29 Eylül 2010 Çarşamba | By: Squaw

''Re-'' Ekseni

'R' hakkı değil elbet bahsettiğim, günlerimi tekrarlığıyla dolduran yaşanmışlıklar,insanlar ya da animelerle geçirmekteyim bu ara,azıcık İngilizce parçalayayım dedim (wizardsky kulakların çınlasın, bugünlerde feci sarasım var sana ve seninle olan ticari ortaklığımıza :P),aslında hiç sevmediğim bir şeydir güzelim şekilde gidişata sahip bir Türkçe yazımının içine sokulan yabancı kelimeler, ne güzel bir dilimize sahipken ama illa yaparız bunu değil mi,ben bile yaparım yeri geldiğinde farkında olmadan,bu noktada kendimden bile nefret ederim aslında çünkü çok amaçsız çok gereksiz gördüğüm bir şeydir,neyse amacım bunu eleştirmek değil aslında, dediğim gibi bazen heveslendiğim bazen de kaçmak istediğim şu 'Re-'lerin dedikodusunu yapmak istediğim.


Elimdeki Türkçe çevirisi tamamlanmış ne kadar anime varsa noktalamış bir vaziyetteyim bu ara,İngilizce çevirisi olanları izlemekle meşgulüm ama ablamla izlemenin keyfini vermiyor maalesef tek başına izlemek, doğal olarak da onun bir ara anime dünyasına sırtını döndüğü bir dönemde,tek başıma izlediğim ne kadar anime serisi varsa onlara dönüş yapmış durumdayım sevgili ablam sayesinde ama olsun bu kez daha keyif verici bir izleyiş oluyor nede olsa sıcağı sıcağına eleştirmek ya da izlediğimiz serideki bir geyiği sıcağı sıcağına aramızda döndürmek gibisi yoktur.Bu 'Re-'ler sadece animelerden ya da 'Ayak İzlerim'i bıraktığım yerdeki çok sevdiğim hayaletlerden oluşsa keşke ama işte öyle olmuyor maalesef,ne kadar geçmişimde onlara verdiğim dostluğumu ya da arkadaşlığımı heba ederek beni hiçe sayan kişi varsa gelip buluvermiş beni Facebook'da birkaç gün önce,elim de kararsız şekilde bir kabul etme bir de iptal etme butonuna gidip geldi, insanlara her zaman -daha doğrusu hatasını anlayan insanlara- ikinci bir şans verilmesi taraftarıyımdır özellikle de dostluk kavramında çünkü 'Özür' dileyen insan -ki gerçek bir özürse dilediği- yaptığının bilincine varıp o olgunluğa erişmiş kişidir benim gözümde.Bugüne kadar yaşadıklarımdan çıkardığım bir ders de budur benim için,özlellikle de özür dilemesini biliyorsa karşımdaki o hakkı yani ikinci bir şansı sonuna kadar hakettiğine inanıyorum,tabii aynı hatayı yenileyene kadar.Facebook da bu hayaletlerden kaçmak için 'arama özelliği'ne kapalıdır profilim yani ya mail.i bilmesi gerekiyor ekleyen kişinin ya da arkadaş listemden bulması,3. bir seçenek olarak da benim eklemem gerekiyor o kişiyi.Hoş zaten facebook mail kutusu göreviyle daha çok hizmet vermekle (bu konuda daha başarılı :P) yer alıyor hayatımda,mail olayından haz etmeyen ben için o daha kullanışlı en azından spam gelmiyor :P bazen de can sıkıntımı oyalamak için foto yorumlarıyla birebir keyif veren bir faktör facebook,zaten arkadaş listemin 200.e yakınlığına rağmen sadece bir elin 10 parmağını geçmeyecek arkadaşlarımla bağlantıdayımdır çoğu kez (bu durumdan da mutluyum açıkçası),bu noktada burdaki 'Re-'ler bir nebze de olsa uzağımda yer alıyor,ne güzel.



Uzaklaştıramadığım daha doğrusu 'Tekrarlığından' kurtulamadıklarım var birde bu günlerde,bir ikinci değişimi yapmama rağmen ve rehberde kayıtlı kısmına karşı çıktığım halde -ortak hiçbir arkadaşımızın varlığından iz kalmamış olmasına rağmen- telefonuma ulaşıp da beni huzursuzluğa iten.İstemediğim konuklardan birisi/birileri gelip buluyor zaman zaman beni.Gerçi ben bu yılı 'Re- Yılı' ilan etmiştim kış döneminde aslında, Bornova'da en işlek caddede onlarca kafe ve barın olduğu yerde gelip de beni bulan lise döneminin hayaletleriyle karşılaşmamdan. Didim'de ise, geçmişin bazı dönemlerini paylaştığım birkaç arkadaşı da gördükten sonra ama en sonki olaydan sonra daha bir bu özelliği veresim geliyor 2010 yılına.İstenmeyen bir telefonun ulaşmasının huzursuzluğu gibisi yoktur,kaçıncı kez değiştirirseniz değiştirin no'nuzu hiçbir şey farketmiyor,bir tarafınız sizi bu şekilde arayıp da bulduğu için mutlu -her ne kadar gereksiz bir mutluluk olsa da- olurken bir tarafınız istemediğiniz şeyleri getiriyor aklınıza,bu noktada da Enrique Iglesias yetişiyor imdadıma;'Love To See You Cry' dinliyorum tekrar tekrar,ardı ardına.İyi şeyleri hatırlamak için değil bu 'Re-'liğim,dinleyip de kötü diye damgaladığım ne kadar şey varsa,onları hatırlamak için,hatırlayayım ki hayaletlere karşı durabileyim bu savaşımda...

'Re-'lerin mutluğuna ulaşmak için sadece animeleri sokmam gerekiyor bugünlerde hayatıma,sevdiğim dostlarımı demiyorum çünkü kolay kolay arkada bırakmam bu tür dostlarımı,o yüzden de onların getireceği bir şey değil bu 'Tekrarlılık',onlar zaten hep var hayatımda.Değer verdiğim her tür insan için geçerlidir bu durumum aslında ama değerini daha doğrusu buna değer vermeyen insanların,varlığının 'Re-'liğinden kaçasım var en çok da,kaçmaktan çok son veresim ama işte bazen o güç yitip gidiyor maalesef,bu noktada da sanırım yapılabilecek en iyi şey sevdiğiniz ne kadar 'Tekrarlılık' varsa onları sokmak yaşamınıza, anime evrenimde yaptığım gibi...

Acaba yeni bir seriye başlangıç yapacağımız;Ghost in the Shell:Stand Alone Complex gibi keyif aşılayan (özellikle de müzikleriyle daha çok keyif aşılayan) bir seriden sonra,bugünün ilerleyen saatlerinde, ikileyecek olduğum hangi animeye yer versem 'Re-' hayatımda :)

0 yorum:

Yorum Gönder