13 Eylül 2012 Perşembe | By: Squaw

60-90 Sınırıyla Çevrili Bir Hayat; Çok uzun bu yüzden hepsini halledemem; o yüzden yazın; Dok-Go-Jin sonuna da kalp koyun.


Cha Seung Won efsanesi olduğunu duyduğum bir yapımla devam edesim vardı, tabii bunda yakın arkadaş yorumlarının etkisi de büyüktü. Cha Seung Won'u daha önce izlememiş biri olarak bana itici gelen görüntüsü nedeniyle başından beri ertelediğim bir isimdi The Greatest Love, sonrasında ise Cha Seung Won sevgimi başlatan yapım oldu. Bu diziyi noktalar noktalamaz depomda ne kadar Cha Seung yapımı varsa sıraya dizdim. Önce City Hall geldi, ardından da Athena: Goddess of War. Sonrasında da filmlerine geçiş yaptım çünkü ülkesinde yapımcılar tarafından yapılan bir ankette ''En iyi film oyuncu'' etiketinde ilk 10'da yer almış bir aktör kendisi. Secret filmini izledikten sonra da bunda ne kadar haklı olduklarını gördüm. Sonrasında da gözümü ''71: Into the Fire'' filmine diktim. Cha Seung Won, her ne kadar romantik komedilerin çılgın, çocuksu, deli durgun, yeri geldiğinde de şapşal mı şapşal aşığını canlandırmada fazlasıyla başarılı olsa da, ciddi ama ciddi olduğu kadar da kötü karakterleri canlandırmada da çok başarılı. Deli divane duyguları olan coşkulu bir erkeği oynamadaki başarısının yanında o, ciddi rollerin ismi de olmalı. MyDrama List sitesinde profil bilgilerine göz attığımda City Hall, onun birçok film projesinde yer alışından sonra 6 yıl ara verdiği diziye dönüş projesiymiş.  Diziler için adını ortaya koymayı o kadar çok özlemiş olmalı ki bu dizideki performansı göz alıcı olmuş. Gerçek bir aşık gibi sizi üstlendiği her rolün dünyasına sokabilecek yeteneği var Cha Seung Won'un, hele de karşısında onun bu yeteneğini yükseltecek başka bir isim varsa işte o zaman izlediğiniz şey tadından yenmiyor.


The Greatest Love'un şımarık, çılgın, şapşal Dok Go Jin'i o; bir taraftan da hayatını, kalbi üzerine kumar oynayarak geçiren medyatik bir isim. 10 yıl önce kalbine yerleştirilen pille yaşamına devam eden biridir Dok Go Jin. Bunu hayranlarından da saklamış, sadece yakınındaki birkaç kişiye söylemiştir. Hayatında bu zorluğu olmasına karşın ismi, ünlüler dünyasında gittikçe daha da güçlenmiştir. Günlerinin doruk noktasında olduğu dönemlerin birinde benzin almak için girdikleri istasyonda Ae Jung ile yaşadığı talihsiz karşılaşma tüm hayatını etkileyecektir. Onu ''60-90'' sınırında zorlayacak biri olup çıkar Ae Jung. Ae Jung ise 10 yıl önce popülaretisi oldukça fazla olan bir kız grubunun lideridir. Zaman geçtikçe grup içi sorunlar ve medyanın rahat bırakmaması nedeniyle yaşanılanlar yüzünden grubu dağıtmıştır. Ünü sönmüş olan yıldızların yaptığı gibi kendi çapında gelen işleri değerlendirerek geçimine devam etmektedir.


Tatsız tutsuz olan bu karşılaşma ardından Ae Jung'a bir program teklifi gelir. Çiftleri birleştirme formatında giden bu program bir seçici erkeğin olacağı, 5 kızın da bu erkeği etkileme çabası vereceği türde bir yarışmadır. Erkek medyatik bir isim olmasa da kendi alanında isim yapan biridir, kadınlar arasında gözde olan doktorumuz Yoon Pil Joo'sa bu isim için biçilmiş kaftandır. Aday olacak 5 kızımız da ünlü olan medyatik isimler arasında seçilmektedir. Ae Jung ise geçmişte olanlar nedeniyle medya tarafından da halk tarafından da sevilmeyen bir isim olduğu için programın dengesini oturtma amaçlı davet edilen bir isimdir. Formatı belli olması dışında programda kimin eleneceği kimlerin yarışmaya devam edeceği daha önceden karar verilmektedir, program ekibi her şeyden eminken düşündükleri hiçbir şey planlı gitmez çünkü Yoon Pil Joo parmaklarında oynatabilecekleri bir piyon değildir. Tam bu noktada devreye Ae Jung'un, eski grup üyelerinden olan biri devreye girer; Kang Se Ri. Böylece dizilerimizin vazgeçilmezi olan kare asımız da tamamlanmış olur.


Son zamanların dizilerinde çıta yükselmeye başlamış gibi bir his var içimde, arada fire verdikleri olsa da bu yıllara ait yapımların eğlendirme potansiyeli oldukça yerinde. Değişim yok belki, belki de var bilemiyorum. Nasıl olduğunu bilmem ama son günlerde izlemiş olduğum eğlenceli dizilerden biriydi The Greatest Love. İçindeki yaygaraya rağmen yeri geldiğinde yüreğimi ılımanlaştırmayı başarıyordu, bunda hangi karakterin etkisi büyüktü hala çözemedim. :) Sanat dünyasının şaşaalı yaşantısına bizi götürdüğü barizdi yalnız, götürürken de o dünyanın diğer yüzünü göstermekten çekinmiyordu. Müziklerin, kendini bu gösteride öne çıkardığı gerçeği vardı bir de; yeri geldiğinde sizi eğlendiriyordu, yeri geldiğinde de duygu yüklü olan kalp ritmine ulaştırıyordu. ''Thump Thump'' ile sizi bu büyük dünyaya doğru harekete geçirebilecek gücü var bu yapımın, bu güce ulaştırıken ''Please Dont forget Me'' gibi bir şarkıyla da durağanlaştırabiliyordu. Bu güçleri yanında birçok güzelliği de saklıyor bünyesinde; eğlenirken hüzünlendiren tuzakları da kurmaktan çekinmemiş.


