9 Eylül 2012 Pazar | By: Squaw

Zaten O Tango, Çok Zaman Önce Cha Seung Won İle Başlamış


Ciy Hall, izlemiş olduğum diziler arasında beni yanıltan isimlerden biri oldu. Elim birkaç kez klasörüne yeltense de hep erteledim bu ismi. Aslında yaptığım, kendime kötülükten başka bir şey değilmiş. Zira şu an severek izlemiş olduğum dizilerim arasında yerini kaykıla kaykıla almış oldu. Biraz romantizm biraz komedi, biraz da siyasetin birbirine zincirlendiği bir seyirlikti City Hall. Biraz ondan biraz bundandı aslında, öyle gözükse de daha fazlasına sahipti. Ciddiyetin 20 bölüm boyunca sıkmadığı, aksine geçilen diğer bölümde neler olacağı heyecanıyla bırakanlardan biriydi. Kıyıda köşede kalıp da keyifli oluşuna rağmen hak etmediği yerdeydi. Belki bu hali, ciddiyetin hakim olduğu havasından dolayıydı, belki de yaratılan karakterlerini olgunsu havasındandı, hangisinden dolayı pek göz önünde değildi bilemiyorum ama benim o olgunsu havasına vurulduklarımdandı. Kim Sun Ah'ın döktürdüğü oyunculuğu yanında yine sahip olduğu o olgunsu güzelliğini ve kalitesini ortaya koyuşundandı kesin, hatta Cha Seung Won gibi diğer olgunsu ve çekici yanını izleyicisinden esirgemeyen bir adın oluşuydu. Hangi olasılıklar beni bu diziye zımbaladı bilemiyorum ama ben o sakin ama etkileyici havada giden işlenişini çok sevdim. Bu isimleri izlerken arada keyiflendim, bazen aşkı istedim, bazen de gerçeklikten korktum. İki olgun kişinin aşkını iliklerime kadar hissettim hatta. İki usta oyuncunun varlığıyla birlikte diğer isimlerin bana verdikleri sayesinde ben de kendimi City Hall dünyasında buldum. Bulmaktan ziyade o dünyada kayboldum gittim.



Yaşadığı yerin belediyesinde 10. derece bir memur olarak yaşamını sürdüren biridir Shin Ma Rei, yıllardır da bu derecedne kurtulamamıştır. Memur olduğuna bakmayın siz, tüm memurluk hayatı boyunca yaptığı tek görev tüm personelin kahve dağıtıcısı olmaktır. Daha doğrusu bulunduğu bölümün ayak işlerine bakan kişi olmaktır. Yaşamında bir şeylerin gitmediğini anladığı anda da belediyenin düzenlediği ''Bayan Balık'' adında etiketlenen güzellik yarışmasına katılır. Yaşı gereği beklenen tepkiler gelse de o kendine olan güveniyle bu işin üstesinden geleceğine inanmaktadır. Belediye her zamanki görevlerini sürdürmekte, güzellik yarışması da tarihine göre düzenlenmektedir. Bu kargaşa içersinde yarışma heyecanı herkesi sarar ama asıl heyecan bu yarışma sonrası kendini gösterecektir. Gelen sonuçlarla birlikte Shin Ma Rei yıllardır bulunduğu belediyenin kirli taraflarını da görmüş olur ve bir şeyler için kendini öne atma görevini üstlenir. Aslında 'heyecan' dediğimiz hareketlilik belediyeyi çoktan sarmıştır çünkü yenilenen belediye başkan yardımcısının gelişi, büyük bir sükse yaratmıştır. Böylece Jo Gook adı da  kendini göstermiş olur.

 

Jo Gook adı daha önce hiç duyulmasa da siyaset dünyasında çoktan yerini almış bir isimdir, ardında da en güçlülerden biri olan Big Brother lakaplı bir numaralı siyaset destekçisi vardır. Belediye başkanlığı Jo Gook için küçük bir hedeftir, bu görevi kabul etmeme gibi bir lüksü de yoktur ama önce kendini belediye başkan yardımcısı olarak göstermek zorundadır. Big Brother'ınsa onu bu göreve getirmedeki amacı bellidir; Jo Gook önce belediye başkanını görevinden edecek ve kendisi oraya oturacaktır. Plan böyledir ama Jo Gook birinin kuklası olmaktansa o kendine kukla yaratma peşine düşmüştür. Onun için de en kullanışlı kukla elbette ki Shin Mi Rae'dir. Shin Mi Rae, belediyede bihaber yaşıyor gibi gözükse de aslında yaşadığı yerin en duyarlı vatandaşlarından biridir ve görünen kukla yönünün ardında bir King Kong saklıyordur. :D Jo Gook yardımcı koltuğuna yerleşir, belediye başkanı Shin Mi Rae gibi bir kukla sayesinde yerinden edilir, seçime gidilir. Seçimde beklenen adaylar yanında sürpiz isimler de kendini gösterir. Tüm kasabanın beklemediği bir seçim dönemi başlamıştır ve sonuçlarıyla daha da şok yaşayacakları bir seçim zamanı gelmiş çatmış, hatta geçip gitmiştir.



