11 Mayıs 2011 Çarşamba | By: Squaw

Legend of the Galactic Heroes

Bir gün benim de böyle Uzay Kahramanları gibi muhteşem ötesi bir kahramanım olur mu acaba,beni kurtarmak için her şeyini,hiçbir şüpheye esir etmeden bana adayacak...?

Bir erkek kardeş dileğimi tetikleyen şeydi Legend of the Galactic Heroes;bir savaşın gerçekliğini kabul ettirecek güce sahipti aynı zamanda.İki düşmanın,asil bir yüreğe sahip olabileceğini iddia edecek gerçekliğe sahipti hem de...Bir yaşanmışlığın,sadece iki karakter üzerinden dönmeyecğini de işleyebiliyordu,istediğim duygusallığı da yanında getiriyordu dünyama. LoGH dendiğinde bir OVA yapımının, nasıl olup da bu kadar uzun sürebileceğini, hatta eskiliğine rağmen neden bu kadar çok sevileceği şüphesine düşerdim. Şüpheden çok bu soru işaretleriyle boğuşuyordum ve bu boğuşmayı nokatalamak adına seriye en güzel,en keyifli,en düzgün zamanımda hayatıma işledim.



Konusu,orjinallikten çok uzaktı belki,karakterleri klişelikten elini eteğini kurtaramamıştı belki de...Evet,her şeyiyle -kimisine göre- dört dörtlük değil belki,her şeyiyle bildiğiniz,beklediğiniz bir seri...Öyle sanarsınız, LoGH'u öyle düşlersiniz hep o sahip olduğu destansılıkta kaybolana kadar...Yıllardır süregelen savaşlar boy göstermeye devam etmektedir.Hengame almış başını yürümüş gitmiştir hatta.Askerler,ülkesi daha doğrusu savaşın en büyük maduru olan halkı için neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeden ordan oraya sürüklenmekte,kendilerini feda etmektedir.






United Space Government' hükümetinin etrafında dönenleri izleriz bu roman uyarlaması olan ve izledikçe iştah kabartan yapımda.Ellerindeki her şeyin yetmediğini anlayan insanların yeni keşiflere kalkıştığı bir dönemdir yaşanılan zaman.Uğraşılar sonucunda da kurulan bu hükümetin getirisi olan zaman değiştirilir ve yaşanılan yeni yerler yani gezegenler türer.Galaksi İmparatorluğu yanında karşı tarafın da baş gösterdiği savaşlar kendini yavaş yavaş gün yüzüne çıkartmaya başlar ve bu savaşların ortasında parlayan iki isim vardır;Reinhard Von Lohengarmm ve Yang Wenli....




Reinheard;Galaksi İmparatorluğu'nda yer alırken Wenli de Özgür Gezegenler Federasyonu tarafında adını yazdırmıştır.Adlarını,ele aldıkları her taktikle biraz daha belirginleştiren bu komutanların mücadalesi tam tamına 120 yıl sürecektir ve bu süreçte ele alınan her öğede,daha doğrusu savaşın ardında yer alan politik kimlikler,halkın hangi noktada kaldığı,her başarılı erkeğin ardından gelen bir kadının varlığını,bu savaşların sadece tek isimle yürümeyeceğini hatırlatır bize,hatırlatmaktan ziyade Reinheard ve Wenli yanında diğer önemli isimleri de gözler önüne serecek bir yapım olup çıkar LoGH...





Seriye başlarken,çizim faktörünü gözardı edp serinin keyfine varmanız öncelikli tavsiyem olacaktır.Hoş,benim için en güzel detaylarından birisi çizimleriydi oysa... Çizimleri,hiç solumadığım kadar nostalji havası depoluyordu bünyeme.Daha iki bölümle rengini ortaya koyma başarısına sahip bir yapımdı LoGH.Bu rengin sönükleşmesi aksine her adımda daha da ahenkleriyle kendini ortaya çıkarıyordu. Birçok karakterin iç dünyasını ele alan,bunu yaparken de yanında başka dünyaları da pencerenin diğer tarafındaki bakış açısıyla izleyicisine sunuyordu ve özünde sakladığı her yaşanmışlığı,herbir özelliğiyle ortaya koymaktan çekinmiyordu.

Ortaya serilenin yanında,bir müzik konserine bile götürebiliyor sizi.Uzayın sahne görevinde olduğu,askerlerin
 de bir orkestra elemanı olarak yerlerinde hazır beklediği ve orkestra şefleri gibi koca bir yüreğe sahip komutanları Reinheard ve Wenli'den komutlar beklediği bir şölene sahiptir.Hiçbir çirkefliğin, hiçbir nefretin olmadığı aksine asil ama aynı zamanda cesur yürekleri olan iki azılı düşman ve onların yanında,aynı ışığa sahip olmak isteyen birçok insanın hikayesine yer veriyor kendi ekseninde. ''Birçok'' derken açılımında hiçbir karakterin boşa harcanmadığını,aksine bir tanecik bile ana karakter odaklı konunun olmadığını söylemek niyetim.Her karakterinden bir hayat,her hayattan güzel bir yaşanmışlık,her yaşanmışlıktan muhteşem bir seyir şöleni.Her şölenden unutulmayacak bir ziyafet sunuyor,her doyumdan gelen yeni bir açlık hissi,her hevesten kalan tortuda yeni bir bitişin bıraktığı keyif ve bu keyfin sonunda gelen unutulmamazlık,bu unutulmamazlığın bıraktığı tat....




Eskiliği sizi yanıltmasın,Sci-Fi (Bilimkurgu) oluşu sizi şüpheye düşürmesin,hatta Opera etiketine sahipliği sizi geriye itmesin,askeri şöleni içermesi sizi düşüncelere hapsetmesin çünkü bunlara sahipken geride hiçbir duygusallığı noksan kalmıyor.Hesaplamadığınız dramlar yaşatıyor,beklemediğiniz gidişler yüreğinize batarken tahmin edemeyeceğiniz gelişler içinizi ferahlatıyor.''Nefret''in kelime anlamından fazlasını tadacağınız politik gerçeklerle yüzleşiyorsunuz.Bir seride arayıp da bulamadığınız ve aynı zamanda beklemediğiniz, düşündüğünüzde ise etiketlere asla yakıştıramadığınız diğer yaftalar hiç hesaplamadığınız bir anda karşınıza çıkıveriyor.Seçim yapmak zorunda kalacağınız anda iki dünyaya ait ne kadar karakter,ne kadar çok yaşanmışlık varsa hepsi sizi ikilem dünyasında sıkışıtırıp öylece bırakıyor çünkü bu iki dünyaya ait olup da bünyelerinde depoladıkları asaletle varlıklarını kabul ettirişleri var.Onların yanında,bu yolculukta yer almak için can atıyorsunuz.

''Bir seri olmalı,öyle bir seri olmalı ki beni dünyasında hapsetmeli!'' dediğim bir anda dünyama giriveren bu kahramanları, efsane yaratırken yalnız bırakmayan kesimde yer almanız tek tavsiyem olacaktır.Bir de aklımdan çıkaramadığım andır şu,Reinherdo-sama'mızın kızardığı an!Ona olan hayranlığımın diğer adıdır sanki o an! :)



2 yorum:

Filika dedi ki...

Ben de sizin kadar sevmişim bu seriyi

Squaw dedi ki...

LoGH her şeyiyle ayrı yerde tuttuğum bir seridir. Bence anime sever herkesin,anime geçmişine eklemesi gerekenlerden biri.

Yorum Gönder