19 Temmuz 2012 Perşembe | By: Squaw

Başlamış Olduğum Tango'yu Dong Wook ile Tamamlamak!


Kadın Kokusu'nda Al Pacino mu derim, yoksa Lee Dong Wook  mu? Başlarda, bana fazlasıyla ikilem yaşatan bir soru olsa da 8. bölümdeki o soluğu kesen anı izledikten sonra cevabım belli olmuştu artık. Dişi bir izleyici olmama rağmen başından beri adıyla beni kendine çeken bir yapımdı Kadın Kokusu; yıllar önce izlemiş olduğum Al Pacino'nun Kadın Kokusu'ndan oldukça uzaktı üstelik. Drama haneme yeni bir dizi eklemekle ilgilendiğim bir süreçte karşıma çıkan isimlerden biri olmuştu, adını gördüğümde de ardında iyi bir şeylerin gizli olduğunu düşündüm. Yanılmadığımı da ilk bölümlerde bana kanıtlamış oldu ''Scent of a Woman''. Al Pacino gibi Tango'nun büyüsünü bünyeme zımbalayan bir isimdi hatta; dizi, bize sunulan her iki Tango sahnesinde de Kang Ji Wook ve Lee Yeon Jae arasındaki tutkunun varlığını iliklerime kadar hissettiren bir isimdi. İlk Tango sahnesinin sarhoşluğuyla kendimi bulmaya çalıştığım saatlerde ikinci gelen Tango tutkusuyla beni gafil avlayıverdi. Al Pacino dansın büyüsüne beni hapsederken, Dong Wook hem dansın tutkusuyla hem de aşkın büyüsüyle beni uzun süreli bu isme hapsetmiş oldu.


Babasının kuklası olan biridir Kang Ji Wook (Lee Dong Wook), aynı zamanda şirketin işleriyle haşır neşirdir. Şirket adına istemediği bir evlilik yapmak üzere Im Se Kyung (Seo Hyo Rim)  ile nişan hazırlıklarına girişmiştir. Sert, soğuk, çalışkan ve dürüst olan biridir ama babasının kuklası olmaktan kendini kurtaramamıştır. Söz konusu ne  olursa olsun fazlasıyla pısırık olan Lee Yeon Jae (Kim Sun Ah) vardır bir de, hastalığını öğrenene kadar da her yerde ezilmeye mahkum bir birey olma yolundadır. Bunca yıl  para biriktirmek uğruna ne dış görünümüne özen göstermiştir ne de yaşamında istediklerini yapmaya. 34 yaşında olup da hala bekar gezen bir Agasshi'dir. Hastalığı gün yüzüne çıktığı esnada, iş yerinde sorunlar da baş göstermiştir ve hayatının değerini anlayan Yeon Jae istifasını verip parasını harcama planlarıyla yeni bir düzene adım atar. Önce kendini yeniler, sonra da kıyafetlerini. Son olarak da yaşam standartını yükseltecek şeylere para harcamaya başlar. İlk ve son tatili olacağını düşündüğü bu harcamasını Okinawa'ya (Japonya) yapar. Şans eseri otelde başına gelen talihsizlik sonucu hediye olarak kalacağı standart da otel yönetimi tarafından yükseltilmiştir. Bu hediye ona Kang Ji Wook'u da beraberinde getirir, bu gezide onunla tanışma fırsatı yakalar. Kang Ji Wook şirketleri için yeni bir tatil paketi araştırma amaçlı Okinawa'ya gelmiştir ve bu ikilinin karşılaşıp da tanışması kaçınılmazdır artık. Okinawa'da kaldıkları süreç içerisinde ikili hoş vakit  geçirip bu güzel yerin keyfini çıkarmaktadır, taa ki gelin adayımız Im Se Kyung'un Okinawa'ya ayak basmasına kadar. Onun gelişiyle Jae Yae'nin gerçek kimliği de ortaya çıkar ve ikilinin oynadığı bu güzel tatil oyunu son bulmak zorundadır.


