7 Ekim 2012 Pazar | By: Squaw

Dionysos Bile Kıskanırdı



''Adı gibi şirin bir yerdi'' klişesiyle bir giriş olmayacak benimkisi, daha çok egzotikliğinden yana değinesim var çünkü. O arnavut kaldırımı havası taşıyan taşlarla bezeli sokaklarının güzelliği yanında taş evlerinin dimdik duruşuyla anasım var bu güzelliği, en çok da şarap evlerinin mistik havasından bahsedesesim. İçinde birçok yaşanmışlığı barındırdığını düşündüğüm birbirinden güzel şarap kokularının sarmaladığı o güzel evlerden girip de aklınıza gelebilecek her meyvenin şarapsallaştırıldığı bu yerden bahsedesim var, bu güzelliğe değinmeden geçip gidesim yoktu pek. Köy kahvaltısıyla başlayan bir günü meyve aromalı tatlarla tamamlayacağınız şirin mi şirin bir köy. Çok büyük bir yer değil, büyük beklentilerin karşılığını da sunamaz ama herbir ayrıntısında gizlediği o güzelliği sunmaktan çekinmez asla.


Orjinal yapıların arasında, sizi üzerine adımlarınızı kazımanız için kışkırtan o taşların çekiciliği var bir de; her sokağına kendinizi attığınız anda dış dünyadan soyutlanmak isteyeceğiniz. Sabahın erken saatlerinde daha güzel olacağını düşündüğüm bir dünya aslında, kışınsa daha da cazibeye sahip olacağı. O samimiyetin sizi ısıtacağına inanıyorum çünkü. Öyle minik öyle samimi bir dünyanın yüzünü saklıyordu Şirince; yeşilliklerin doyasıya yayıldığı, şarap evlerinden gelen aromatik kokuların sizi kendine çektiği. Hansel ve Gratel masalındaki gibi o dünyaya lezzetler içinde girip de mahkum kalmanızı sağlayabilecek bir gücü var, her şarap evinden gelen kokuya aldanıp da kendinizi zımbalayabileceğiniz bir dünya hatta. Yıllar önce kurulmuş bir dünya burası ama benim yeni keşfetme imkanımın olduğu bir yerdi Şirince. Ne zaman gitmeye niyetlensem hep bir engelim çıkardı, sonunda gidebildim, hem de çok sevdiğim ablişkom ve yeni yeni kaynaştığım dostlarımla (Refüşüm, Müge'cim ve Gülendam Sultan-sama'mız) birlikte gidebildiğim yer oldu Şirince. Keşke anne ve babam da o günü bizle geçirebilseydi. ♥~~ Güzel ve samimi bir planla düzenlenen keyifli bir geziydi bizimkisi. Kahvaltı sonrası görülesi dükkanlarıyla bezenmiş çarşısını gezmenin keyfine vardıktan sonra sırayla gözümüze kestirdiğimiz şarap evlerini talan ettik o gün. Önce tepedeki kilisenin güzelliğinin tadına vardık, sonrasında ise fazla büyükçe olmayan bir mahzen havasını solumanın tadını kazıdım benliğime; ondan sonrası da kendiliğinden geldi zaten. Beyaz ve kırmızı şarabın varlığını umursamayan biri olarak meyve aromalıların dibine vurabilecek bir bünyem vardı benim, o içimdeki aromalı şarapları talan edebilecek canavar da çok geçmeden kendini göstermişti. :D


