18 Eylül 2010 Cumartesi | By: Squaw

Hayatın 'Rastgele' Getirileri...

Karşı Cinse Rastgele Atılan Terliğin Verdiği Keyif ve Yıllar Sonra Gelen Bir Gülümseyiş!!!

Geçmişin hayaletleri uğruyor bugünlerde yaşamımın pencerelerinin ardından sızarak içeriye doğru,hiç istemediğim konukları ağırlamakla meşgulüm bu günlerde...Geçmişin hayaleti demişken,birisi daha geldi kapımı çaldı,hayalet diyemeyeceğim birisi aslında çünkü ne geçmişte ne de şu an varlığıyla bana huzursuzluk vermeyen birisiydi,sadece geçmişte çoçuksuluğun verdiği negatifliğe sahiptim kendisine karşı,belki o daha pozitifti bana karşı ama ben bir türlü pozitif duygular taşıyamadım,tüm bu geçmişten gelen negatifliğine karşın bu kez yüzümde tebessüm oluşturmayı başaran nadir hayaletlerdendi, ünlü senaryomuzun baş aktörüydü ne de olsa.

Her yaz geldiğimiz bu yerde,kendi evimizde geçirdiğimiz ilk yazın hayaletlerinden birisini gördüm birkaç gün önce,aradan geçen birkaç yılın üzerine üstelik.O andan beri,birbirimize tek kelime dahi etmediğimiz, karşılaştığımızda da birbirimizle göz göze gelip de -yanımızdakilerden çekindiğimiz için miydi yoksa geçmişte yaşanan şu terlik mevzusu muydu bizi tutan bilmiyorum ama- içten içe birbirimize gülümsediğimiz bir andı ve aramızda yıllar sonrası gerçekleşen tek diyaloğumuzdu...

İlk arkadaşlıkların kurulduğu ve her şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştığımız bu yerde,geçen günlerin havasına sahip bir dönemdi. Birçok grubun birlikte hareket etmek için tek ama oldukça büyük oluşturulan bir topluluğun içerisinde yerimi almıştım ben de;bunların getirisi olarak da içlerinden kendine en yakın hissettiklerini ayırırsın,gruptaki her bireyin yaptığı doğal bir şey olarak.Ahmet'i ayırmıştım ben,farklı olarak elbette,yani karşı tarafta öylesine görüşeceklerim arasında yerini alacaktı benim nezdimde çünkü büyüse de ergenliğin tüm getirisi olan saçmalıklarından arıtamamıştı bünyesini ve bir bayanı rahatsız edecek ne varsa,hiç çaba sarfetmeden döküveriyordu ortaya.


Öyle bir zamanda voleybol oyunumuzu kurmuştuk yine,denize girmeden önceki zamanda sahilin en güzel vaktini bünyesinde barındırdığı 18:00/19:00 saatleri arasında,oynayıp da denize girmenin haklı sebebini yaratacaktık çünkü bedenimizde.Sahilin tam ortasında başlarsınız o anda oyuna ve çevresinde ne kadar tanıdık tanımadık akranlarınız varsa size,bulunduğunuz gruba dahil olur sanki aylardır hatta yıllardır tanıyormuşçasına sohbete bile dalarsanız zaman zaman,aslında bu durum çapkınlığa heves eden ergenlerin kaçınılmaz fırsatıdır ama başarılı olurlar mıydı orası şüpheli xD.Bazen voleybol diye niyetlenirsiniz ama yaşınızı önemsemeden,küçüklüğünüzde oynadığınız yakartop,istopvari topun aracı olduğu ne kadar sevdiğiniz oyun varsa oynarken buluverirsiniz kendinizi ya da sadece erkeklerin yer aldığı kızların da çene çaldığı ve bu kez de şenzlongları alet ettikleri uzun eşek vardır günü noktaladıkları o dönemlerde.