Evlerine dönen ikilimiz çeşitli nedenlerle yeniden bir araya gelir, zaman içersinde aralarındaki de sevgiye dönüşür. Kang Ji Wook, Jae Yae'nin hastalığından bihaber bir şekilde kendini ona doğru sürüklemiştir. Çok geçmeden hastalık da kendini sıkça gösterdiği bir sırada Kang Ji Wook bu durumu öğrenir ve öğrenme sürecinden sonra olaylar da kendini baş göstermeye başlar. Hastane odaları, ilkokuldan gelen tanışıklığa sahip olan Doktor'umuzun (Eom Ki Joon) oluşu, ikilinin bu haddeye gelene kadar gittikleri Tango dersleri, sahneler arasına sıkıştırılan o muhteşem tutkulu dans esintileriyle izleyicisine unutamayacağı tatlar bırakan bir dizi olup çıkıverir. O tadı, damağınıza yerleştirdikten sonra da sizi gafil avlamanın sevinciyle sonuna kadar kendine zımbalar. Dong Wook'un açık ara farkla kendini gösterdiği oyunculuğuyla bu isimden kopup gidemezsiniz artık, siz gafil avlanmış bir izleyicisinizdir çünkü. Onun sahip olduğu soğukluğu yıkan Yeon Jae'nin varlığıyla bu dizi değer verdiğiniz isimler arasına kendini ekleyip gitmiştir bile.


İlk bölümlerin verdiği komedisiyle, aşk ve komedi arasında gidip geleceğiniz bir yapım sizi bekliyor sanıyorsanız eğer bu isme dair yapacağınız en büyük yanılgı bu olacaktır. Başlardaki gelen eğlenceli saatlerin ardından gelen o tutku dolu Tango sahneleriyle sizi az çok neyin beklediğini çözmeye başlarsınız. Buna bir an önce odaklanmalısınız, yoksa değişen havasıyla sizi hayal kırıklığına uğratabilecek yapımlardan birisi olup çıkar Kadın Kokusu. Ön planda aşkın olduğu ama zaman içersinde Yeon Jae'nin hastalığının daha ön plana çıktığı bir isimdir aslında, ailelerin gelişiyle de daha farklı boyuta geçen. Hastalığı öğrenen Kang Ji Wook'un bir şeylerle bocaladığı anlar sonrası, bu ikilinin dünyasında kaybolacağını sanarsınız ama bu da diziye dair düşeceğiniz ikinci tuzaktır işte; ''Keşke bu,  izleyicisine yapılan bir tuzak olmasaydı, keşke daha fazla bu ikili dünyasına hapsolabilseydim, keşke daha fazla Tango tutkusuna tanıklık edebilseydim, keşke daha fazla Dong Wook'un Kadın Kokusu'nu görebilseydim. İlerleyen dakikalarda, ikilinin dünyasına habire birilerinin girip çıkmasını izlemek yerine daracık ama sevecen o dünyada çakılıp kalsaydım. Kalsaydım da bu diziye dair daha fazla  aşk besleyebilseydim.'' diye düşünüp durursunuz.



Dong Woo'ku, My Girl sonrası ikinci izleyişim bu. Bana gelen yorumlar arasında hep bu dizide oyunculuğun dibine vurduğu söyleniyordu, öyle olduğuna inansam da kendi gözlerimle bunu görebilmek gibisi yoktu. Dopdolu bir rolle karşıma çıkışıyla beni kendine bağlayan bir isimdi Dong Wook, tüm dizi boyunca kendini, rengini ortaya döken bir isimdi. Tango'nun etkisiyle mi öyle oldu yoksa gerçekten kendi adıyla mı bunu başardı bilemiyorum, hangisiyle bunu yaptı bilinmez ama o dans sahnesinde karşısında olmayı dileyebilecek kadar kendini öne çıkardığı kesin. Kim Sun Ah'ı biliyor olmama rağmen ilk  kez izledim, yaşına karşı meydan okuyanlardan biri olduğunu düşünüyorum. Bazen yaşını belli eden halleri olsa da oyunculuk yeteneği kendini belli etmeye yeter dediğim isimlerden biri. Nadir sevdiğim hatunlar arasına kendini kazıyabilen bir isimdi Kim Sun Ah; görünüşüyle, tavırlarıyla, sahip olduğu aurasıyla daha önce sevmiş olduğum iki kadın oyuncu (Lim Su Jeong ve Lee Yoon Ji) yanına kendini yerleştirdi. Diğer oyunculara gelince anne rolünü sevdim, daha önce MiSa'da izlemiştim. Orda da Eun Cha'nın sevimli ve telaşlı annesi rolündeydi, gerçi burda da bir farkı yoktu. :) Anne kızın arasındaki bağı sonuna kadar hissettirebilen oyunculuklarıyla tüm dizi boyunca Kim Sun Ah ve Kim Hye Ok gerçek bir ''anne - kız'' gibi gördüm, hissettim. Birlikte uyuyuşları, birlike güldükleri her sahne, birlikte yemek yedikleri her an, ikisine ait ne varsa her şeyiyle sevdiğim ''anne - kız'' görüntülerindendi. Dizi, sadece aşk yönünde ele alınacak derken diğer yanda bir ''anne - kız'' hikayesi izleyişimle, bu diziye özel yerlerimden bir konum ayırabilirdim ama ben o aklıma kazıdığım Kang Ji Wook & Lee Yeon Jae sahnelerinden sonra diziyi en çok, beni benden alan o Tango sahnesiyle bünyeme ekledim. Hayatımda öyle bir dansı yapabilme şansım olur mu bilmem ama Kang Ji Wook gibi bir hediyem olsun isterdim. :)


