hikaye hattıyla devam ediyor ama kabul etmek gerek, çizimi biraz kirli olmaya başladı. Ama olsun, palyançolar için devam etmeliyim, etmeliyiz! T.T
Nedense konusuna bir türlü ısınamadığım bir anime oldu D Gray Man.Egzotiklik adına karanlık atmosferin biraz abartıldığını düşünüyorum. Artı bana göre karakterleri de pek orjinal değildi, bildiğimiz çoğu Shounen yaşımında karşılaşabileceğimiz karakteristik özellikleri olan öylesine yaratılmış türdendi diye düşünüyorum.
Severlerine saygım sonsuz ama benim için bu sevgisine göre sınıfta kalanlardan biri oldu. :P
Yorum Gönder