Detayların açıkça gösterildiği dizilerden biriydi The Greatest Love, en başında bunu yapanlardandı hatta. İlk karede karşınıza gelen kalp ameliyatı sahnesine kapılın gidin derim, zira tüm dizinin özeti orda saklı. O sahneye eklenmiş de yapışıp kalmış bir ''60-90 sınırı'' hikayesi mevcut bu dizide, detay olarak en sevdiklerimden hatta. Bu en belirgini, bir de şarj hikayesi var değil mi? Deli divane Dok Go Jin'in icat ettiklerinden bir esinti, herkesin hayatında böyle bir şarj aleti olmalı. xD Peki ya o kırmızı kurdelili olan hediye paketi? ♪( ´▽`)


The Greatest Love, gerçek anlamda Cha Seung adıyla bütünleşmişlerden; onu, mimlediğim isimler dünyama gelip yerleştiren basamaktı hatta. Onun, her dizisinde izleyicisine ulaştırmak istediği eğlenceli aşığı hiçbir eğretiye yer vermeden sunması, en sevdiğim özelliklerinden biri. Yaşına rağmen öylesine sevgi dolu roller üstleniyor ki Cha Seung Won izlerken nasıl keyif aldığımı gelip siz tahmin edin. Ding Dong vardı bir de değil mi? Dizi boyunca izlemeyi en sevdiğim ikiliydi onlar; Dok Go Jin ve Ding Dong ikilisi. Onları izlerken kendimden geçtim, eğlendim, güldüm hatta onlara ait anlar hiç bitmesin istedim. Aralarındaki yaş farkına bakmaksızın dizinin tapılası dostluğuydu, dostluktan ziyade bir baba oğul tablosuydu benim için. Hatta çoğu kez Ding Dong'u, Ae Jung ailesinden değil de Dok Go Jin kanından saydım, kabul ettim. Biri içinde Spider Man saklıyorken biri Iron Man demirlemişti; öyle çocuksu öyle zıpırlardı işte. ♥


İlk bölümleri gözümün önüne getirdikçe Dok Go Jin'i fazlasıyla itici bulacağınızı düşünüyorum, hatta bu diziyi izleyip de Cha Seung Won adını duymak istemeyenlerimizin olması bile mümkün.  işte bu nedenle diyorum ki onunla önce City Hall dünyasındaki Jo Gook olarak tanışın. Sonra da çılgın ve şapşallar kralı olan Dok Go Jin'e gelin; ha onunla tanıştığınızda sonuna kalp koymayı unutmayın sakın. (^◇^)


Diziden geriye yer edinen birçok şey oldu elbet; hoş anlar dışında güzel  bir şeyler daha kalması olası, bunlardan biri de kuşkusuz dizinin keyfine keyif katan o hoş şarkılardı. ♥



Çoğu yapımda başvurulan bu tür tuzakları pek bi severim, keyfime keyif katan sahnelerden biri olup çıkıveriyor. İkili hayranlar karşısında ecel terleri döker haldeyken, itiraf ediyorum ki ben çok keyiflendim. :D


4 yorum:

Mrym dedi ki...

Diziyi aynı gözlerle izliyoruz, aynı yere bakıp, aynı şeyleri görüyoruz, aynı şeyleri beğeniyoruz, sen benim yarım mısın :D Profesyonel bir anlatım olmuş, biraz halktan biri olsan, aramıza indirgesen kendini, doçent misin sen :D İçinde erçeklik payı bulunmakla beraber şaka bu. Ellerine sağlık, eğlenmeye ihtiyacım var bu aralar, stresliyiiim :D

Squaw dedi ki...

Senin yarın da olabilirim, ruh ikizin de. :) Sanirim karşılaştığımız her durumdan aynı tadı alabiliyoruz, bu da bizi ruh ikizi yapabilir gibi geliyor bana. *-*

Ama, ama ya... <3 İçimden geldiği gibi yazmıştım, bir dahakine sozunu dinleyecegim yavrucum. ♥ Eğlence diyorsun, sıkıntı diyorsun, ee daha ne duruyorsun? Gidip Wild Romance izlesene beybi, sen daha burda mısın? :) Beğenip de yazıya dokmeni dort gozle bekliyorum. :)

Mrym dedi ki...

Başladım da devamı gelmedi, Greatest Love da da aynını yapmıştım aylarca 3-4 bölümü izlemiştim geri kalanı bi oturuşta. Huyum kurusun, ya bi iki günde bitiririm dizileri ya aylarca süründürürüm. Can çıkar huy çıkmaz, gebersem de sağa sola tekme atarım. Aman ya, yine kendimi kaybettim. İzleyeyim yazıp sana haber verecem, söz :D

Squaw dedi ki...

Benim de birebir değildir ama buna yakın bir huyum var. Oyuncusu sempatik gelmedi diye erteler dururum bir diziyi, sonra da o sempatik gelmediğini düşündüğüm kişi favorilerimden olup çıkar. Anlayacağın ben de huyum kurusun istiyorum. :D

Tamamdır tatlım, haberini beklemeye geçiyorum. :)

Yorum Gönder