7 Aralık 2010 Salı | By: Squaw

All Beauty Must Die!

Demiş Nick Cave,ne güzel de demiş;bir dişinin duymak isteyeceği ne varsa sözcüklere döküvermiş cümlelerinde,yaparken de bir dişiyi alıp yanına O'nun da dile getirmek istediği ne varsa sıralamasına imkan vermiş sanki...


Nick Cave dinlemem,Kylie Minogue'un tarzından ve kendisinden ise hiç haz etmem.Bu şarkıyı da ilk dinlediğimde hiç keyif almamıştım,öyle ki nasıl antipatiklikse yaptığım birçok şey atıp tutmuştum şarkının ardından,şimdi ise Lol'cuğüme sevgilerimi iletmekteyim :P.Bugünlerde dinledikçe anlıyorum ki aslında şarkının kendisine değilmiş antipatikliğim,sanırım Minogue sevgisizliğimi şarkının kendisine lanse etmişim ya da hani bir insana karşı olur ya beslediğimiz şu 'Alışkanlık' yaşanmışlığı;onu yaşıyorum bu günlerde 'Yaban Güller'ine karşı.

Klibini göz önüne alırken de kendimi kaybediveriyorum o epik ama aynı zamanda lirik dünyaya, hikayesinin betimlendiği böyle bir kompoziyonu getirmek gibisi yok her an gözümün önüne, üşenmiyorum da izlemek için çünkü her defasında ilk kez izliyormuşçasına kendimi bırakıveriyorum Kylie yerine o bulanık ama bir o kadar da anlamlı suya.Öyle ya da böyle şimdi büyük bir özür zamanıdır gibi hissediyorum,Nick Cave gibi bir sese ise büyük bir haksızlık etmişim hem de en büyüğünden...

Bir ses vardır bazen kendiliğinden sizi dünyasına hapsediverir,hele bir de o sese etkileyici sözler eşlik ediyorsa ya da tam tersi sözleri dile getiren aracı konumundaki ses,sizi büyüleyip başka bir boyuta taşıyorsa işte o zaman siz kesinlikle Musa'lar tarafından o zindana kapatılmışsınız demektir, sanırım kurtulma isteğinizin de gün yüzüne çıkmadığı andır yaşadıklarınız.Sözlerin söylenişi midir etkileyen yoksa sözlerin kendi kimlikleri midir onu da bilemedim hiç,bilmek gibi de bir çabam olmadı sanırım,olmasın da...

Minouge'a sempati duymamın sebebidir bu şarkı ama tek bir şarkılık bir sempatidir beslediğim bu his.Tarzından mıdır yoksa yetenek yerine dişiliğini ön plana çıkarma çabasından mıdır O'na olan antipatikliğim bilmiyorum,tek düşündüğüm daha doğrusu olumlu bulduğum bu şarkıda Minogue'un sesinin Cave'e ne kadar çok yakıştığıdır.Cave'in sesi ise karşımdakine dokunmadan veya onun varlığını görmeden de erkek olduğunu hissettiren bir ibre,o ses ki beni hiç görmesem de büyük bir zaafın verdiği yenilmişlikle Cave'e karşı çekiveriyor her defasında.Cave'i ilk kez bu şarkıda dinledim ya da daha önce birçok kez dinledim de Cave'in,Cave olduğunu bilmeden sevip dinledim bilemiyorum.

Çiçekler arasında gül çeşitlerini de pek sevmem aslında ama bu şarkıda öyle bir tasvir ediliyor ki insanın güller içinde kanayarak uykuya dalası geliyor.Zamanında sadece beyaz güllerin oluştuğu bir eksende Afrotid'in oluşmasına neden olduğu kırmızı güllerin gün ışığına uyanışında en yakın ama en özel tanığı olasım geliveriyor 'Where The Wild Roses Grow' dinlerken,dinledikçe de dişlerimin arasına bir gül sıkıştırsın istiyorum,.Son fısıltısını sunsun bana aynı zamanda veda dokunuşu eşlik etsin,o son fısıltısına...

Musa'ların herbirinin ruhunda kaybolan birçok erkeğin, sahip olduğu dişisine fısıldayışını duyar gibiyim; ''All beauty must die!''

Buyrun o güzellikleri öldürmeye:  






They call me The Wild Rose
But my name is Elisa Day
Why they call me it I do not know
For my name is Elisa Day
From the first day I saw her I knew she was the one
As she stared in my eyes and smiled
For her lips were the colour of the roses
That grew down the river, all bloody and wild
                                                
When he knocked on my door and entered the room
My trembling subsided in his sure embrace
He would be my first man, and with a careful hand
He wiped at the tears that ran down my face
On the second day I brought her a flower
She was more beautiful than any woman I'd seen
I said, "Do you know where the wild roses grow
So sweet and scarlet and free?"

