24 Mart 2012 Cumartesi | By: Squaw

Evet,One Piece İzliyorum!


Evet başladım,hem de taze bir izleyiciyim. Bu konuda çömezim, hem de en büyük One Piece acemisiyim. Diğer iki büyük Shounen yapımları izlemiş/başlamış olmam One Piece için şans mı yoksa şanssızlık mı bilemiyorum henüz. Daha 14 bölümcük yutmuş bir takipçiyim. Genelde bir yapımı bitirmeden konuşmak pek huyum değildir ya da o yapıma dair yorum getirmek ama bir ilki de böyle gerçekleştireyim dedim. Bazen gerekiyormuş demek. :D

Önce 9 bölümde bir şeyler şekillendi bünyemde. Bana gelen çizimlerinin çocuksuluğu yanında Şeytan Meyvesi'nin çocuksuluğu bir adım daha önde. Lakin mangakanın kendi zekasına,kendi zekiliğiyle oynadığı oyun sayesinde bu çocuksuluğu görmezden geliyorum. Evet, bu adın ana teması belki Şeytan Meyvesi. Buna bir lafım yok ama Luffy'nin bu sayede aldığı özellik ile rakiplerinden birinin aldığı kesik parçalara ayrılma özelliği bana en çocuksu gelen tarafıydı, hatta çizimleri bile görmezden geldim. Sonrasında ise bu meyvenin getirisi olan yüzemiyor oluşları fikrini izledim ve bu nokta mangaka beni hemencecik kendine bağladı. Seri için yorum yapmak istemesem de bu özellik için bir şeyler dökesim var. Meyveyi yiyen kişinin yüzemiyor oluşu çok ironik değil mi? Bence çok ironik,düşünsenize hayatı denize adamış bir kişinin yüzemeyecek oluşu ona ne kadar çok zarar verecektir.Hele de bu kişi bir korsansa! Bu noktada takıldığım Şeytan Meyvesi çocuksuluğunun yanından da uslu uslu geçip gidiyorum. Bir şeyi verirken karşılığında alınan büyük bir ödeme animelerin en büyük özelliğidir ve bir animede sıkça değinilen ayrıntıdır bu. Bir şey kazanıyorsan karşlığında eş değerde bir şey vermelisin. Bunun en büyük örneği de Fullmetal Alchemist adında geçer,son yapımlardan olan Hoshi wo Ou Kodomo filminde de görebilirsiniz bunu ama söz konusu One Piece olunca, hatta asıl söz konusu olan şey Şeytan Meyvesi olunca mangakanın o elleri öpülesi olabiliyor. Yenilmez bir güç verirken korsanın can damarı olan yüzme becerisini ondan (ç)almak çok büyük bir haksızlık aslında, bunun yanında en büyük saygıyı da kazandıracak bir zeka.


Çizimlerinde değinilmesi gereken bir nokta daha var aslında, Usopp'a ait olan sahnelerde bulduğum. Usopp'un tarzını betimleyen çizimleri, özellikle de burun çizimi var güzel düşünülmüş.İncinmesini istemediği kızı mutlu etmek adına yalan kullanan bir karakter Usopp ve tipik bir Pinokyo burnuna sahip. Bu noktada benim de en sevdiğim masallardan biri çıkıp karşıma geliyor. İkisini de bağdaştırıyorum hem,yalan kullanan ve bu nedenle burnu uzun olan Pinokyo ve Usopp. Kızının ev çizimleri vardı dikkatimi çeken,animelerde girilen masalsı anlatımda bize izlettirilen tarzdaydı hatta. Oda Sensei bunu tasarlarken neyi düşünüyordu bilemiyorum ama ben amacının,dikkati kızın evinden daha çok yaşananlara çekmek olacağına karar verdim. Henüz Oda Sensei'yi anlayabilecek durakta değilim ama ileride çok iyi bir ilişkimizin, sağlam bir bağımızın olacağına inanıyorum. Kendisiyle tanışmakla iyi mi ettim kötü mü göreceğiz bakalım. :)


Konuya hakim değilim henüz, bu da çok doğal.500+ bölümlere gelmiş bir yapım için henüz 14 bölümcük izlemiş bir izleyicinin konuya hakim olması da baya absürd olurdu. Bunun olması Şeytan Meyvesi'nden daha fazla mucize içerirdi bence. :P Konu için bir şey konuşmayacağım ama 'korsan' temasını içermesi,korsancılığı bir oyun kabından çıkarması ise kafi gelebilecek bir durum. Bu yönden bile izlenmesi olası.  Konuyu bir kenara bırakıp şimdiye kadar tanışıklık edindiğim karakterlerden gidesim var. Bu tip uzun seriler ya da adı çok geçen yapımlar için önce karakterleri tanırsınız, hatta tanımayı geçin bazen onları izlemişçesine bilir, anlarsınız. Sonra da isimlerinin ardında gelenleri tanımaya başlarsınız,aslında bu size yalın gibi gelen bir durum gibi gözükse de işin en tatlı kısmıdır. Bunu çok sonra anlarsınız,geriye dönmekle kaldığınız yerden ileriye devam etmek arasında kalır,napacağınıza karar veremezsiniz. Bu noktada kaldığınız yerden ileriye doğru devam etmek ve ileride sevdiğiniz kısımlara geri dönmek yapacağınız en iyi şey olacaktır. Doğru ya, ben karakterlerinden bahsedecektim. :D


