28 Nisan 2012 Cumartesi | By: Squaw

Aja Aja, Figthing!


''....
Uçakta tanıştık. Korkuyor gibi görünüyordu ve ben de dönüp uçağa ilk binişi mi diye sordum. Çok tatlı görünüyordu.

....''

Bahsedilen uçak yolculuğunu izlememiş olan biri olsaydım eğer şu cümlelere gözüm kapalı inanabilirdim,  Young Jae gibi birinin böyle bir sevimlilikle tanışma hikayesini ortaya döküşüne kim ifadesiz kalabilir ki?!'' Kameralara oynamanın'' karşılığının bir kanıtı olsa gerek bu.Yaptıklarını kapatmakta onun üstüne tanınmayacak biri Lee Young Jae, namına ve kendine yakışır şeyler yapan biri. Animelerden fırlamış bir Oryan (Tsundere dişilerin erkek versiyonu) karakter gibi adeta. Kendini beğenmiş; gururu ve kibiri yüzünden duygusallıktan mümkün mertebe uzak durmaya çalışan ve aşık olduğu insana bağırıp çağıran biri. Han Ji Eun'sa animelerden fırlamayan bir dişi,saflıklardan uzak hakkını yedirmeyen ve azmini devamlı gün yüzüne çıkaran. Bunlara karşın ''dostluk'' kavramı yüzünden hayatı mahvolan;hayatında sahip olduğu iki dostunun oyununa maruz kalışından sonra haklı olarak kimseye güveni kalmaz Eun'un.



Yukarıda bahsi geçen arkadaşlarının sayesinde Eun kandırılıp da tatile yollandığı sırada Lee Youn Jae ile karşılaşır,bu karşılaşmada ikisi için de çok şey gizlidir elbet. Eun ilk kez uçağa biniyordur ve haklı olarak üzerinde bir tedirginlik vardır. Biraz stresli bir yolculuk olacaktır çünkü apar topar olan bir seyahattir bu,  başlarda neden böyle bir hediye kazandığına anlam veremez Eun, tüm masumluğuyla verilen uçak biletini kabul eder ve yolculuğuna çıkar. Yan koltuğuna ise ülkesinin en ünlülerinden biri olan ve tüm genç kızların ilahlaştırdığı Young Jae oturur ve medyada yansıtıldığı gibi hiç de arkadaş canlısı değildir. Eun'sa Young'a ünlü biri gibi yaklaşmayan ilk kişidir, oldukça doğal ve sakar aynı zamanda da pasaklı oluşuyla tüm yolculuk süresince Young Jae'yi çileden çıkartır. Otellerine yerleştikleri dönemde de oda işlemlerini yaptırdğı esnada Yu Min Hyuk çıkar karşısına. (Bu sahnenin gelişiyle bazen gittiğin ülkede yabancı dil bilmemenin iyi olacağını düşünmeye başladım. :P)


Tatilde yaşanılanlar sonrası Eun zar zor şehrine dönmüştür ve döndüğünde onu kötü bir sürpriz beklemektedir, hemen ardından da asıl darbeyi yer. Yaşanılanlar sonucu evini kaybeden Eun, Young Jae'nin kaçış yolu olarak gördüğü anlaşmalı bir evliliğe girer. Hiçbir şey göründüğü gibi olmaz elbet;medyaya göre onlar mutlu bir çift Eun'a göreyse ev sahibi - hizmetçi ilişkisinden öte bir şey değildir. Eun mecbur kaldığı bu işi yaparken bir taraftan da en büyük hayali olan, isim yapan bir yazar olmaya doğru yaklaşma çabası vermektedir. Bunların yanında da aksi, titiz, huysuz, gururlu, kibirli ve olması gerektiğinden daha fazla olan asabi kişiliğiyle Young Jae ile uğraşmak zorundadır, ona tıpatıp benzeyen büyükanneyi de unutmamak lazım.


