18 Eylül 2010 Cumartesi | By: Squaw

If Only

Uzun süren zaman aralığından sonra yeniden film hayatıma,'Merhaba!' dediğim bir filmle açılışı yaptım birkaç gün önce,daha doğrusu tesadüfi izlemiş olduğum sakin ama bir o kadar güzel gidişata sahip bir filme yer vermek istedi bu bünye,çok şey beklemediğimden belki de bilemiyorum ama seyirlik kriterimde yer verebileceğim bir yapımdı.

Bir taksi şoförünün;''Nerde kalacakasınız, içeride mi dışarı da mı? '' sorusuyla,hayatın neresinde bulunduğunu anlamaya çok geç kalmış olan ve sahip olduğu Sam'e,''If Only'' deyimini sunan Ian'ın hikayesine,1 saati aşkın bir zaman diliminde tanıklık ettiğim bir filmdi If Only.

Adından da anlaşılacağı üzere yaşanan bir günde,ayda,yılda ya da hayatımızda sahip olduğumuz her an'ı 'Keşke'lerle doldurmanın saçmalığını sunuyor ve bu ifadeyi sık kullanan bir kişinin sahip olmayı isteyeceği bir günü yaşatıyor.Belki de Sam'in,en içten şekilde dilediği,birlikteliklerinin her gününü anlamsızca geçirmek yerine ''Keşke'' diyerek başlayıp da ''...tüm ömür yerine,tek bir güne sahip oldukları ve bu tek günü de hiçbir şeye kafa yormadan, birbirlerine sunmalarını!'' yaşatıyordu ve Ian'ın,''İçeri mi dışarı mı?'' teklifine vereceği cevaptı tanıklık ettiğimiz.

Ian,işkolik ve nasılsa her an yanında diye düşündüğü Sam'e gereken özeni göstermeyen bir erkek,Sam'se okuduğu keman bölümünden yeni mezun olacak bir müzisyen,aynı zamanda da Ian'a olan sevgisi altında ezilen  aşık bir kadın.Hayatlarını değiştirecek olan taksi şoförünün devreye girmesi de mezuniyet gününü gelip buluyor. Mezuniyet konserini layıkıyla tamamlayan Sam ve o günü yani konserini, kendinin hatırlatmasıyla farkeden Ian yine tüm ilgisizliğini Sam'e sunar. Göstereceği ilgisizliğe ait bu günde Ian, hayatında ''Keşke'' terimini, kullanmanın vereceği o yüke ait en önemli günü noktalamaktadır aslında...

Biraz ''The Butterfly Effect'',biraz ''Siliding Doors'' esintisi sunuyordu bana biraz da gerçekliğin esintisini.Ian,gerçeklikte tam anlamıyla  ''Hödük'' diye etiketleyebileceğim bir erkek ırkından ama yine de bulunduğu durum üzüyor izleyeni.Sonunda yaptığı şey için,biraz fedakarlık biraz pişmanlık diyesim geliyor ama yine de iyi miydi kötü müydü karar veremiyorum hangi tarafta olacağıma.Biraz şarkısını dinlemenin yardımı dokunuyordu seçeceğim taraf için ama yine de kararsızlık etkisini sürdürüyor hala.

Ana karakter diyebileceğim sadece 2 kişi,mekan çeşitliliği desem yok denecek kadar az (o sevimli ev dışında),aksiyon deseniz sıfır kategorisinde ama yine de etkilemeyi başarıyor mu diye soru işaretini taşıyacak olursanız düşüncelerinize,taşımamanızı önerebilirim gönül rahatlığıyla.Sakin bir o kadar da gidişat için meraklandıran bir filmdi,sahip olunan havasına bir lafım yok zaten,nasıl olsun,mekan kullanımı konusuyla kendine hiçbir söz ettirmeme hakkını kazanıyordu çünkü.Ian ve Sam çiftinin,esintilerini bıraktığı o evi ve evin bulunduğu sokak bir an için İngiltere'de yaşama arzusuyla kaplattı tüm benliğimi.Son bir iki gündür de 'If Only' dedirten şey oldu bana bahsettiğim o sevimli ev ve bulunduğu sokak,ben de filmden nasibimi alanlardan oldum sanırım :P

0 yorum:

Yorum Gönder