Hanamichi karakterini ele alıyormuş gibi görünse de aslında -tüm spor serilerinin silahı gibi- sizi birçok sporcuyla tanıştıracak bir yapım olup çıkıverir.Hanamichi ilk izlenimlerinizde sizi sinir edecek olaylara gebe bıraksa da sonraları kendinizi,ister istemez onu severken bulucaksınızdır.Bunu çok keskin hatlarla iddia edemiyorum belki ama biliyorum ki hepimizin içindeki çocuksuluğu olduğu gibi dışa vurmayı başaran birisi o.Onun yanında kaybettiklerini almak yerine hep birilerini suçlayan Mit-chi de sizi etkileyebilir,sizi bilmiyorum ama beni etkikelidiği kesin.Ryo-chin'in ise tüm sevimliliği ile sizi büyülediği bir gerçek var ortada.Hele de o ''Aya-chan'' deyişiyle sizi kendine hapsedebilir.Akagi gelir sonra,takım arkadaşlarına açtığı gibi o yüreğine sizi de sığdırabilir çünkü yüreği de kendisi gibi büyüktür.Sendoh var bir de,benim yüreğimi dağlayan Sendou....
Hanamichi tam tamına 50 kez reddedilen bir aşık.Bu aşkından sonra lisede de aynı sebeplerle reddedilir. Düşünsenize bir basket oyuncusu için sizi görmezden gelen bir kızla aşk yaşamak,hem de tek taraflı olan bir aşk bu!Hanamichi serseri mi serseri ruhlu olan ve tek hobisi kavga etmekmiş gibi görünen bir ergen aslında. Ona eşlik eden Yohei-Nozomi-Yuji-Noma dörtlüsünü de yaban atmayalım derim ben.Onlar da bu yolda gidiyor diye düşünebilirsiniz ama unutmayın ki bu sizi çok kolay yanıltabilecek tek şey olabilir bu seride. Kendileri bu serseri ruhundan vazgeçmese de Hanamichi'nin zaman içersinde basketbolu bu yola tercih etmesi en çok onları gururlandıracaktır hatta...
(Yohei senin bu serserilerin içinde ne işin var kuzum?Gençliğine yazık! :D )
Basketbol sevdalısı iki erkek için iki kez reddedilmeyi gururuna yediremeyen Hanamichi,kendini bir anda basketbol sahasında buluverir.Basketi bir çocuk oyunu gibi görse de Goril'İn ondaki gördüğü azmi dışarı çıkarmasıyla zaman içersinde Hanamichi de basketbola gönlünü kaptırır ve artık o da rakipleri gibi kendini basketbol sahasında gösterebilecek ve onların sahip olduğu o formaya,tezahüratlara artık o da ulaşabilecektir. Peki istediği kızlara ulaşabilecek mi?Bunu biz anime izlerleri hala göremedik ama mangası ne alemde neler gösteriyor hiçbir fikrim yok.Kim bilir,belki de mangasında ulaşabilmiştir.
Serinin finalinin yarım kalıyor oluşunu herkes ezberlemiştir artık eminim,üstelik seriyi izlemeyenler bile bunu biliyordur.Bu özelliği ise benim için bir eksi değildi nedense,öyle bir eksiklik hissi yaşamadım ben.Hatta devam sezonu gelseymiş o finalin çok ama çok güzel bir 'sezon finali' olacağına inancım sonsuz.Keşke devamı gelse....Finali öyle bir yerde kalmış ki güzel bir 'time out!' havasındaydı ama bu mola fazlasıyla uzun sürmüş anlaşılan.Artılarının eksileri dövebildiği bir seri Slam Dunk.Benim için iki büyük eksisi olmasına rağmen artılarıyla kendini bana sevdirmiş bir yapım oldu.En büyük eksisi arka planda bize verilmeyen karakter yaşantıları idi.Öyle ki bu bir spor serisinin,seyircisine en güzel ikramıdır aslında.Tadı damağınızda kalacak hikayeler sunması bize verilebilecek en güzel tat olmalıydı,o kadar uzun (20-25 bölüm süren) maçlara zaman ayırmak yerine maç + hayat hikayesi odaklı bir şeylerin tadına bakmak her izlerin isteği olabilirdi kanımca. :)
Hiç spor serisinde ağladığınız oldu mu?!O kadar çok güldükten sonra öç alırcasına bir taraftan sizi hüzünlendiren.Bahsettiğim arka planda verilen hayatların dramında değil,bahsettiğim en heyecanlı en azılı maçların yapıldığı andaki o hınca hınç dolu spor sahasında ağlayan sporcuya eşlik edişiniz. Hüngür hüngür bir ağlayış değildi bahsettiğim,ağlayan karaktere eşlik ederken, sizin de gözünüzden bir iki damlanın gelişi.Sizi bilmem ama ben o anda kendimi Hanamichi'ye en yakın hisseden kişi oldum,işte bu da beni seriye bağlayan anlardan biri oldu.Aslında o an değildi beni bağlayan,Akagi'nin Hanamichi'ye kolunu uzattığı andı beni hapseden!







0 yorum:
Yorum Gönder