Zoro var sevdiğim, o sevilmek için yaratılmış bir karakterdir. Bu tip serilerin olmazsa olmazlarından biridir hatta. Naruto izleyenlerimiz bilir,tipik bir Kakashi konumudur çünkü Kakashi de sevilmek için yaratılmış karakterlerden biridir benim gözümde. Güçleri ya da karakteristik özelliklerini bir kenara bırakalım, o açıdan benzerlikleri az olsa da bulundukları konum itibariyle bu iki isim için ''Sevmeyen ölsün!'' diye bir tabir kullanabilirim. :P Zoro konumunu boşa harcamayan, kılıçlarını bir oyuncak malzemesi yapmayan üstadlardan biri. Onun karakteristik özellikleri ise kendisini benim gözümde özel kılıyor. Yeri geldiğinde fevri çıkışlarını sergileyişi, asabiyeti, yardımseverliği, görünüşünün altında yatan çekiciliği, özellikle bandasını taktığı ve gözünün hiçbir şeyi görmediği anlarıyla tipik bir kılıç kullanıcısı ruhuna teslim olduğu anlar... Hepsi ama hepsi onun ismine yakışan tavırlar, hatta yaygaracılığı bile. :) Zoro'yu sevmeyen var mıdır çok merak ediyorum doğrusu. Nami var, OP çatısı altında bayanların iyi bir yere sahip olduğunun en güzel örneklerinden. OP'i bu konuda da seviyorum, bayan karakterleri kullanışı açısından takdir edilesi diye düşünüyorum. Henüz dişi olarak sadece Nami ile tanışmış olsam da bu özelliğini seyiricisine kabul ettirmekte oldukça başarılı Oda Sensei. Rakipleri olan diğer Shounen'lerimizin (Bleach'ten Rukia ve Naruto'dan Sakura) dişilerine baktığımda Nami'nin yerini çok ama çok özel kılıyor, hemcinslerimi böylesi güzel bir tarzda kullanışı açısından bile Oda Sensei'nin parmaklarına saygı duyasım var.Luffy için bir şey söyleyemiyorum, çok zorlandığım bir şey bu. Daha anlayamadığım bir karakter kendisi, bence şu ana kadar kendi rengini en iyi belli eden isim Zoro'ydu, ya da bu isim benim beklediklerimden biri olduğu için Zoro adına ortaya birçok şey dökebildim. :D Luffy için zaman istiyorum, onu tanımak ve anlamak için kendisini biraz daha izleme niyetindeyim. Yine de onun ciddi bir havaya bürünüp de safça soru cümleleri dile getirişine bayılıyorum diyebilirim. Biliyorum, aslında safça sorup kendi içinde zekice hesaplar yapan biri ama ben onu böyle kabul etmek istiyorum çünkü bu tip yapımların ana karakterinin kıpır kıpır oluşunu seviyorum. Onların kanı kaynadı mı benim de kanım kaynıyor.


Henüz tanışmadığım ama tanışmayı dört gözle beklediğim Ace var bir de... Resimlerinde rastladığım o alevlerin bile bir çekiciliği var, dövüş kabiliyeti, gücü ya da karakteristik özellikleri ne alemde bilemiyorum henüz ama işte o ateş var ya, her şeye yetiyor. Yetmeyi geç, direk beni çağırıyor. :P

6 yorum:

Rei dedi ki...

Ben küçükken One Piece Tv'de yayınlanmış fazla çocuksu bulup izlemeyi bırakmıştım. Üni'ye başlayınca herkes bu kadar seviyorsa bir bildikleri vardır diyerek izlemeye başlamıştım :) Ve sana şunu söyleyebilirim zaman ilerledikçe Oda Sensei'de olgunlaştı kesinlikle. İlk bölümlerdeki çizimler ileriki bölümlerde yok. Daha ayrıntılı daha estetik bir hale gelicek, meraklanma. Üstelik hikayede çağ atlıyor resmen. Spoiler vermiym ama One Piece'in bir bölümünde günlerce ağladım ben. Luffy büyücek, tüm karakterler olgunlaşıcak. Bence One Piece Red Line'a ulaştıkları zaman başlıyor.

