11 Ağustos 2012 Cumartesi | By: Squaw

Bir Kitapla Bir Sevgili Arasındaki Ortak Yön Neymiş? (Cevabın Adresi: Heartbreak Library'miş)



Geçen hafta, So Ji filmlerine ayırdığım haftamın ardından bu haftamı da Dong Wook filmine ayırmaya karar verdim. Drama sever bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine dikkatimi çeken bir isimdi, zira Scent of a Woman sonrası Dong Wook'a da yapımlarına da dikkat verir olmuştum. Wookie'nin bazı yapımlarında sevdiğim oyunculuğu nedeniyle onu izlemesi benim için ayrı bir keyif olmaya başlamıştı, öyle de devam etsin istedim.


Bir kitabın 198. sayfasında saklanmış nedenlerin filmi Heartbreak Library, kırık kalplerin farkına varılmadan onarıldığı. Sahip olduğu durağanlığına inat seyircisine merak duygusunu aşılayanlardandı hatta; Jun Oh, 198. sayfanın cevabını bulabilmek adına gittiği yerel kütüphanede ne kadar kitap varsa zamanla hepsinden bu sayfayı söküp çıkarmakla ilgilenen biridir, Eun Soo ise onu suç üstü yakalamayı amaç edinmiş kişidir  ve bu amacını çok geçmeden gerçekleştirmeyi başaran bir kütüphane görevlisidir. Yırtılan sayfaları önemsediği kadar bu yırtmanın nedenini de merak etmektedir. (Ben bile başta acayip meraklanmıştım. :D) Nedenini öğrenince merakının gitmesi gerekirken Eun Soo, 198. sayfanın ardında yatan anlamı daha çok merak eder hale gelir ve Jun Oh ile bu sayfaları araştırmaya başlar.



 Jun Oh kız arkadaşı tarafından geride bırakılan bir kırık kalptir ve ardında bırakılan tek bir not vardır: 198. sayfaya bak! Jun Oh, tüm yaşamını bu nota adamıştır ve tek amacı o bahsedilen 198. sayfaya ulaşmaktır. Aslında terk edilen biri değildir Jun Oh, ardında başka nedenler saklıdır. Başta bunun anlamsız bir not olduğunu düşünen Eun Soo, Jun Oh'ın o aradığı 198. sayfaya her dokunuşunda ağladığını gördükçe ona yaptığı yardımı, bu eski kız arkadaşı aramaya kadar ilerletir ve ikilimiz birlikte hayatlarını gerçekle buluşturacak bu arama yolculuğuna girişmiş olur.


Durağanlığa meydan okuyan bir filmdi, durağanlığına inat içindeki sakladığı şeyleri merak ettiyordu. Jun Oh'ın sahip olduğu geçmişi yavaş yavaş açmaya çalışan bir konuya ev sahipliği yapıyordu, bu açılışı da 198. sayfalardan birini yırttığı andaki yakalanışla yapıyordu. Nedenini henüz göstermeden yapılan bu davranışla size de garip biri gibi gelen bir oyunculuğu vardı Wookie'nin. Çok zorlayıcı bir rol değilmiş gibi gözükse de onun bu az konuşan ama çok şey anlatmaya hevesli karakteriyle film izleyicisini daha da kendine çekebilecek bir özelliğe sahipti. Bu filmin adına yakışan birçok Uzak Doğu yapımlarından biri olduğuna inanıyorum, zira Uzak Doğu yapımları bu konuda fazlasıyla usta. Dizi olsun film olsun o yapımların sahip olduğu kimliklerinin başlığı insanı ister istemez çekme gücüne sahip, bu konudaki tökezlemesi çok nadirdir. Hatta öyle başarılılar ki bazı yapımları sırf adları için bile izleyebilirim. :)


Biliyorum, sevdiğim bir oyuncuya ait yapımlardan biriyse ona torpil geçme özelliğim var ama bunu hangi izler yapmıyor ki? :D Ben sadece cesuru oynuyorum ve bunu hiç çekinmeden hiç gocunmadan açıkça söyleyebiliyorum. :P Evet, bu isme de birazcık Dong Wook için torpil geçtim diyelim. Geçtim ama yine de beni bilenler bu özelliğimden de bir şey kaybetmediğimi bilir; iyiyse iyi derim, kötüyse kötü. İzlediğim şey konusunda objektif olmayı sevenlerdenim ben, yapmacık sevgi ya da nefret kırıntıları ortaya dökenlerden değilim, olamam da zaten, olanları da mümkün mertebe kendimden uzak tutma taraftarıyım. Bunu başarabiliyor muyum başaramıyor muyum henüz anlayamadım ama başarabildiğim yönündeki fikrim daha ağır basıyor gibi. :P


Neyse, film diyorduk. Bu filmin adını ayrı sevdim ben, filmi de ayrı sevdim, konuyu zaten sevdim ama Dong Wook'u daha bi sevdim. Scent of a Woman sonrası ona ait beğendiğim en iyi oyunculuklardan biriydi diyebilirim. Az konuşan rolleri oynamanın daha zor olduğuna inanlardan biriyim, bu tür bir rolün de üstesinden gelebilen oyuncu benim gözümde iyi olan taraftadır. Dong Wook'unsa az konuşan biri yanında psikolojik tedavi gören birini oynaması takdire şayan bir konuydu, aslında onu oynaması değil onu izleyicisine hissettirebilmesiydi güzel olan. Onu izlerken her şeyiyle hissettiğim bir Jun Oh vardı ortada, Yoo Jin sayesinde de Eun Soo vardı diğer tarafta hissettiğim. Yoo Jin, Jo Hyun Jae ile Three Dads One Mom dizisinde iyi bir performans sergiliyordu, diğer sevdiğim oyunculardan biri olan Hyun Jae için ona torpil geçtiğim düşünülmesin sakın. Zira  Yoo Jin'i, Eun Soo ismiyle daha bi sevdim. O tip bir karakteri bana hissettirebiliyorsa eğer iyi bir oyunculuk sergilemiş demektir. Filmi belki de daha çok Yoo Jin götürdü bilemiyorum, nasıl bir performans olduğundan bahsetmeye kalksam o durağanlığa inat Yoo Jin'in sahnelerinden sonra Dong Wook sahnelerini merakla bekledim diyebilirim, beklediğim Dong Wook değildi aslında; beklediğim Jun Oh'du. Bekliyordum çünkü bir an önce Jun Oh'un o sırlarını görmeyi diledim, görüp de Jun Oh gibi bir kırık kalbin neden öyle olduğunu öğrenmek istedim. Öğrendiğimde de ona yardım eden Eun Soo olasım geldi içimden. Kırık kalpler kütüphanesinin gerçekliğini de diledi bu gönül.

Başlangıcıyla izleyicisini uzaklaştırabilecek bir yapıya sahip, buna aldanmayın sakın. O yapıyı görmezden gelip muhteşem finale doğru gidin ama oraya varmadan önce 198. sayfaya dalıp Jun Oh'u keşfedin. ;) Şimdi, bu yazıyı okuyanların neden devam ettiğini duyar gibiyim, biliyorum biliyorum, işte beklediğiniz şey burda:


2 yorum:

A.O Bolat dedi ki...

İnginç bir film olmalı, not aldım :)

Squaw dedi ki...

Film güzeldi, aslında başrol erkeğimiz olan Jun Oh'ın aradığı cevap beklenmedik bir sürprize bağlanıyordu, sanırım filmi güzel yapan yanı da buydu. :)

İzlemen tavsiye edilir, umarım beğenirsin. ;)

Yorum Gönder