Başlarda sakin bir dizi izleyeceğim düşünceyle oturup da başladığım bir seyirlikti, sonrasında ise planların değişmesine vesile eden bir gidişat sunuyordu. Yine  de sahip olduğu sakinliği elden bırakmayı da düşünmüyordu. Sakinlikle gidiyor dediğime bakmayın siz, aslında City Hall dünyası beklenmedik olaylara gebe olanlardandı. Siyaset örgüsünün, alttan alttan izleyicisine yedirildiği bir yapımdı. Romantizm ve komedi tabanından dönüyor denilse de siyasi yönünü de unutmuyordu. Belediye binasının dünyasından kopmuyor gibi gözükse de dış dünyanın siyasetinden ipuçları sunmayı da unutmuyordu. Siyasi diyorum ama romantizmin daha çok benimsendiği isimlerdendi, ne de olsa romantizmin o büyülü esintisi 'Drama' dediğimiz bu tatlı  dünyanın en önemli taşlarından biriydi. Eğer her isimde verilecek romantizm ''Jo Gook & Shin Mi Rae'' dünyası gibi olacaksa ben her yapımda bunu arsızca isteyebilirim. Cha Seung Won ve Kim Sun Ah'ın size sunduğu güzellikler bu dünyanın en güzel tatlarından biriydi çünkü.


Cha Seung Won ile yeni tanıştığım bir dönemdeyim, City Hall'e beni getiren The Greatest Love olmuştu, bir daha da kopasım yok bu adresten. Oyunculuğu yanında sesi kullanış yönüyle mimlediklerimden kendisi. Sahip olduğu aurasından bahsetmiyorum bile. :) Aurası yanında oyunculuğunu yabana atmak istemiyorum, üstlendiği rollerin hakkından gelen isimlerden Cha Seung. Her rolde duruşuyla kendine hayran bırakabileceklerden. Yaşının getirisi olan olgunsu havasıyla beni benden alanlardan hatta. Kim Sun Ah'a olan sevgimi tekrar tekrar dile getirmişimdir kesin ama burda farklıydı işte. Her ne kadar diğer rollerinden bir şeyler olsa da Shin Mi Rae'si farklıydı onun. Karakterin getirisi olan rahatlığı, azimli ve güçlü tavırlarıyla sevilesi biriydi. Onu severim zaten, oyunculuğunu severim, olgunluğunu daha çok severim, olgunluğuyla güzelliğinin birleştiği havasını daha bi severim. Üstlendiği rolün hakkını vermesiyle de taparım kendisine. Kendinden küçük takipçilerine rağmen cesurluk ve özgüven taşıyan rollerini izlemek en çok sevdiğim şeylerden biri. City Hall ile de onu pekiştirmek gibisi yok, onu tek başına seviyorken iki mükemmel oyuncunun birleştirdiği isimden bahsediyorsam eğer işte City Hall sevilesi olup çıkanlardan biri oluyor. Yapaylıktan uzak oyunculuklarıyla, sevip benimsediğim bu iki ismi izlediğim her sahnede daha çok izlemek istedim, daha çok görmek istedim, istedim çünkü onları izlerken yapaylıktan uzak bir dünya izlediğimi fark ettim. Yapaylıktan ziyade olgunsu güzelliğin diğer adıydı onlar. ♥


Jo Gook hayatında, virgülken paranteze dönüşen bir Shin Mi Rae izlemek gibisi yoktu. Onlara eşlik eden müziklerin güzelliğiyle de pekişen bir City Hall dünyası vardı, aynı müzikleri karşıma getiriyor olsa da her sahnenin ardında gelen o sözlerin güzelliğiyle izlediğim anlar daha da güzelleşiyordu sanki. Müziklerin dünyası yanında finalin güzelliği de ayrıca keyif veriyordu. Bilinen bir kapanış olsa da drama sonlarını sevmişimdir hep. Arada fire verdiklerim olsa da ben bu dünyayı seviyorum; eğlenceli tanışmaların yanında hüzünlü ayrılışların dünyasını taşıyor çünkü. Hüzünlü bitişlerin sonrasında da mutlu gelişleri başlatıyor. Başlangıç gibi gözükse de bir bitişi sunuyor, bittiği için üzülmek gerekirken bu noktalanışla orda zaman dursun istiyor insan. Böyle hissettiren yapımlar nadirdir, City Hall dünyası da o çalkantalı dönemlerin ardından böylesi güzelliği getiriyordu işte. Gelirken de yalnız gelmiyordu, sizi bir sürü şeyle boğabilecek güzellikleri de beraberinde getiriyordu. Çoğu dramanın aksine Seul merkezli geçmeyen yapımlardan biriydi City Hall, sakin bir kasabanın taban merkezli olduğu samimi bir dünyaydı, samimiyetinin getirisi olan sıcaklığıyla da sarıveriyordu. Bu sıcaklığı körüklercesine bir sese sahipti o dünya: Kendinizi bu sıcaklığa fazla kaptırmamanınız diziye dair yapabileceğim tek tavsiyem olacak, zira kaptırırsanız paçanızı kolay kolay kurtaramayacaksınız demektir.

Meğersem Kim Sun Ah, Lee Dong Wook ile başladığı tangoyu çoktan Cha Seung Won ile tamamlamış.(ღˇ◡ˇ)♥



0 yorum:

Yorum Gönder