7 Ekim 2012 Pazar | By: Squaw

Hadi Hiç Kimse Bakmıyormuş Gibi Dans Edelim!




Hadi hiç kimse bakmıyormuş gibi dans edelim.
Hadi daha önce hiç incinmemiş gibi sevelim.
Hadi hiç kimse bizi dinlemiyormuş gibi şarkı söyleyelim.
Hadi paraya ihtiyacımız yokmuş gibi çalışalım.
Hadi bugün kıyamet günüymüş gibi yaşayalım.

Doğruyu söylemek gerekirse, ben de öyle olmak istiyorum. Daha önce hiç incinmemiş gibi davranıp, istediğim gibi ciddi bir şekilde bir kere daha sevmek isterim. Ama madem sonu böyle oldu, yazıyı gerçekten değiştirmek isterdim. İncinmek istemiyorsan, o zaman aşık olma. ''

Diziye (My Name Is Kim Sam Soon) baslamadan önce bünyenizde iyi bir şeker stoğu yapmanızı önermem size geçebileceğim en iyi kıyak olacaktır. Tatlı sevmeyenlerdenseniz eğer bu uyarımı görmezden gelin ve öylece geçip gidin derim. Bazı sahneleri izlerken zorlandığımı itiraf etmem lazım, bu zorluğum dizinin sıkmasından ileri gelen bir durummuş gibi gözükmesin sakın, zira dizi en sevdiklerim arasında yerini aldı ve korumaya da devam edecek. Ama o tatlıların dünyasına ara ara konuk oluşumuz beni gecenin bir vaktinde ne hallere soktu tahmin edemezsiniz.  :D Tatlıları görmezden gelmeye çalıştım çoğu kez, eğlencesine kapılıp kendimi  orda kaybedeyim istedim, bu yöntem bazen başarılı oldu bazen de beni yarı yolda bıraktı ama dizinin eğlencesinin tadını hisstememe engel olamadı.


Fransa'da pasta/tatlı yapımı üzerine eğitim almış Sam Soon'un hikayesi gibi gözükebilir, iki umursamazın hayat hikayesi gibi de; nasıl gözükürse gözüksün, izlenilmeyi en çok hak edenlerden biri. Sam Soon eğitimini aldıktan sonra ülkesine dönmüş bir pasta yapımcısıdır, sadece pasta deniliyor ama birçok tatlıyı yapma becerisini taşıyan biridir; Jin Heon'sa ailesiden gelen otel işletmeciliği yerine İtalyan tarzı bir restoran işleterek iş yaşamında varlığını sürdürmektedir. 3 yıldır birlikte olduğu erkek arkadaşını, kendisini aldattığı gece otelde basar Sam Soon, hemen ardından da otel restoranında konuşmaya girişirler. Saçma mı saçma bahaneler öne süren gereksiz bir erkek arkadaştır Min Hyun Woo, aslında Sam Soon'un ayrılması da kendi yararına olur. :D Bu ayrılık sonrası Sam Soon kendini işe verme kararı alır ve eğitimini aldığı pasta işine sarılmak için ilk adımlarını atmaya başlar. Çeşitli yerlere yaptığı başvurular sonucu başına gelen elemeler onu Jin Heon ile karşı karşıya getirir, aslında ikilimiz daha önce çoktan karşılaşıp konuşmuştur. Beklenmedik, daha doğrusu kaçınılmaz son bu çılgın ikilimizi gelip bulur. Bu geliş sayesinde Jin Heon kimsenin başına gelmesini istemeyeceği bir şekilde Sam Soon'un pastasının tadına bakma şansı yakalar. Buna pek 'Şans' demek doğru olmaz ama neyse. :P Pastasının tadını beğendiği için Sam Soon'a restoranında çalışma teklifi götürür, şans ikisinden yanadır çünkü Sam Soon iş arayan bir pasta şefiyken Jin Heon da restoranı için bir pasta şefi arayan restoran işletmecisidir.


