3 Aralık 2010 Cuma | By: Squaw

Samurai Champloo

Yine bir samuray teması yine Edo Dönemi'ne değinen bir anlatım;tüm bu özellikleriyle de beni benden alabilecek Jin isimli tam anlamıyla Samuray diye etiketlendirebileceğim bir karakter.Konu her samuray temalı yapımda karşımıza çıkabilecek türde aslında,bir arayış için yola koyulan kızımız ve ona eşlik edecek olan iki ya da tek bir erkek/samuray.Kızımız ise mızmız tiplerden çok ötede kendinden beklenenden daha fazlasını yani elinden gelenin en iyisini sunabilen sağlam bir karakter.Tüm bunların birleşimini sununca da keyifli izlenesi bir seyirlik...

Açılış sahnesinde bizi önce bir idam sahnesi ve bir çay evi karşılar,bu çay evinde çalışmakta olan Fuu hayatının dönüm noktasını oluşturacak anın gelişiyle; yaşamını sürdürmekte olduğu bu mekandan Mugen ve Jin sayesinde apayrı bir yola sürüklenecektir, bu sürükleniş elbette kendi isteğiyle olacaktır.Ronin (Efendisi olmayan yani bir kişiye bağlı çalışmayan samuraylar) olan iki samurayın gelip de Fuu'nun çalıştığı yerde kozlarını paylaşma fikri bu noktayı körükleyen en önemli olayı içeriyor.


Olağan günlerinden birini yani iş gününü sürdürmekte iken,Fuu'nun çalıştığı mekanda tesadüfen bir kavga çıkar,kavganın nedeni abuk subuk bir konudan gelse de sonuçları kendisinden daha büyük şekildedir.Ufak gibi görünen bu kavga sonucu büyük bir yangının ortasında buluverirler kendilerini,kimin ne için çıkardığının anlamından ziyade yangının ardında bıraktığı yıkıntılar arasındaki Fuu'nun görüntüsü her şeyi anlatmaktadır aslında...


Yaşanan bu yangın felaketinden sonra Jin ve Mugen o dönemin önemli gruplarını oluşturan devriyeye yakalanır ve idam cezası alırlar.İdam anında onları ummadıkları bir kişi kurtarır;Fuu'nun bu yardımı yapmasında büyük bir amaç gizlidir.Ne zamandır izini sürmek istediği ve yüzünü bir kez de olsa görmek istediği bir samuray vardır;adını bilmediği bu Samuray'ı,''Ayçiçeği Gibi Kokan'' diye isimlendirerek aramaya çıkacaktır ve bu yolculuğunda kendisine Jin ve Mugen'in eşlik etmesini ister.


Konusu ve konuya yakıştırılan daha doğrusu eski kültürle yeni kültürü harmanlayıp ortaya tarihi öğelerin yer aldığı bir yapım çıkarmaları yönünden oldukça başarılı ama gelgör ki benim için bu özelliği gözardı ediliyor çünkü ben Edo Dönemi'yse o dönemde kalması 2000'li yıllardaysa o dönemi yansıtması taraftarıyım.Açıkçası rap yapan samuraylar ya da Grifiti sanatını kullanan Dojo sahipleri,tüm bunların üzerinde elinde katana tutmak yerine beyzbol sahasında sopa sallayan samuray görmek istemem,bu nedenle de seri 1-2 puanı kırık şekilde yer alıyor benim anime dünyamda



Karakter tasarıları açısından çok ama çok üst sıralarda tutabileceğim yapımlardan birisi Samurai Champloo;bugüne kadar izlemediğime pişman ettirenlerden hatta...Müzikleri oldukça keyifli,sonda bekleneni vermesi açısından ise oldukça kaliteli olduğunu belirtmem gerek.Sonu bekleneni veriyor belki de ya da tam tersini isteyenler açısından noksan ama yine de olması gereken bir son olduğu inancındayım,bu tür sonlar böyle bir işleyişte daha şık duruyor kesinlikle.





Çizimleri benim açımdan iyi,hatta çok çok iyi.Çizimlerden çok tasarımları demiştim ya işte bu noktaya değinmeyi istedim bilhassa çünkü 3 ana karakterimiz de birbirini en ince ayrıntısına kadar tamamlıyordu,öyleki birisi uçarı-umursamazken diğeri umursayan ama kendini gerilere saklayıp da hiçbir şeyi umursamaz görünüp de aslında en derin karakterlerden birisi olup çıkıveriyor.İki erkeğin yetişemediği anlarda da Fuu gibi güçlü bir dişi karakterin bize sunulması serideki en önemli ayrıntı hatta önemliden öte en keyifli özellikti diyebilirim,filler tadındaydı belki de ama Jin ve Mugen'in günlüğünü okudukları sahneyi nasıl unutabilirim ki özellikle de sonunda onlar için düştüğü notu...

0 yorum:

Yorum Gönder