                                       
On the second day he came with a single red rose
Said: "Will you give me your loss and your sorrow?"
I nodded my head, as I lay on the bed
He said, "if I show you the roses will you follow?"
On the third day he took me to the river
He showed me the roses and we kissed
And the last thing I heard was a muttered word
As he stood smiling above me with a rock in his fist

On the last day I took her where the wild roses grow
And she lay on the bank, the wind light as a thief
As I kissed her goodbye, I said, "All beauty must die"
And lent down and planted a rose between her teeth





EK:
Yazımda kullandığım Musa ismi ne diye düşünen arkadaşlara google kapısı çalmak zor gelirse diye bilgi eklemeye karar verdim. :P Musa'lar,Yunan Mitolojisi'nde müzik ve ilham perileridir.Sanırım bu konuya da en çok yakışan isim oldu. :D

6 yorum:

sophie'nin dünyası dedi ki...

bu şarkı...
ve klibi...
fazlasıyla güzeller.
nasıl bu kadar geç sevdin :)

Squaw dedi ki...

Evet bu şarkı ve bu klip....
Fazlasıyla güzel...
Elisa Day (wikipedia) varlığını yaşatması ise daha güzel...
Böylesi bir ölümün hikayesi ise daha bi'güzel...

Nasıl bu kadar geç sevdim?
Sophie (bu arada blog ismin hoşuma gitti,zamanında kitabını severek okumuştum;) )o kadar zor bir soru sormuşsun ki nasıl bir cevap versem de bu sevgimi haklı çıkarsam derdine düştün sanırım :) Bazen bir şeye (hatta bu bir insana bile oluyor) fırsat vermezsin yaşamında,o şansı es geçme fikrine kapılırsın ama onun ılıklığını yaşayınca ya da derinliğini hissedince bir bakmışsın ki vazgeçilmezlerinden birisi olmuş...

İşte ben de,böylesi bir hikayeye sahip 'Where the Wild Roses Grow' :)

colt dedi ki...

Ahah, bu şarkıyı burada gördüğümde şaşırdım. Nick Cave'in seri cinayetler işlediği albümündeki en orjinal cinayettir :)
Kylie Minogue'u başta ben de yadırgamıştım ama sesi bu şarkıya çok uymuş. Hem düşündüm de, o olmasaydı Nick tercihini PJ Harvey'den yana kullanırdı, o olmadığı isabet olmuş.

"as i sat sadly by her side" şarkısına da ikisinden bir düet bekledim ama boşa çıktı :(

Squaw dedi ki...

Neden acaba,bana yakıştırmadın mı yoksa?! :P
Aslında şarkı,klip,oyunculuk gibi sayabileceğim ne kadar şey varsa bu adın altında toplanmış sanki. Henüz o cinayetlerin hepsine tanıklık etmedim, bu şarkıyı farkettiren de çok yakın bir dostum olmuştu.Yazımda da değindiğim gibi o zaman ne çok saymıştım arkasından. :D

Cave'in bir şarkısını (Henry Lee) daha dinliyorum ama bu şarkı kadar tutkun değilim ona. :)

colt dedi ki...

Yok yahu yakıştırmama değil de, sevdiğim bir şarkıyı görmek sevindirdi sadece.

Hah işte Nick Cave Henry Lee'yi PJ Harvey'le birlikte söylüyor. O kadının sesi kendi tarzı için iyi ama Nick'in şarkılarına yakışmıyor. Kylie'nin sesi daha dokunaklı geliyor. Neyse konuyu daha fazla dağıtıp çirkinleştirmeyeyim, sonuçta hep güzel kalsın diye bütün güzellikler ölmeli.

Squaw dedi ki...

Öyle düşünmeyecek birisi olduğunu biliyorum canım, benimkisi sadece takılma niyetli bir soruydu. :)

Evet,bu konuda da sana hak veriyorum.Bence de Cave'e yakışan ses kesinlikle ama kesinlikle Kylie olmuş.O şarkıyı sevdim ama bu güzellikler kadar bana güzellik yaşatmadığı kesin. :D

Aşk olsun,konuyu çirkinleştirmiyorsun hem, nihayetinde güzel şeyler konuşuyoruz. Bence bu konu burda kenarda kuruyup kalmayacağına mennun olmuştur. ;)

Yorum Gönder