30 Kasım 2010 Salı | By: Squaw

Shin Angyo Onshi

Bir Angyou Onshi olan Munsu'nun hikayesini sunuyor bize Shin Angyo Onshi,üstelik Junshin'in varlığı silinmiş olmasına rağmen yolculuğunu bırakmayan bir ajan olan Munsu' nun tek başına başlayan yolculuğu bu kez Sando ile devam edecektir.



Sando, görevlerinde Angyou Onshi'lere yardımcı olan Servant yani Hizmetkar görevindedir.Angyou Onshi'ler ise kralın elçisi olan kişilerdir. Kimliklerini açıklamadan ordan oraya gezinen seyyahlar şeklinde yolculuk etmektedirler.Görevleri ise kötü olan her yönetimi yok etmek,bu kötü yani işkenceci yönteme boyun eğen insanları bu durumlarından kurtarmaktır,yani Angyou Osnhi'ler bir nevi iyilik elçisi gibi görülen gizli ajanlardır,polis ya da kraliyet ordusu da denebilir. Yaşanılan bu durum ise Jushin şehri yok edilene kadar devam etmiştir.



Munsun ise bir gün çölde seyahatlerinden birisini yaparken,kendinden geçmiş bir şekilde olduğu yere yığılır.Ölmeyeceğini az çok her izleyenin tahmin ettiği gibi Munsun'u bir çoçuk bulur ve aralarında kısa bir tanışıklık oluşur,bu esnada ise ortaya çöl yaratıkları çıkar,bu yaratıklar birer yamyamdır ve doğal olarak iki kahramanımızı güzel bir ziyafet olarak görmektedirler.

Munsun bir şekilde kurtulduğu bu kargaşa sonucu,kısa süreli tanışıklık yaşadığı bu karakterimizin şehrine ulaşır ve burda kendisine Chun bir 'Sando' olarak katılır,birlikte devam ettikleri yolculukları sırasında esrarengiz birisi olan Jyun ile karşılaşırlar.Jyun, onları acayip şeylerin döndüğü adalarına davet eder ve ada kendine inanılmaz güzellikte bir vitrin hazırlamıştır,aslında hiç de göründüğü gibi bir ada değildir.




Her şeyden önce tekniğine değinmek istiyorum çünkü beni en çok etkileyen özelliği bu oldu.Dövüş sahnelerinin görselliği ise tartışılmaz bir yöndeydi, normalde dövüş sahnelerinin aşırı yerleştirilmiş şekli beni sıkabilir anime yapımlarında,kararında olanlar ise daha bir keyif verir ve bu kararlığa bir de kullanılan etkileyici teknikler eklendiyse o zaman bahsedilen yapım tadından yenmez benim için.Beni ilk etkileyen de Chun ve Munsu'nun birbiriyle dövüştüğü sahne olmuştur,nice aksiyon filmlerine taş çıkartırcasına Chun gibi hoş bir hatunun dövüşü izleyeni hapsediveriyor,tabi burda beni asıl hapseden Chun değil de Munsu'ydu belirtmem lazım :P




Konusu zaten bilinen tarzda bir başlangıca sahip aslında ama Munsu'nun yaşadığı ilk çöl vakasından sonra apayrı bir seviyeye çıkıyor kesinlikle, Sando'nun da katılımından sonra ise gerçekten de apayrı bir noktaya geliveriyor çünkü azıcık verdiğim ipucu gibi Jyun'un adasıyla ilgili yaşananlar izlerken ister istemez kendine çekiveriyor.Buna benzer bir film izlediğimi hatırlıyorum,şu an adı aklıma gelmiyor ama orda ada yerine kurulan modern bir sitede dönüyordü yaşanan olaylar.Bir filmde ne kadar çok içerik olabilirki derseniz eminim bu filmde yaşanan olayları hesapladığımda 3 tane ayrı konuya ait bir seri dizini olmadı bir üçleme tadında film ortaya çıkarılabilirdi,öyle ki film ne zaman başladı nerde yarıladı ve nerde bitti anlayamadım bile,sadece bitişe 20-25 dakika kala 1-2 sahnesi sıktı çünkü klişe bir şeyler yine sokuşturulmuştu bu orjinal filme,keşke orjinalliğinden bir şey kaybetmeseydi diye düşünüyorum o sahneleri izlediğimden beri.


Çizimleri biraz eski tarzda -2004 yapım yılına göre gayet doğal aslında- bu nedenle de itici gelebilir çizime aşırı önem veren izleyici kitlesine ama benim içinse tam tersine bir etki bıraktı çünkü böylesi gerçekçi çizimler o animeyi daha zevkli kılıyor benim gözümde. Müzikleri de filme bir o kadar yakışmıştı,hangi müziğin nerede kullanılacağı ustaca tasarlanmış, güzel bir beceriyle bize sunulmuş.Eksiklik olarak da sadece belirttiğim klişelikleri içeriyor,bu klişelikleri pek açamıyorum çünkü açarsam spoiler içerecek,bu nedenle de sadece izleyin ve görün diyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder