5 Kasım 2010 Cuma | By: Squaw

Cowboy Bebop

 Dikkat:Spoiler içerir.


 Ne zamandır yazıya dökemediğim seriyi sonunda,deşip deşip sunuyorum :P
 
 

İzlemek için çok ileri tarihlere attığım bir seriydi,izlemeye başladığımda da bu düşüncemi iyiki de uygulamışım dedirten bir yapım diye düşünmeye başlamışken beni 15.li bölümlere başladığımda yanıltabilen nadir serilerden birisi oldu Cowboy Bebop...


Normalde nadirdir sevdiğim;herbir bölümünde ayrı olayların ele alındığı serileri işleyen yapımlar çünkü arada mutlaka sıkıcı 1-2 bölüm serpiştirilmiştir ya da seyircide 'Bağlayıcı' faktörünü başaramaz, üstelik izledikçe daha da soğutur kendinden.Doğruyu söylemek niyetindeyim,15 bölüme kadar -sanırım 5. bölümdü,o bölüm hariç- tüm bu düşünceleri bünyemde saklıyordum özellikle de 2. şıktaki bahsettiğim etkiyi bende göstermeye başlamıştı,işin ilginç yönü daha önce yemiş olduğum spoiler sonucu,sonunu bile bile de olsa zevk aldım bu anlamlı ve bir o kadar güzel diyalogların yer aldığı seriden.




Her zaman ya kavuşamayan ya da bir şekilde birbirinden uzak kalan çiftleri almışımdır 'Denklem' listeme, Faye x Spike da bundan nasibini alan bir çiftti benim için,Spike'a Faye konusunda çok şey vardı aslında içimi dökmek istediğim ama gerçek bir yandaşım değildi ki sahip olduğum bu yaşamımda. Tüm seri boyunca Spike'ın;'Diğer yarısına duydu özlem''in nefretini bünyemde barındıran bir dost olarak.Elimden gelse bir çırpıda o 'Özlem Hissi'ni yok edebilirdim hatta,Faye gibi bir dişinin varlığını es geçmemek adına;hep bir adım geride durup da kendini asıl noktaya taşımaktan korkan ama bu  korkusunun onu daha da kamçıladığı ve son dakikalarda haykırışlarından ziyade,geçmişini ararkenki tek başına geçmişine ait dünyada uyuduğu gecenin üşümüşlüğünün nefretini Spike'a sunan....



Yaşadığımız zamandan çok uzakta geçen bir konuya sahip olan Cowboy Bebop da olaylar üç ana karakter daha doğrusu üç ödül avcısı çevresinde dönmektedir.Zamanla aralarına Edward da katılacaktır,ekip üç kişiyken sayısını beşleyecektir (bu noktada Ein'i esgeçmek istemedi bu gönül).Jet ve Spike ortak olan bir işe sahiptirler,Jet'in sahibi olduğu aracıyla ordan oraya devam eden yolculukları süresince,ellerine geçen fırsatları bir şekilde değerlendirme çabasındadırlar ne varki iki karakterimizin geçmişi de peşlerini bırakmamaktadır,aslında Spike'tır geçmişini geride bırakamayan çünkü o özlemini bitirme hevesiyle Julia'sını aramaktadır hala...Ödül avcılığı yapan Faye de zamanla bu gemide yerini alacak ama zamanla bünyesinde yer alacak yaraları da meydana çıkaracaktır ve bu yaralara yenilerini de ekleyecektir çünkü geçmişine yapacağı yolculukta beklemediği hüzünlerle karşılacaktır ve bu hüzünleri yaşamaktan korkmayarak daha da açacaktır bu yaraları.


Faye bir dişi olmasına rağmen beni kendisine çekiverendi,nasıl çekmesin;her zaman saygı duyduğum derin karakterlerden birisiydi çünkü o...Asla kendisini öne sermeyen,daha doğrusu bulunduğu,durması gerektiği noktadan öte geçmeyen, varlığıyla önemsediği insana destek vermek isteyen birisiydi.Spike ise umursamaz gibi görünmek için yüzüne maske takan bir sahtekardı (sadece bu konu için diyorum bunu,yanlış anlaşılmasın çünkü Spike da en sevdiğim karakterlerden birisidir),belki de Faye'in canını acıtmak istemedi bilemiyorum ama büyük soru işaretleriyle kalan ''Bang'' den sonra nasıl affedebilirim kendisini hala düşündüğüm bir noktadır bu.


Daha önce de belirttiğim gibi serinin konusu daha doğrusu işleniş türünden dolayı biraz umutsuzluk yaşıyordum seriye karşı ama asla es geçemediğim bir yönü vardı,o 'Efsane' diye tabir edebileceğim ama 'Nadir' diye de etiketlendirebileceğim türdeki OST'leri vardı beni kendine çeken...Herbir bölümde herbir sahnede izleyeni bütünleştirmeyi başarabilen nadir müziklerdendi,öyle ki daha seriyi izlemeye başlamadan müzikleriyle haşır neşirdim.Elbette izledikten sonra hepsi daha bir anlam kazandı bunu inkar edemem çünkü her OST albümünü açtığımda dudaklarımdan dökülüveriyor kendiliğinden; 'You're gonna carry that weight...'

2 yorum:

Cloud dedi ki...

Yoko Kanno gibi bir dehanın müziklerini yaptığı benim için en 'lerde bir anime.

Tek kelimeyle, muhteşem.

Ne denir ne denmez zaten yazmışsın başka söze ne hacet!

Bu kadar yazı incelenmesinden sonra bir kaç bölüm tekrarlanır ve ardından "Yoko Kanno- Gotta Knock A Little Harder" dinledikten sonra uyurum.

Ja!

Sirena dedi ki...

@Cloud

Bu yorum gelmiş, Tartarus'un taaaa en diplerinde hapsolmuş. Spam kutusunda duruyormuş, bloğuma göz atarken ben hiç o kör kuyuyu kurcalamayı akıl edememişim. Nolur kusuruma bakma. T____T

Beğendiysen ne mutlu bana. ^.^ Şimdi uyumadan önce açıp bir Cowboy Bebop OST albümü kurcalanır sanki, hı ne dersin? :)

Ja!

Yorum Gönder