Şeytan meyvesi olayına gelince zaten çoğu korsan bu meyvayı yemek istemiyor. Daha doğrusu kendi güçlü olanlar şeytan meyvesini lanet olarak görüyorlar. Ancak güçsüz olup ama ilerlemek isteyen "kötüler" şeytan meyvesi peşinde koşuyor.

Birde Zoro ve Ace en sevdiğim karakterler benimde :) Luffy'nin de en sevdikleri onlar ayrıca. One Piece maceranda sana ilk 100 küsür bölüm için sabır diliyorum. Çocuksu devam edicek ama çok eğlenceli neyseki. Sonraki bölümlere ulaşmak için izlemelisin, yarıda bırakma sakın

Squaw dedi ki...

Benim Tv'de rastlamadığım nadir yapımlardanmış One Piece,diğeri de Kenshin'di. :D Ya aslında bende tam tersi bir durum var biliyor musun?Ne kadar çok seviliyorsa o kadar çok geri gidesim var. Garip bir durum biliyorum ama bazen popülerlik olayı beni korkutuyor? :( Çizimlerin sönük başlayıp çağ atlaması daha çok işime geliyor çünkü bazı yapımlarda (Fate/zero mesela) bunun tersi oluyor ve inan bana o zaman izlediğim şeyden direk soğuyorum.Henüz Usopp karakterinin tayfaya katıldığı kısmı tamamladım, biraz yavaş ilerliyorum. :D

Luffy'nin o meyveyi miğdeye indirişi ayrı bir olaydı zaten,bu ayrıntısı da güzeldi bence. :)

Yok yok,bırakmayı aklımın ucundan bile geçirmedim. Devam edeceğim kesin ama bölümleri hemen yutamıyorum şu an.Sıkıldığımdan değil bu, birkaç animeyi aynı anda izlemeyi seven bir bünyem olduğu için bu şekilde ilerliyorum. :D Sağ olasın,ben çok sabırlı bir izleyiciyim,bu nedenle OP benim tarafımdan şanslı.Yine ortak paydada buluştuk görüyor musun?Ace'i sen de seviyorsan,onu sevecek olma tahminim artık daha da kuvvetlendi. ;)

İstanbul dedi ki...

Öncelikle bu seriye başlamana sevindim Itır : ) Üç büyükler diyorlar ya hani ben ilk ikisini hiç izlemedim, direkt One Piece ile başladım. Emsali olan diğer shonenlerden onu ayıran birçok karakteristik özelliği var. Bunlardan ilki 13 yıldır devam etmesi ve hala ilk günkü tazeliğini koruyarak sevenlerinde o enfes seyir zevkini bırakması. Diğeri ise çizerinin yani Oda'nın insanötesi bir hayal gücü ile böylesine harika bir eser meydana getirmesi. :)

Sanırım şu sıralar sen başlarındasın serinin ama ilerleyen bölümlerde artan heyecan dolu maceraların seni sardığını fark edeceksin. Duygu dolu anlarıyla gözlerin dolacak ve hüzünleneceksin. İçinde tüm renkleri barındıran, rengarenk bir anime One Piece. Arkadaşlık bağlarının, omuz omuza çarpışmanın ve ortak bir ideal uğruna çekilen zorlukların toplamıdır One Piece ^^

Tayfasının en saf karakteri olduğunun farkında olamayacak kadar saf, bir o kadar da güzel bir karakter Luffy. Ana karakter olması onu çekici kılan ama nedense huyları, kişiliği de insanların onun etrafında toplanmalarının nedeni. Diğer karakterler zaten hepsi şahsına münhasır. Bölümler ilerledikçe ve onları keşfettikçe daha da ilginçleşecek anime.

Hakkında söylenecek çok şey var ama en güzeli önce izlemek, o halde bölümlerde ilerlediğinde ve ben de izlemeye vakit bulduğumda seri hakkında konuşmayı çok isterim ^^ Bu arada tanıtımın yine çok güzel olmuş Itır, ellerine sağlık. Duygularımızın tercümanı olmuşsun yine^^

Squaw dedi ki...

Sonunda başlayabildim Burak. :) Bense Naruto ile başladım,sonra Bleach geldi ve en son One Piece'e 'merhaba' dedim. :D Kesinlikle,Oda Sensei'nin hayal gücü bildiğimiz sınırların çok ama çok üstünde. :)

Shounen'lerin en sevdiğim özelliği bu aslında, dostluk öğesinin hakkını en iyi verenlerden biri olması.En kısa zamanda daha da ilerleyebilmem ve ilerledikten sonra da seninle daha derin tartışabilmek dileğiyle...

