5 Ağustos 2012 Pazar | By: Squaw

Habil ve Kabil Bir Beyzbol Oyuncusu Olsaydı Ne Olurdu? Cevabı Park Moo Yul'da. :D


" Kim Tae Han - Kabil Habil'i öldürdü çünkü onun daha çok sevildiğini düşünüyordu.
Park Moo Yul - O ikisi kim ki? Beyzbol oyuncusu mu?
Yoo Eun Jae - Seni cahil.
Park Moo Yul - Ne? Onları tanıyor musun sanki? Sen de bilmiyorsun. Kimler hadi söyle bakalım.
Yoo Eun Jae - En azından beyzbol oyuncusu olmadıklarını biliyorum.  "

Dong Wook şölenine devam eder bir şekilde gidiyorum bu ara, onun son rol aldığı yapımlardan biri olan 2012 dizisiyle yolculuğumun duraklarından  birindeydim. Eğlenceli, bir o kadar da keyifli bir dizi olan Wild Romance izlemekle meşguldüm. Aslında üzerinden birkaç dizi ve bir iki film geçmiş olsam da elim txt'mi açtığım anda bu diziye dair bir şeyler karalamaya koştu hemen, iyi de oldu sanki. :D My Girl sonrası eğlencenin dibine vuran Dong Wook dizilerinden biriydi Wild Romance. Menajer Kim ile çılgın Dong Ah'ı izlemenin keyfine vardığım.


Bir kadından dayak yediğı videosuyla tıklanma rekorları kıran ünlü bir beyzbol oyuncusu Park Moo Yul'le, mesleği korumalık olan erkek fatma kalıbına giren kızımız Yoo Eun Jae'le, ona her konuda akıl hocalığı yapan çılgın arkadaş Dong Ah'ıyla, ciddiyetini hiçbir şeyin bozamayacağını düşündüğünüz ama bunu kırmayı başarabilecek kapasitesi olan Dong Ah'ın yakınlaşabildiği Menajer Kim'iyle eğlendiğim nadir yapımlardan birisiydi. Yediği dayağın videosu sayesinde, gündemden zaten yaptığı haşarılıklarıyla hiç düşmeyen Park Moo Yul, basın açıklaması sayesinde hayatı boyunca anlaşamayacağını düşündüğü kadın koruma olan Yoo Eun Jae'ı mecburiyetten kısa süreliğine işe alır çünkü sıradan olmayıp da beyzbol yeteneği tartışma götürmeyecek olan Park Moo Yul ne zamandır tehdit kartları almaktadır. Yapılan tehditleri ciddi bir mesele olarak görmese de bu videoyu ört bas etme işinde ona en büyük yardımı bu tehdit araçları olan kartlar ve resimler edecektir. Medyaya bu tehdit olayı duyurulur, videonun sadece yapılan bir alıştırmadan ibaret olduğu açıklaması yapılır. Yoo Eun Jae, ''Kedi köpek'' deyiminin en güzel örneğini oluşturduğu Park Moo Yul'ın korumalığına getirilir. Yoo Eun Jae için bu ölüm demektir çünkü o koyu bir Blue Seagulls fanıdır, üstelik ailecek bu takımın taraftarlığını yapmakta, taraftarlar söz konusu olduğunda da en ön kısımlarda yerlerini almaktadır. Peki bu Blue Seagulls kim mi? Park Moo Yul'un oynadığı takım olan Green Dreamers'ın ezeli rakibidir, yıldız oyuncuları ise beyzbol söz konusuysa Park Moo Yul'un can düşmanı olup çıkan bir isimdir.


Park Moo Yul bu dayak olayıyla gündeme bomba gibi düşer. Yaşanan bu dayak olayında, Yoo Eun Jae'ın babası ve kardeşinin suçlu olmasına karşın suçsuz olan Moo Yul'un hayatı yavaş yavaş alt üst olmaya başlamıştır artık. Nete düşen bu video ile çalkalanan medya durulmuşken, Park Moo Yul çeşitli kumpaslara maruz kalarak yeniden gündeme gelen biri olup çıkmıştır. Her adımda suçsuz olsa da ona kurulan tuzaklar sonucunda medya önünde hep suçlu duruma düşmüştür. Takımdaki abisi olan Jin Dong Soo hayatındaki güvendiği tek kişidir, o da zamanla yaşının ilerlemesinin getirisi olan sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalır. Onun da en büyük destekçisi eşi Oh Soo Young ve kardeş gibi olduğu Park Moo Yul'dur. Her şeyin düzene girdiği düşünülen bir anda gelen son kumpasla birlikte Park Moo Yul beyzbolu bırakma haddesine gelir ve her şey kötüye gitmeye başlamıştır artık, ok yaydan çıkmıştır çünkü.