 

Tango izlemeyi severim, Tango müziklerini pek severim, Dong Wook'yı ise pek bi severim. Aşkla boyanmış bir Tango'yu izlemeninse tadına doyamam; aşkla sarılı Dong Wook Tangosu'nu ise hiçbir şeye değişmem. Dong Wook'u ilk kez böylesine tutkulu, ilk kez böylesine aşık izledim. Aşkı böyle güzel yansıttığına mı tapayım, romantik bir erkeği gözüme gözüme sokan tavırlarına mı öleyim? Neye ölüp neye kalacağıma karar verebilmiş değilim ama o dans sahnesinde iliklerime kadar hissettiğim tutkusunu hatırladıkça, karşısındaki Kim Sun Ah olmak için kaç kez can attığımı itiraf edebilirim. Rol olsa bile en azından bir kez, daha önce başlangıç dersini almış olduğum Tango'yu Dong Wook ile sonuna kadar götürmek isterdim, o kadar tutkulu, o kadar aşkla boyalı bir dans olmayacağı kesin ama zamanında başlamış olduğum bu dansı Dong Wook ile tamamlamanın tadına doyum olmazdı.


Müziklerine ise söyleyecek, onların güzelliğini dile getirebilecek bir ifade bulamıyorum. Dizinin kendine has, yani Kore izleri taşıyan melodileri yanında Tango'nun havasına yakışır olan müziklerini anasım var. Diziyi noktalamış olsam da, üzerinden bir dizi daha geçmiş olsam da hala o güzel ezgilerin etkisi sürmekte. Belki de buna izlediğim sahnelerin çekiciliği etken, belki de müziklerin kendisi. Hangisinin etkisi büyüktü bilemiyorum ama Drama OST denildiğinde hatırlanması gereken isimlerden olduğu kesin. Dizi genel olarak bakıldığında oldukça içerikli gibi gözükse de sonradan değişikliğe uğrayan anlatımıyla o büyüyü bozuyor bir havaya sahip olup kalıyor. Keşke olması gerektiği, sahip olabileceği daha da fazla olan o güzellikleri yabana atılmamış olsaydı. Böyle oluşu diziyi kötü mü yapıyor? Hayır, aksine benim için dizi kendi halinde bile çok güzel, özellikle de bana verilen o finalin kapanışı ile kendini özel kılmayı başardı. Drama severlerin es geçmemesi gerektiğine inandıklarımdan hatta, bunu sadece o final kapanışı için diye söylenmiş bir söz olarak görmeyin çünkü bu söz aslında o nefes kesen Tango sahneleri içindi.

Mutfağımda böyle bir Kang Ji Wook dolanıyor olsa fena olmaz mıydı? ♥


Böyle bir hediyeye kim hayır diyebilir ki?
 Kang Ji Wook: Bir hediyem var.
Lee Yeon Jae: Nedir?
Kang Ji Wook: Ben. (Nasıl bir sevimliliktir o öyle. ♥)



10 yorum:

mtilhan dedi ki...