Adına aldandıklarımdan biri Full House,adını okuduğum ilk anda aklıma çocukluğumun Full House dizi gelmişti. Ordaki evin doluluğunu düşününce kendine ne kadar da çok yakıştığına inanırdım, hele de Jess amcanın varlığıyla herkesin hayal edebileceği bir ev diye düşünürdüm hep. (◡‿◡✿) Bundaysa evin kendi güzelliği ile yaşanılanların verdiği düşünceyle yeni bir Full House isteği duydum. Sevgiyle doldurulmuş bir evin olduğu düşüncesiyle verilmiş bir isimdi Full House (Dolu Ev).Young Jae gibi birinin varlığının verdiği dolulukla bu ismi hak ettiğine de inanabilirdim aslında. Öyle asabi, öyle gururlu ve öyle kavgacı ki çıkardığı yaygaralıklar hiç de yabana atılmayacak cinsten. Eun'un da ondan aşağı kalır yanı yok çoğu zaman, tek mekanda geçen bir temaya göre oldukça kalabalık bir diyalog ve olaylar bütününe sahip, tüm bunların yanında dramalardan eksilmeyen kare asına. Çoğu dramanın ortak özelliğidir bu; iki erkek iki kadından oluşan bir kare as etrafında döner olaylarımız. Full House da bu düzeni bozmayanlardan olmuş. Oyunculukların verildiği kaliteye eklenen mimiklerse dizinin en keyif veren kısmı. Özellikle de Bi Rain'in popüleratisine rağmen ortaya serdiği mimik ustalığı gözden kaçmayacak cinsten. Bi Rain'i ilk kez izledim, Song Hye Kyo'i de ilk kez izledim. Aslında bakarsanız bu dizide rol alan oyuncuların hepsini ilk kez izliyorum ama hepsinin de rolünün hakkından geldiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bi Rain, So Ji sonrası bünyeme eklediklerimden biri oldu, hatta kazıdım diyebilirim. Sevdim kendisini; o sinsi gülüşlerini,kendi kendine söyleniş anlarını, asabi çıkışlarını, yaygaracalığını, çocuksuluğunu ama hepsinden öte onda olabileceğini asla düşünemeyeceğim utangaçlığını. Hepsini topladığımdaysa sevilesi biri olup çıkıyor Bi Rain.İzlerleri ''Full House'' adı geçtiğinde asıl aklıma kazınan şeyi tahmin edebilir eminim. Özellikle de Young Jae'nin yaptığı Three Bear (Üç Ayı) dansını asla unutamam; o nasıl bir sevimliktir o nasıl bir şekerliktir öyle. :) Hele son kamp sahnesindeki utanan Young Jae gibisi yoktu, seviyorum seni Bi Rain ama kusura bakma So Ji'yi tahtından edemeyeceksin. :P


Dizinin türüne göre sahip olduğu sakinliği sevdiğimi söyleyebilirim,bence tek mekana göre verilen işleniş oldukça yerindeydi. Yeri geldiğinde çiftin kapışmalarıyla seyircisine aktarılmaya çalışılmış olan hareket dozajı tam yerindeydi, aksine izleyicisinde keyifli anlar bırakıyordu. Yeri geldiğinde de dozajında verilen draması izleyicisini etkilemeyi başarıyordu. Komedisi ise ne çok fazla ne de çok azdı ama benim sevdiklerimden biri oldu. Bir an için beklemediğim bir son olacak diye korkutmayı başardı beni. Kore'lilerin romantik komedi temalarını seviyorum, özellikle de fonda verilen sevilesi melodiler de bu atmosfere eşlik ediyorsa değmesin kimse keyfime. Bi Rain'in varlığıyla,görüntüsüyle ve tavırlarıyla ileriye taşıdığı bir drama Full House. Bunun yanında Song Hye Kyo'in de oyunculuğunu yabana atmayalım derim ben. Mimikleri kullanış konusunda iyi bir çift oluşturuyorlardı, bir nevi ''kedi-köpek'' kavramının karşılığıydı onlar. Elbette dramaların olmazsa olmazı Oppa'larımızın şahı vardı bu isimde. Şu ana kadar izlediğim en iyi kare ası oluşturanlardan biriydi, diğer aktristen bahsetmiyorum. Han Eun Jeong'ın oyunculuğu çok göz doldurmuyordu ama üstlendiği rolün hakkını veriyordu. Belki de bulunduğu konumdan dolayı benim gözüme batıyordu. :D


Müzikler konusunda farklı bir türe sahipti Full House, sözler Kore'nin izlerini taşısa da çoğu müziğinde Batı esintileri mevcuttu. Yine de başarısından ödün verdiğini söyleyemem, oldukça yerinde ve kararında bir tarz olmuş. Serinin yaşanılan atmosferine de çok yakıştığını düşünüyorum. Finalini ise tercih edebileceğim tarzda işelnememişti, benim tercihim kare ası hep birlikte izlemek yerine evi dolduran ikilimizle birlikte yapılan bir kapanış olurdu. Sona dair en sevdiğim şeyse kamp sahnesiydi kuşkusuz. Tüm yaşanılanların öyle güzel bir atmosferde sonlanması finali bir nebze de olsa kurtarmaya yetiyordu, hatta yetiyor da artıyordu bile. Ayrıntılar dizisi değildi belki Full House ama yine de vazgeçilmezlerden bir işleniş vermek adına yapılan ayrıntılardan birinden bahsedesim var; Eun'un dondurmadan nefret etmesi ve Young Jae'nin ona her dondurma almaya yeltenişinde sevişini inkar etmesi, bu da Full House'ın güzel ayrıntılarından biriydi. Bir diğeri de saat ve yüzük çizimiydi kuşkusuz. :) Her ne kadar her şeyiyle dolu dolu bir dizi olsa da ben bir kez daha ''Üç Ayı'' dansı seansı isterdim, özellikle de Bi Rain performansıyla. :D

''Üç kişilik bir ayı ailesi, bir evde yaşar
Baba ayı, anne ayı, bebek ayı
Baba ayı şişmandır
Anne ayı zayıftır
Bebek ayı çok sevimlidir
Onların hepsi harikadır''




0 yorum:

Yorum Gönder