2 Haziran 2011 Perşembe | By: Squaw

Glass Mask (2005)



 ''There's always a red light between me and her,and I can never cross over to her.'' der Masumi Hayami. Dediği anda bir ışığın yıkamayacağı nefreti yaşatır izleyicisine Glass Mask Dünyası'nda. 2005 versiyonudur bahsettiğim, mangasını baz alan ve izledikçe izleme isteğimi tetikleyen.


Rol yapma aşkını bünyesinde sıkı sıkıya depolayan Maya'nın dramı kırmızı ışığı yeşile dönüştürmeyecek bir inada sahip; biraz hırçın biraz minik ama tamamıyla azimle dolu. Fakirliğin içinde kaybolacağı bir anda oyuncu olma yoluna çıkar. Çıktığı bu yolda devam etmek için evden kaçmakla ilk adımı atmış olur. Minicik bedenine rağmen ayakları üzerinde durmasını öğrenir,öğrenmekten öte bu hayatın içine hızlı bir şekilde çekiliverir. Çekildikçe de düşme ile çıkma arasındaki o ipincecik çizgide buluverir kendisini. Binlerce maskenin ortasında,o da kendine bir maske seçmelidir artık.


Maya,tiyatro aşkına sahip olan bir yemek dağıtıcısıdır. İleride bu rolünü terk edip gerçek kimliğini sakladığı maskesine kavuşmak adına hayatına yön verir ve bunu asla kabullenmeyen annesinin engelini kaldırmak adına bir gün aniden evi terk eder. Almış olduğu bu kararın getirisi olarak, kendini dilediği dünyanın eksenine girmiş şekilde buluverir. Dilenen dünya, sadece ışıklarıyla düşlense de diğer maskesini kısa zamanda Maya'ya gösterir; şov dünyasının sahip olduğu ne kadar güzellik varsa aynı derecedeki çirkeflikleri de o şaşaalı spotlar altında, kendini göstermeye başlamıştır artık.


Maya,Tsukikage'nin bir öğrencisi olarak başlayıp düşlediği o merdivenin ilk basamağına tırmanır. Tsukikage'nin düşlediği şey ise kendi adını silip yıllardır süregelen o ''Crimson Goddess'' adına yeni bir isim yazdırmaktır ve bunun için aklında sadece iki isim kazılır; Maya ve Ayumi. Bu da yeni bir rekabetin başlangıcına atılacak ilk adımı oluşturur.


 Anime dünyamda,önceliğime alacağım ne kadar güçlü ve derin kişiliği olan kadın karakter varsa hepsini
 bünyesinde saklamış Glass Mask. Benim için 'Güçlü kadın karakter' sadece savaşan ya da eline aldığı silahıyla ordan oraya dolaşan kadın karakter demek değildir. Azimli olup da çevresindeki kimseden medet ummadan kendi ayakları üzerinde durmasını bilen her kadın beni kendisine bağlayacak derecede ''güçlü'' demektir. Aynı zamanda kendisine bağlayacak safhaya ulaşmıştır tıpkı Glass Mask kadınları gibi. İster en azılı rakip olsun ister yan karakter konumundaki dostları olsun bir azmin vücut bulmuş birçok halini izleyebilirsiniz bu seride, öyle ki nadir sevdiğim Shoujo yapımlardan birisini kimliğine kazıyıvermiştir, hem de hiç farkında olmadan. Belki benim Shoujo anlayışımın diğer adıydı Glass Mask, belki de ne zamandır beklediğim Shoujo animelerimdendi; keyiflenirken daha çok keyiflendiren,  heyecanlanırken daha da çıtayı yükselten ve biterken  bittiğine lanet ettiren.


İzlediğime bazen pişman ettiren bazen de bu pişmanlığı saçma bulduran bir yapım aslında. Mangaya yetiştiği için harcanan nice finallerden bir sona sahip oluşundan bahsediyorum; aheste aheste giden mangasının azizliğine uğramış izlenilesi seyirliklerden birisi Glass Mask. Bakmayın siz yapım ylının eskiliğine ya da Shoujo etiketinin yansımasına, Shounen yapımdaki bir erkek karakterde yoktur ne Maya'nın azmi ne de ezeli rakibi Hayami'nin hırsı, aynı şekilde sanmıyorum ki hiçbir Shounen'deki Usta'da yoktur Sensei'nin vazgeçemediği idealleri. Maya'nın azmi sizi korkutmasın sakın. O'nun azmi çok farklıdır; ne bir erkeğe karşı duyulan elde etme hissinin getirisidir ne de çevresindekine karşı yaşadığı kıskançlığın getirdiği bir dürtüdür. Oyunculuğa karşıdır taşıdığı azim, oyunculuktan ziyade tiyatronun kendisine karşı duyduğu en güçlü duygudur.


Hepsinden öte ne ortada bırakıveren bir aşk vardır ne de cıvık cıvık harcanan bir his yaşatır, üstelik eğreti bir inanışa sahip değildir hiçbir aşk. Hepsinden ötedir Glass Mask çünkü film içinde film dünyasına alıverir sizi.  (Anime içinde anime mi demeliydim yoksa? :P) Çizimleri her ne kadar eski türe sahip olsa da beni benden aldığı bir gerçek. Bu tarzdaki çizimlere bayılıyorum diyebiliriz. Çizimleri serideki anlatılmak istenenin üzerinden güzelce geçilmiş hissi veriyor, bu da çizimleri daha özel kılmayı başarmış. Peki, bu seride hiç mi eksik bir yön yok? Olmaz mı, hem de öyle bir eksik ki insanı çileden çıkarmaya yetiyor da artıyor bile :S Mangası eskiliğine rağmen hala devam ettiği için finali çok etkileyici bir yerde kalıyor. İki rakibin, rekabetinin had safhaya ulaştığı bir nokta olur hani, işte sizi öylece ekran karşısında bırakıveriyor. Bırakmaktan öte sizi yıpratabiliyor diyebilirim, Skip Beat izleyenler ve severler bu yaranın nasıl bir acı bıraktığını anlamıştır. Sanırım mangaka olayı sindire sindire halledeyim diye izleyiciye böylesi bir kurban görevi vermiş. Bu görevi üstlenmek isteyen olur mu diye hiç düşünmeden insanı bu bencilliğe itivermiş fakat sizi böylesi bir durum için ne dersiniz ya da naparsınız bilmem ama ben böylesi bir seyirlik için seve seve kurban rolünü oynarım çünkü böylesi Shoujo'ların anime dünyasına gelişi kırk yılda bir olur. Glass Mask gibisi gelir mi bilmem ama ben bu dünyayı, Glass Mask hayallerini fazlasıyla sevdim. ♥

2 yorum:

forever young dedi ki...

Çevirmeye yeni başladığım şu sırada yazınızı okudum ve bütün tüylerim diken diken oldu abartmıyorum :) Aynı seriyi izlerken bazı özen anlarda hissettiğim gibi :) İnanılmaz güzel anlatmışsınız verdiği duyguları ve karakterlerini, elinize sağlık.

Squaw dedi ki...

@forever young
Gecikme için çok ama çok özür dilerim. Bu aralar bloğumdan uzak kalmıştım. :(
Böylesi güzel bir yorum için çok ama çok teşekkür ederim, beğenmiş olman beni çok mutlu etti. Çevirini bitirdiğinde seriyi bir kez daha izlemek isterim. Bu nedenle, çevirilerini dört gözle bekliyor olacağım. Kolay gelsin... :)

Yorum Gönder