Biraz bu yazıyla alakasız olacak ama başlayacaklara bir drama listesi çıkarsanız :D
Mesela :);
TRT'de yayınlanırken ve evde TV varken izlediğim tarihi dramalar hariç Gizli Bahçe (fakir dublör kız ve ukala zengin eleman her yağmurda beden değiştiriyorlar) izledim şimdi de Kurosagi bitmek üzere...
Şimdi ne izlememi önerirsiniz?
(Bi bakıyorum da gerçekten bi miktar garip yorum oldu :D)

Squaw dedi ki...

Öncelikle bloğuma hoş geldin. :) Sizli bizli hitap etmeye gerek yok, sen diye yazabilirsin. ;) Başlayacaklara liste çıkarmam güzel olurdu ama herkesin zevklerini bilmeden ya da beğenilerini bilmeden çıkarmam sağlıklı olur mu ki? :) Hem ben de yeni bir izleyiciyim, topu topuna 30 tane izlemişiliğim var ama elimden geldiğince sohbetini yapmak ve sevdiklerimden önermek isterim. :)

Şu anda, Gizli Bahçe'yi ben de yeni izliyorum, hatta bugün başladım. 2 bölüm izledim ve gidişatı merak etmiyor da değilim. Birazdan ona geçeceğim. :D Ne tarz sevdiğini bilmiyorum ama eğlenceli bir şeyler istersen; My Girl, Full House, My Name is Kim Sam Son, Boys Over Flowers ( Anime izliyorsan Hona Yori Dango'nun Kore Drama versiyonudur), Hong Gil Dong, 9 End 2 Outs önerebilirim. Ciddi bir şeyler istiyorsan eğer; 49 Days, Cain and Abel ve şu anki ana sayfamı süsleyen Scent of a Woman'ı önerebilirim. Özellikle Scent of a Woman'ı izlemeni şiddetle öneririm. Eklemiş olduğum Tango sahnesine göz attığında ne demek istediğimi anlarsın. :D

Son olarak bence garip bir yorum olmadı, askine iyi ki uğramışsın. Yukarıda önerdiklerimi seversen eğer dilediğin zaman yeniden birkaç ekleme yaparım. Bloğuma da her zaman beklerim, tekrardan hoş geldin. :)

mtilhan dedi ki...

Şovalye olmayabilirim ama herkese özellikle bayanlara nazik olmama gerektiği öğretilerek büyüdüm yapacak bir şey yok :) Fakat hitabet konusunda elimden geleni yaparım :D

Gizli Bahçe'yi bu sene üniversite sınavlarına çalışırken ipod toucha atarak izlemiştim. Sürükleyiciydi ve insana sınava hazırlandığını bile unutturuyordu :)

Blogu zaten bir süredir okuyuroum okuması çok zevkli yazılar var kendi adıma o yazılar için teşekkür ederim :)

Nedense her yorum yazdığımda bu da o da garip geliyor bana :D Belki yorum yazma da bir özgüvensizliğim vardır? O zaman bol bol yorum yazmalıyım herhalde :P :D

Mrym dedi ki...

Bende tango yapmak istiyorum uleeeyynn!
Etkisinden kurtulalı fazla olmayan bu sahneleri neden tekrar tekrar gözüme sokuyorsun? Bu adamla, bu tango; hayat adil değil uleeyn! Dizi çok güzeldi ama, bana kalırsa diziyi bu kadar baş-döndürücü yapan kesinkes Dong Wook' du. Ne zaman ellerini o hatunun beline koyup dönmeye başladıysa; benim de başım fıldır fıldır döndü. Şimdi bir düşünelim; uzun boylu, boğum boğum kaslı (taşşşş) nefes kesecek kadar yakışıklı, zeki, esprili, eğlenmesini ve eğlendirmesini bilen, düşünceli, sorumluluk sahibi, fedakar ve zengin bir adam gidip te tam içimizden biri; her kenar mahallenin gülü; kasaba kızı; dağlar kızı reyhan kıvamındaki hatunu delice, tutkuyla, körü körüne, hemi de büyük bir aşkla severse; zavallı biz ne yaparız ağzımız bir kara deliğe dönüşene kadar bön bön bakıp izleriz işte. Yapacak bişi yok şekerim. Yine düşürdün aklıma nappun-manjayı ah ulan ahh! :D Neyse tatlım güzel yazın için ellerine sağlık.