Wild Romance için eğlencenin dibine vurduğundan bahsettim, sahip olduğu 'komedi' etiketine ihanet etmeyip onu son haddesine kadar güzelce taşıdığını düşündüğüm bir diziydi aslında. Bu eğlenceye, suç unsurunun da güzelce yerleştirildiği isimlerden biri. Başlarda tahmin oyunlarıyla izleyicisine verdiği yakalamaca tuzaklarıyla 'romantik & komedi' etiketinden ara sıra sıyrılmayı başaran bir diziydi. Vampir güzelliğine sahip olan Seo Yoon Yi 'in sahneye çıkışıyla, ondaki gizemi çözmek adına detektifcilik oynamaya başlayan Dong Ah bölümleriyle kendini size daha da sevdirebilecek bir yapım. İşlenenelerin keyifliliği yanında oyunculukların kalitesinden ödün vermediğini düşündüğüm dizilerden hatta. Dong Wook'u ilk bölümlerde fazlasıyla yadırgamıştım aslında; onu daha önce hiç böylesine züppe böylesine dırdırcı bir rolde izlememiştim çünkü. O, evimizin soğuk ve umursamaz prenslerinden biridir aslında, ona dikilen bu prensimiz, jönümüz rolleriyle aşinalık kazandığımız Dong Wook bu kez farklı bir çizgideydi. İlk defa ona yakışan çizgisinin dışında bir Dong Wook vardı karşımda, peki benim imgelediğim Dong Wook'u sildi mi? Hayır, silmedi ama kendinden de uzaklaştırmadı. İlk bölümlerde sevmesem de giderek alıştığım biri olup çıktı Park Moo Yul. Züppeliğin ona yakıştığını düşünmeye bile başladım. :D


Lee Si Young'ı ilk kez izliyordum, ilk kez izlemenin getirisi miydi yoksa rolüne ısınma turu olduğu için miydi bilemiyorum ama ilk bölümde kendisinden kaçacak kadar itildim. Sonra nolduysa oldu ve ben onun, o Yoo Eun Jae hallerine o kadar çok alıştım ki görmedikçe izlemek için can atarken buldum kendimi. Moo Yul'a kızdığı zamanlardaki ''Kıreeeee'' deyişleri, ruh hallerine göre telefondaki Park Moo Yul'un adlarını (pislik, sapık, tacizci gibi...) değiştirip durması; ondan hoşlandığını anladığı andan itibaren Moo Yul'dan gelen her telefonda, onun karşısında dikiliyormuşçasına utandığı halleri, Park Moo Yul ile iyi geçindiğinde saçlarını kulak arkası yaptığı ama aksine didişdiklerinde de o saçları kulak önüne getirdiği her an izlerken beni benden alıp götürüyordu. Onun küçük bir erkek çocuğu görünümündeki her haline giderek alıştığımı fark ettim, bu alışmaktan ziyade onu böyle görmeyi dilemek gibi bir şeydi. İzleyenler bilir; o kaş alışına hayran kalmamak mümkün müydü? :)

Gelelim dizinin en eğlenceli çiftine: Menajer Kim & Dong Ah ikilisi. İzlemeye doyamadığım, onları başından beri çift olarak görmek için can attığım nadir isimlerden biriydi o ikisi. Dog Ah'ın, Menajer Kim'in Hanbuk fantezisini gerçekleştirmeye çalıştığı bölüm de cabasıydı. Keşke bu ikiliyi daha fazla izleyebilseydim, keşke Park Moo Yul &  Yoo Eun Jae romantizmini daha fazla soluyabilseydim dediğim diziler arasına gelip yerleştirdi kendini Wild Romance. Bu isteklerime rağmen kendisini özel kıldığım Drama geçmişime gelip yerleştirdi kendini, kolay kolay da çıkamaz artık.


Müzikleri konusunda zayıf diye düşündüklerimden, mimlediğim bir iki müziği var. Özellikle de Yoo Eun Jae telefon melodisi tüm diziye bedeldi. Her dizinin müziği eşsiz olacak diye bir kaide yok elbet. Bir dizi, müzik eksikliğini diğer güzellikleriyle kapatıyorsa işte o diziyi izlemenin keyfi bambaşkadır. Bana istediğimi veren nadir dizilerden biriyse o isim, işte benim keyif dizilerimden biridir o yapım. Oyuncularını da seviyorsam eğer işte o an değmesin kimse keyfime. Wild Romance izlemenin keyfiyse tüm bunlara bedeldi işte; eğlenceliydi, keyifliydi, hoştu. Bir o kadar da sürükleyiciydi, eğlencenin dibine vuruyordu çünkü. Bir de Yoo Eun Jae gibi o içki bardağını çevirerek yanağımdan dudağıma götürebilsem. :) Bir de, bir de özüne dönen Dong Wook vardı ya, işte benim ekrana zımbalandığım anlar gelip çatmıştı. (´ω`)


Kıskançlığın en güzel örneklerinden biriydi bu sahne; ah Dong Wook ahh, sen kıskanç adamı ne güzel de oynuyorsun böyle. ♥ Cıvık cıvık olmayan, iticiliğe dair hiçbir iz barındırmayan. :) Bir insan kıskançlıktan gelen güdüyle böyle bir fotoyu yarım çekmeyi nasıl akıl eder bilemiyorum hiç. :D


Hong Jong Hyun yavrucum, sen gidip vampir ol bence, eminim vampirlerin en güzeli olacaksın. (ღˇ◡ˇ)♥ (Aslında olmuşsun, yapımcılar benden daha önce davranmış bile. :P)



0 yorum:

Yorum Gönder