Oyunumuz başladı,benim bir numaralı ergen de oyunumuza dahil oldu,direk karşımda yer alarak üstelik hiçbir şekilde görmeyi arzu etmediğim o saçmalıkların ve tüm aptallıklarının barındığı gülümsemesini takınarak hem de...Daha fazla katlanamamanın getirisi ve birazdan,tatillerinin geri kalanı için Bodrum'a gidecek olan Cenkler'i bahane ederek,oyundaki konumumu terk edip yan tarafta yerde kurulmuş grubuma dahil olmuştum,daha mı kötü olmuştu hala düşünürüm bunun üzerine çünkü üzerime bilerek atılan topların sinirini depoladım bünyeme o an.Susmanın da işe yaramayacağını anladığım bir nokta da patlayıvermiştim;benim de o dönemdeki yaşımın getirisi olan çoçuksuluğumun verdiği enerjiyle.Ne yapsam gereksizdi çünkü o an,erkek ırkını gözümde baltalayan örneklerden birisi vardı karşımda ve bunu çok başarılı bir şekilde de sürdürebiliyordu. Hiçbir şeyin işe yaramayacağını anladığım o noktada ise elime ne geçirsem de kafasını delsem düşüncesiyle,ona fırlatılmış bir terliğin çok sonra farkına vardım,kendimi o ana öyle kaptırdığımı farkedememişim bile...Etrafta o an oluşan sessizliğin ardından kendiminde dahil olduğu kahkaha bonbardımanın girdabına dahil olmuştu herkes,Ahmet dışında elbette (hala gülmekten kendimi alamadığım bir sahnedir).


Hesapsızca söylenen sözler,yapılan en saçma davranışlar,gereksiz diyaloglar,ortaya konulan arkadaşlıklar ve alnın ortasına gelen o beklenmedik terlik...Plaj terliği deyip geçmeyin sakın,parmak arası olsa da öyle plastik malzeme değildi o dönem kullandığım,Ahmet'in şansına :P Ortamın normale dönüşünden sonra Ahmet'in o anki gözlerinin ifadesinden anlamaya çalıştığım şeydi malzemenin sertliği mi yoksa yaşadığı şaşkınlık mıydı onu bu halde bırakan,hiçbir zaman öğrenemediğimiz bir şeydi bu.Ne olursa olsun bir erkeğin yiğitliğini sergileme mücadelesi veriyordu o an ve ilk kez bir ergenden çok büyük bir erkeğin varlığını gördüm kendisinde,belki de benim sayemde bir nebze de olsa büyümüştü Ahmet *huhu* / O dönemde,günlerce aramızda dönen bir sohbetin temel kaynağıydı yaşanan bu olay,beraber vakit geçirdiğimiz arkadaşlarımızla ve her bahsedişimizde hırsımı alamamış olmanın etkisi olacak ki yaşanan bu olayın,gece gerçekleşmesini dilediğimi ne çok sözcüklere döktüm kim bilir çünkü o alna gelen şey topuklu bir ayakkabı olacaktı,terliğin ağırlığı onun yanında daha bir hafif kalacaktı biliyorum.

Yaşanan o an' dan sonra ne kadar süre karşı karşıya gelsek de hiç konuşmadık birbirimizle,tesadüfi anları paylaşmak zorunda kalsak bile görmemezlikten geldik birbirimizi her defasında,mecburi aynı anı paylaşmak zorunda kalsak bile ya o terk etti konumunu ya da ben.Yıllar geçtikçe de görmedik zaten birbirimizi,belki de 4-5 yıl olmuştur görüşmeyeli.En son birkaç gün önce göz göze geldik aradan geçen birkaç yıl sonrasında ve arada yaşanacak olan tek diyaloğu sunduk;sakin ama içerisinde bir sürü anlam barındıran sade bir gülümseyişti. Birbirimize baktığımız anda da direk 7-8 yıl öncesi gelen bir duygu yayıldı tüm benliğimize eminim,bir erkeğe öylesine atılan ama şans eseri tam alnının ortasına isabet eden terliğin verdiği keyifti o diyaloğu yaratan,şimdi düşünüyorum da yüzümde tebessüm oluşturan şeyi,o anki atılan terliğin keyfini daha yeni çıkartıyordum eminim ve bu gülümseme o keyfin eseriydi ama hepsinden öte bu sonucu hissettiğim andan itibaren,''nişancı bir ruha sahipmişim!' diye söylenirken buluyorum kendimi ve  gelip de yüzüme yerleşiveren o tebessümü yakalıyorum zaman zaman  :)

0 yorum:

Yorum Gönder