Squaw dedi ki...

mtilhan; sorun değil, nasıl hitap etmek istiyorsan öyle edebilirsin. Rahat edemeyeceksen siz demeye devam edebilirsin. :)Hem her erkekte şövalye ruhu vardır ama onu açığa çıkarabileni azdır. :P :D

Şu an 6. bölüme geldim, dediğin gibi dizi oldukça sürükleyici. Hyun Bin'in oyunculuğunu baya sevdim, en az onun kadar Oska karakterini izlemesi de çok keyifli.

Teşekkür ederim, yazılarım seviliyorsa ne mutlu bana. :) Ben de yorumlarını esirgemediğin için teşekkür ederim.

Neden olmasın? :D Bol bol yazdıkça bu özgüvensizliği de üzerinden atabilirsin. :P :D Bence öyle düşünmemelisin, benim için bloğuma gelen her yorum değerlidir çünkü vakit ayırıp yazılarımı okuyan arkadaşların olduğunu görmek gibisi yok. Bu nedenle ne zaman istersen uğrayabilirsin. ;)

Squaw dedi ki...

Mrym; Bu diziyi izleyip, daha doğrusu Dong Wook'u izleyip de Tango yapmak istemeyen kız var mıdır acaba? Eğer varsa o kızın alnını karışlamak istiyorum. :P :D

Ama ya; ama ben henüz bitirmişken taze taze yazayım dedim. :) Sanırım ben de uzun süre bu etkiden çıkamayacağım. Hatta o nefes kesici olan Tango sahnesinin videosunu indirdim, açıp açıp izliyorum. Benimkisi de nasıl bir işkenceyse. :D O elleri tekrar tekrar izledikçe ağzımı beş karış açıp izlemesi de bana düşüyor işte. Napalım güzelim, biz de böyle ekran karşısından onlarla hasret giderip iç geçiriyoruz ama hayalimden bir erkek yaratılması istense Scent of a Woman'ın Ji Wook'u derdim. ♥

Ne demek canım benim, elimden geldiğince ve izlediğim şeyleri sevdikçe uğramaya çalışıyorum. Senden de bekliyoruz unutma, gerçi söylememe gerek yok, zaten güzelce döktürüyorsun. :)

mtilhan dedi ki...

Diziyi bitireli bir miktar oldu ama tercih dönemi münasebetiyle az geç kaldım yorum yazmakta :P

Dizi çok güzeldi. İlk bölüm aşırı gıcık ve sıkıcı gelse de zorladım kendimi ve 3'ten itibaren insanı açıyor :)

Benim favori sahnem ise herhalde 9.bölümün sonundaki sahne :)
"Bisiklet kullanmayı bilmiyorum ki" diyip sepete atladığı sahne :)

Diziyle tanıştırdığın için arigatou :)

Squaw dedi ki...

Evet, ilk bölümler biraz sıkıcıdır. Özellikle de pısırık olan Yeon Jae'yi izlemeyi sevememiştim hiç ama sonradan kendini toparlayabilen nadir dizilerden biriydi. :)

O sahne çok güzeldir, aslında diziye dair o kadar güzel sahneler var ki hangi birinden bahsetsem diye düşünmeye başladığımda şaşırıp kalmışken buluyorum kendimi. :D

Rica ederim, yorumlarımı dikkate alıp da böylesi güzel bir diziye şans verdiğin için asıl ben teşekkür ederim. ;)

pacihinko dedi ki...

Buraya mı yazılır bilmiyorum ama dramalar arasında şöyle artist, ukâla tabiri caizse piç bir oğlanın maceralarını ele alan bir drama var mı bildiğin? Bu arada bu drama Al Pacino'nun filminden mi etkilenerek yapılmış?

Squaw dedi ki...

Artist ve ukâla tarifine uyan drama var bir iki tane ama 'piç' tabirine uyar mı karar veremedim pek. :D O tarzda başrol kahramanı olan Kurosagi ve City Hunter önerebilirim, ikisi de öç alma hikayesidir, sevebilirsin diye düşünüyorum. :)


Filmin, Al Pacino filminden etkilenen tek özelliği adı ve Tango olayıydı. Bunun dışında benzerlikleri yok denecek şekildedir, yani tamamen farklılar.

Yorum Gönder