8 Ekim 2010 Cuma | By: Squaw

Vegas'ta Olanlar Vegas'ta Kalır!

'Uçuk'lar dışında...

Yanınıza samimi ama oldukça samimi olduğunuz ve film üzerine geyikler çevirmeyi sevdiğiniz en iyi 1-2 arkadaşınızı alın ve ekran karşısına güzelce yayılıp,gecenin bir vakti açıp Hangover'ı izleyin,nasıl da keyifli vakit geçirdiğinizi filmi noktaladığınız an anlayacaksınız,ha unutmadan bir tavsiye daha;çok büyük beklentiler beslemeden izlemeye başlayın, filmin keyfi böylece daha iyi çıkacaktır.

3 daha doğrusu 2 samimi arkadaşı,evlenecek olan Doug'a düğün hediyesi olarak 2 gün önceden bir veda partisi düzenler üstelik Las Vegas'ın en ünlü otellerinden birisinde suit oda kiralayarak.Sonradan gelinin kardeşi de bu guruba dahil olacaktır ve ekibimiz 4 kişi olarak,bu özel güne sağlam (!) adımlarını atacaktır.Her şey dört dörtlük bir şekilde planlanmıştır,en lüks oda rezerve edilmiş,planlar düzenlenmiştir, sadece geceyi başlatmak kalmıştır geriye.Çatıya gizlice çıkıp gelinin kardeşinin başlangıç yapmasına izin vererek hayatlarının en büyük hatasını yapacaklarının farkında değillerdir asla çünkü tek ve geçerli olacak gecenin sabahında uyandıkları,aynı zamanda bizi karşılayan sahnenin başlarına gelebilecek en kötü teorinin bu olacağının çok geçmeden farkına varırlar.Nasıl varmasınlar;salonun ortasında gezinen bir tavuk/horoz, dişi çekilmiş olarak ağzı kanlar içinde uyanan diş doktoru,darmadağın olmuş bir suit,banyoda kocaman bir kaplan gezinmektedir,sadece bu olsa yeterli diye düşündürtecek son misafir de çok geçmeden gözükür, nerden geldiği ve kimin olduğu bilinmeyen sevimli mi sevimli bir bebek...


Ne olduğunu anlamaya çalışan dörtlümüzden olan kayınbirader,salona döndüğünde tüm bu sürprizleri idrak etme çabası verirken bulur kendisini,en berbatı da günün adamı olan damadımız Doug'ın ortalarda olmayışıdır.Doug'ı bulmak oldukça zor olacaktır çünkü geriye kalan 3'lümüzden hiçbirisi,gece nereye gittiklerini,nerde sabaha kadar vakit geçirdiklerini ve gece boyunca neler yaptıkları hakkında hiçbir şey hatırlamamaktadır.Tüm bu yaşananlara bir anlam verebilmek için her şeyi en başa sarmak zorundadırlar çünkü damat Doug'ı bulmak ve düğüne yetiştirmek gibi bir sorumlulukları vardır.


Vegas filmlerine oldum olası aşırı bir ilgim vardır,kumar tutkum yoktur aslında tam tersine,bu sevgim nerden geliyor neden böyle bir hayranlığım var anlam veremedim hiçbir zaman;belki de ışıltılı dünyalar cazip gelmiştir çoğu zaman. Vegas'ın tüm sahne boyunca gözükmesi önemli değil,bir an bile gözükse beni benden almayı başarabiliyor o film ya da o konu diyelim.Şimdiye kadarsa izlediğim en iyi Vegas filmi '21' idi,bunu sonuna kadar da savunurum. Gerçi 'Hangover' ve '21' çok farklı boyutta,sadece mekan açısından örtüşüyorlar,bunun dışında birbirine yaklaştıkları hiçbir nokta yok,bu nedenle de iki filmi kıyaslamak ne kadar sağlıklı olur siz düşünün. Neyse asıl konumuza;Hangover filmine dönelim.Hangover,afişiyle bile kendine çekebilecek bir yapıda aslında, şapşal görünen 3 erkek ve dünya tatlısı bir bebişe yer verilmiş o afişi gördükten sonra izlememek gibi bir düşünce beslemedim hiç,aksine direk diğer klasörleri aşıp da kendini karşıma getirmeyi başardı diyebilirim,2009 yılının iyi yapımlarından(mış ,arkadaşımın söylediğine göre) benim dikkat etmediğim bir nokta bu çünkü son yıllarda film olayından uzak kaldım birazcık ama araya böyle iyi daha doğrusu keyifli filmler attıkça,film dünyası yeniden kendine çağırıyor sanırım :D

Komedi kısmına gelirsem;bekarlığa veda partisi,Las Vegas,striptiz kulüpleri ve eğlencenin dibine vurulan kumarhaneleri düşünün,direk aşırılıkların yer aldığı bir filmin düşüncesini getiriyor aklına insanın ama bu şekilde düşünenler kesinlikle ilk yanılgıyı tadıyorlar çünkü film de konusuna göre ne aşırılık vardı ne de bir sapkınlık, aksine komedisi öylesine yerinde işlenmişti ki ailecek bile oturup seyredilebilecek kıvamda bir seyirlik sunuyordu (ama siz yine de kapanışı yaparken,hatırlamadıkları geceye ait fotolara bakarken bu 4 kahramanımıza eşlik etmeyi düşünüyorsanız eğer anne babanızı yanınızdan bir bahaneyle atın dışarı :P).

Konuya uyan müziklerini hatırladım bir an için;duydukça eminim ki birçok izleyici kendini ritme hatta sözlere ayak uydururken bulacak çünkü sizi karşılayan müzikler o kadar aşina o kadar tanıdık ki filmdeki hiçbir sahnede yabancılık hissi yaşamıyorsunuz ve kendiliğinden sizi içine çekiveriyor,artı tavsiyeme uyup da o çok sevdiğiniz 1-2 arkadaşınızla da izliyorsanız,koro şeklinde bile eşlik ederken bulabilirsiniz kendinizi.



0 yorum:

Yorum Gönder