Dükkanların samimiyeti yanında, onları canlı tutmayı beceren insanlarının da sıcaklığı Ege'nin havasında olduğumu fark ettiriyordu. Samimiyeti yanında girdiğim her dükkanda üçten fazla olan Ata'mızın resimleri, benim o güzelim İzmir'imde olduğumu fark ettiriyordu. Hepsinde de ayrı bir güzellik vardı, daha önce görmüş olsam da hepsinde daha da bir yenilik vardı sanki ya da bana öyle geliyordu. :) Sanırım bu, o güzel kokuların bana yanında getirmiş olduğu bir hediyeydi. Sokaklarının hafifçe yokuşlaştığı sokakları geçerek kiliseye vardığımız anda kilisenin sevimli ve kalabalık bahçesinde soluklanma ardından, bahçe içinde yer alan bir mağazanın altındaki mahzeni gezerkenki soluduğum hava ise bana, ''İşte şu anda Şirince'desin'' hissi veriyordu. Klise gezisinin çıkışını o güzel mahzenin kapısından yaptıktan sonra Şirince gezimizin aslını başlatmış olduk bir nevi. Fazla yüksek olmayan dağların arasında kurulmuş bir köy burası; köye giderken görmüş olduğunuz o tedirgin edici yamaçları unutturuveriyordu. Endişe bünyenizi kaplarken bir taraftan da o yeşilliğin getirdiği ferahlık sizi bu esaretten kuratıyordu. Çok yorucu olmayan ama normal büyüklüğüne rağmen dopdolu olan ve Şirince'ye, onun adına layık olan çarşısına doğru yönelme anınız da başlamak üzeredir artık, kaçınılmaz bir durumdur aslında. Çarşıyı gezerken her şarap evinden gelen tatma daveti aklınızı çelebilir. :D Bir anda çeşitli meyvelerle bezenmiş o şarapladı gıdım gıdım tadarken damağınızda bir sürü tat bırakıyorsınız, sonrası malum; tatların hepsi kafanızı karıştırmaktan daha çok damağınızı şenlendirmiştir artık. Bir taneyi gözünüze kestirdiğinizi düşünüyorsanız eğer hayatınızdaki en büyük yanılgıyı yaşamak üzeresiniz demektir bu. Ben bu ana ulaştığım andan sonra arkadaşımın kuzeninin bulunduğu son şarap evinde yerimi aldım ve sonrasında tatma yanında 6 şişeyi (çeşidi) gözüme kestirmiştim bile. :D Daha önce annemin Şirince gezisinden dönüş hediyesi olarak getirdiği ahududu, yabanmersini ve nar şarabı cepteydi zaten ama onun yanında damağımı şenlendiren karadut şarabını da aklıma kazıdı o günkü gezim. Bu 4 adın asla değişmeyeceğini  düşündüğüm bir keyfi var aroma dünyasının. Onun yanında kayısı ve şeftaliyi de bu dörtlü yanına eklediğimiz bir gündü, hiç utanmadan o dörtlü yanında durup da bana sırıtıyorlardı. Ben de o sırıtışa daha fazla karışılık veremedim, o gücüm yoktu, karşılık verdim ama havluyu pes edercesine yere fırlatıştı benimkisi. <3 br="br">


Gezinin sakinliği yanında Şirince'nin sahip olduğu o mistik havasını doğru mevsimde mi gördük diye düşünürken aslında kış mevsiminde daha hoş anlara ev sahipliği yaptığını öğrenmiş olduk. Gezi rehberimize eklediğim önemli bilgilerden biriydi, bir dahaki gezimi kış mevsimine getirme fikrini kazıdım bünyeme, o güzellikleri bir kez de bu mevsimin tadında yaşamak istiyorum. Peki, eylül ayındaki aurası kötü müydü? Hayır, aksine hafif bir serinlik hafif bir sıcaklıkla bezeli o havayı solumak gibisi yoktu ama o yeri kendi tadında yaşamamak ona yapılan en büyük haksızlık olmaz mı? :)


Ege'ye mi geldiniz? Şirince'ye uğramadan geçip gitmeyin derim, hatta Şirince'yi gezin, sonra ya da önce fark etmez gidip Efes'i görün. Efes'i görmüşken de Meryem Ana Evi ve Yedi Uyurlar Mağara'sını atlamayın sakın. Dinlenmek için de Selçuk'a gelin, dinlenmek için dediğime bakmayın, bu kandırmacadan başka bir şey değil. Bana kanmak ya da kanmamak size kalmış, Selçuk'da dinlenmenin, daha doğrusu gezmenin tadına vardıktan sonra bu kandırılma hayatınızın en büyük keyfi olacaktır. Ben olsam, bana kanardım. :D




0 yorum:

Yorum Gönder