12 Ağustos 2011 Cuma | By: Squaw

Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin

Rainbow adının anlamını layığıyla taşımayı başarmış bir yapım Nisha Rokubou no Shichinin.7 Kişinin hayat verdiği bir konu ve hepsinin de gökkuşağındaki renkleri temsil etmesi,hem kişilikleriyle hem de yaşadıklarıyla Rainbow ile bir bütündüler sanki...

Başlangıçta hapishane hayatının tüm eksilerini gözler önüne serecek bir yapım olarak düşünmemi sağlayan ama bölümler ilerledikçe içeriğindeki diğer temalara daha çok ağırlık veren ve 'Dram' etiketini layığıyla sürdürmeyi başarmış yapımlardan birisi.Karakterlerin kendileriyle bütünleşen lakapları yanında geçmişlerindeki yaşanan olayları da değerlendirmek seyirciye düşen en önemli görev.Konusu ise beklenenden ne bir eksik ne bir fazla.

Dostluk öğesinin en iyi şekilde ele alındığı nadir serilerden birisi Ranibow.Belki en ağır dramı içeren konulardan birisi,konusuna göz attığımızda ya da seri ile ilgili resimleri taradığımızda bize vereceği dramı hiç çaktırmayan bir yapısı var bence.Yine de seriye sadece dram gözüyle bakmadan konuya göz atmak en güzeli :D

Hapishane hayatının karamsarlığında bir ışık gibi gelen 'Abi' lakabıyla tanıştığımız Sakuragi'nin ve yanındaki 6 arkadaşın hayata geçişlerine tanıklık ediyoruz.Suçlu olan bu 6 karakterin Islahevi'ne geldikleri anda biz de Abi ile tanışmış oluruz.Önce hapishane hayatının kurallarını oluşturmuş yaşananlardan sonra hapishane hayatına alışmak zorunda oldukları gerçeği ile hayatlarına başlarlar.Her hapishane seyirliğinde karşımıza çıkabilecek türlü türlü sorunlarla (taciz,şantaj,gardiyan-müdür ilişkisi,gardiyan-ispiyoncu mahkum oyunları gibi...) yüz yüze geldiğimiz anda seyirliğimizin daha yeni başladığını anlarız.

 
Hapishane hayatı içersinde yaşananlar,kaçma kararı alan bir grup dostun gelecek hayalleri,bu hayallerin ne kadarının gerçekleşebileceği, kimlerin hayatta kalabileceği ya da kimlerin kaçarken yakalanacağı hesapları üzerine kurduğumuz düşünceler eşliğinde bir kodes içersinde başlayan yolculuğun devamını izler ve izledikçe de yaşanan şeyler nelerin getirisi ya da götürüsü olur bunu görürüz.




Hapishane sonrası süren hayatlarında ise hepsinin verdiği mücadeleye biz de tanıklık ederiz,onlar için bu yaşadıkları zorluklar hiçbir şeydir çünkü içerideki zorluklara göğüse germeyi başarmış kişilerin yolcuğuna başlangıçtır bu....



İlk 6-8 bölüme göre konuşmam gerekirse oldukça sürükleyici bir giriş yaptığını söyleyebilirim.Seri bu verdiği keyif dozajını hiç düşürmeseydi eğer benim listemde daha yükseklerde yer alabilirdi.Neden bu şekilde bir yorumla başladığıma gelirsek seri başlangıçta ele aldığı ana tema olan hapishane üzerinden gidebilirdi diye düşünüyorum ben.Hatta gitmeliydi çünkü hapishane başlangıcında yer alan sahnelerin girişi kadar başarılı sahneleri ilerleyen bölümlerde sıkça göremiyoruz.Seriyi izlerken en büyük derdim bu hapishane hayatının eksilerini tüm çıplaklığıyla izleyebilmekti,daha doğrusu uzun uzadıya izleyebilmek en büyük dileğimdi.Serinin en büyük eksikliği geçişleri olmuş,bunu da bölüm sayısının yetersizliğine bağlıyorum.Eğer daha fazlasına sahip olsaydı, yapımcıların değinmek istediği yaşamlara geçiş evrelerini daha özenli hale getirilmiş olarak izleyebilirdik.Bir de finalinin hızlıca sonlanışını sevmedim.Evet,finali gayet güzel noktalanmıştı.En azından akılda soru işaretlerine yer vermiyordu ama ben karakterlerin gelecekte hangi yolda yürümeye başladıklarını sözlerle değil de hareketlerle izlemek isterdim.


Müziklerin girişleri ve müzikler eşliğinde hikayeyi anlatan kişinin sesi,seri gidişatına tam yakışmıştı.Kulağınıza bir şeyler çalınırken aynı anda izlediğiniz sahneleri gözardı etmekte zorlanabilirsiniz,hatta öyle ki bazen müziği dinlerken kendinizi seyrin gidişatına kaptırmış olabilirsiniz,benden söylemesi :P Seride tek sevdiğim işleniş Tosba ve Lilly ikilisinin oldu,dram sever biriyken nedense diğer dramları pek benimseyemedim.Ya izlediğim dönemle alakalı bir şeydi ya da birçok dramı izlemiş olmamın getirisiydi,hangisiydi bilmiyorum ama benim için dram yönünden ziyade geçtiği dönem en büyük artısıydı. Hatta bunun güzelliğini kıyafet tasarımlarından daha çok kulağımıza çalınan melodilerin ezgilerinden anlayabiliyoruz ve o dönemleri izlemeyi sevenlere ayrı bir keyif verdiğini de eklemem gerek.


Çizimleri ise seriye bu kadar yakışamazdı diye düşünüyorum.İçeriğinde ne kadar öğe varsa hespini bize güzelce yansıtabilecek kalitede olan çizimleri serideki en sevdiğim özelliklerden birisiydi. Birkaç dramını sevmesem de genelindeki dram içeriği seriye çok yakışıyordu.Holywood'dan çıkma birkaç hapishane içerikli film izlemiş iseniz bu filme pek de yabancı kalmayacağınızı düşünüyorum lakin benim için öyle oldu.İzledikçe bildiğim bu yapımlardan birçok şey geldi aklıma,seride kopya çekme kesinlikle yoktu.Yazmış olduğum cümlelerden bu anlaşılmasın sakın,sadece o tür filmleri hayatınıza eklemiş ve sevmiş iseniz Rainbow'u da bu listeye ekleyin derim.

0 yorum:

Yorum Gönder