Karakterlerle tanışmayı,daha doğrusu hepsiyle tam anlamıyla tanışmayı dört gözle bekliyorum ve biraz daha konuya hakim oldukça serinin içine daha da çekileceğimi düşünüyorum.Biraz daha izlerleyeyim, seninle daha da derinden kriterleşiriz. ;)

Asıl ben teşekkür ederim Burak,yazdıklarımın bir One Piece sever tarafından beğenilmesi beni çok mutlu ediyor. ^.^ Ben de sana üşenmeyip o kadar yoğunluğunun arasında bloğuma uğradığın ve bu güzel yorumlarından beni mahrum bırakmadığın için çok teşekkür ederim. ^.^

suke dedi ki...

Olmamış... Hakkaten olmamış, yani 500 bölüm saysak animeyi 14 bölümü üzerinden reviewimsi yazmak hiç etik değil. Anime devam ediyor ve hesaplamalarım sonucu (Windows XP Hesap Makinesi ellerinizden öper.)izlediğin kadarı %2.8'e denk geliyor. Ayıp ayıp... :)

Şaka bir yana, ama aslında şaka da yapmıyorum ya neyse, güzel bir ön inceleme olmuş diyebilirim. Mangasının haftalık takipçisi olarak mühteşem üçlü dediğin Naruto, Bleach ve One Piece'in atasını es geçmişiz. Dragon Ball shounen animelere yön vermiş yegane güzelliktir ve Oda-sensei Toriyama-sensei'ye büyük saygı duyuyordur tahmin ettiğim kadarıyla.

Şimdi ne yazsam spoiler olacak, o yüzden izlesene be Squ!!! diye bağırasım geliyor. Hakkaten ara verince de feleğin şaşıyor, dönemiyor musun, anlamadım ki?

Kızkardeşim Naruto izlemeye başlamıştı, kısa sürede Narutard oldu, büyük kayıp olarak gördüm onu o zamanlar, sonra eline Bleach dvdleri tutuşturdum, bak bakalım bunu beğenecek misin dedim, baya bir izledi ama pek beğenmedi, kardeşimle gurur duyduğum en güzel günlerdi. Sonrasında ben One Piece önerdim, oldukça geç başladı, ama başladıktan sonra Narutardlığından eser kalmadı. Biz buna mitolojide One Piece etkisi diyoruz. (Kötü espriydi kabul ediyorum.)

Itır abıla bir de şeye takıldım, popüler olan şeylere önyargıyla yaklaşmak? Yakıştıramadım sana. Bir arkadaşım vardı, bilmem kaç tane oscar almış, imdbde ilk bilmem kaça girmiş bir veya birkaç film önerdiğimde "izlemem ben o filmleri yeaaa" şeklinde bir karşılık vermişti niye diye sorduğumda şu senin yazdığın popüler olan şeylere karşı önyargı benzeri birşeye sahip olduğunu anladım. Küfür etmedim, Allah'a havale ettim, ne halin varsa gör dedim içimden, Itır abılam sen böyle olma, bana beddua ettirtme, seviyoruz seni ailecek, okuyoruz, okutuyoruz. One Piece'i de izle biraz artık yaaa. :P

Squaw dedi ki...

Sileyim mi? :P

Dragon Ball izlemediğim için aklıma gelmemiştir kesin. :D İzlediğimde kendimi affetirmek adına bir şeyler dökerim artık. :D

Ya aslında One Piece'e ara verme meselesi değil benimkisi, animeye ara verme olayı sanırım. Biliyorsun, bu ara dramadan kaldıramıyorum başımı. Arada birkaç anime izliyorum işte o kadar. MAL'da toplu güncel yapmaya geliyorum anlayacağın. :P One Piece devam edeceğim animelerden biri kesinlikle ama eski izleme seyrime döner miyim bilmiyorum, şimdilik 'drama + anime + manga + ders' götürdüğüm için biraz seyrekleştirdim işi.

Hihih, kötü de olsa beni güldürdü. Ben daha ısınma turundayım ya, en son 21. bölümle kaldım. Ben de ilerleyince kız kardeşin gibi olabilirim bak. Diğer Shounen'leri (Bleach, Naruto gibi..) elimin tersiyle itebilirim. :D

Ya önyargı derken ''ben bunu izlemem, kesin abartılıyordur'' türünde değil. Ön yargı olayım çok dile düşmesi, hani kıyıda köşede kalan şeyleri sen keşfedince daha keyif alırsın ya, anlatmak istediğim bu türde bir şeydi. Yoksa beni hala tanıyadın mı? Eğer öyleyse ben seni Allah'a havale edeyim mi şimdi? :P Tamam ya, geri başlayacağım söz. :D Aslında drama hafifletip de animeye geri dönüşümde devam etme niyetindeydim çünkü böyle MAL'a da az uğruyorum, sıcağı sıcağına sohbeti kaçırmak istemem. :)

Yorum Gönder