Jin Heon'un başında annesi gibi bir bela vardır aslında; annesi, Jin Heon'u evlenmesi için devamlı sıkıştırmakla meşguldür. Bu sıkıştırmadan kurtulmanın tek yolu vardır; bir kız arkadaş. Dramalarımızın anlaşmalı sevgili/evlilik vakası da böylece kendini göstermiş olur. Jin Heon, Sam Soon'a anlaşma teklif eder, Sam Soon onun kız arkadaşı gibi davranacak, karşılığında da 50 milyon Won alacaktır. Sam Soon için bu para o dönemde hayatındaki olması en gereken önemli bir araçtır çünkü babalarının, ölmeden önce bıraktığı ve ödenmesi gereken bir borçtur. Ödenmediği takdirde evleri ellerinden gidecektir. Anlaşma yazılır, şartlar konulur, ikilimiz aşkı gözardı edebileceklerini düşündükleri yolculuklarına da böylece başlamış olur. Elbette planlanan hiçbir şey beklendiği gibi gitmeyecektir.


2005 yılına ait olup da son günlerdeki çoğu diziye taş çıkartabilecek bir dünyası vardı Sam Soon'un. Adını daha önce diziyle bağdaştıramayacağımı düşündüklerimden biriydi aslında ama diziyi izledikçe bu adın neden böyle bir diziye yakıştığını da kavramış oldum ve başka bir ismin bu diziyle bağdaşmayacağını düşünür oldum. Sam Soon adından kurtulmaya çalışan bir kadının hikayesiydi aslında Kim Sam Soon, sonundaysa ismi sevmesinin gerektiğini anlatan. Yılına bakıp da elinizin tersiyle itmemeniz gerekenlerden biriydi. O komik sahnelerin olup da etkileyici repliklerin döndüğü dizilerdendi bence. Her bölüme verilen adın güzelliği bile diziyi yükseltebilecek güce sahipti. Her bölümde gelen o sevimli, bazen de romantizm dolu bölüm isimleri beni benden alıyordu, alıp da o tatlılarla harmanlanmış cazibeli Sam Soon dünyasına çekiveriyordu. Konusu yerinde, eğlencesi tadında, finali sevilesi, romantizmiyse hepsinden ötede. Romantizm hastası olmadım hiçbir zaman ama yerinde ve tadında gelen bir romantizm varsa ben de her dişi gibi karşı koyamayacağımı biliyorum. Böyle güzel esintiler getiriyorsa da asla, ''Dur!'' demem.


Kim Sun Ah en sevdiklerimden biri, bu kadının oyunculuğu beni fazlasıyla keyiflendiriyor, oyunculuk yaparken sonuna kadar keyif aldığına inanıyorum. Kendi keyifleniyor ki bizi de o keyfe ortak ediyor. Onun kendinden emin olan tavırları ve karşısındaki erkeğe kendini ezdirmeyen güçlü kadın tavırlarına bayılıyorum. Olgunsu güzelliğinden bahsetmiş miydim? Kesin bahsetmişimdir, hatta eminim ki daha önce ona dair olan yazılarımda uzun uzadıya bahsetmişimdir. :) Sam Soon'da o güzelliği biraz uzak mesafedeydi, ne de olsa kilolu ve yaşı 30 olmuş, aynı zamanda da süsten uzak bir dişiyi canlandırıyordu. Bunu da izleyicisine aktarmaktaki ustalığı tartışılmazdı. Hyun Bin geldiğimde ise; Secret Garden'daki tavırları ve gerçekçiliğiyle beni korkutan biri  değildi karşımdaki. Yaptığı her işi eline yüzüne bulaştıran masum (!) bir genç vardı karşımda. İş Sam Soon'un evlilik görüşmelerini bozmaya gelince o masumluktan eser kalmıyordu gerçi :P, hayatının diğer alanlarında ise o masumiyet su yüzüne çıkıyordu. İşte o anlarda da olmadığı kadar sevimli bir Hyun Bin izlettiriyordu bize. ♥ Onu böyle izlemek biraz garip hissettirdi ama ben yine de sevdim onu. O karaoke sahnesinden sonra kim sevmez ki?! :D


Eğlencesiyle beni kendimden geçiren bir yapımdı, müzikleriyle ise sarhoş eden. Zira diziyi izlemeden önce başa alıp alıp dinlediğim şarkıları vardı; dizinin atmosferine uysa da ben dizinin kendisinden çok zaman önce o melodileri hayatıma sokmuştum zaten. Dizinin atmosferinde ise daha da keyif vericiydiler. Özellikle de şu üç şarkısını es geçemem hiç, izlemiyorken bile mimlediysem izledikten sonra nasıl unutayım, unutmaktan ziyade nasıl gerisin geri iteyim?  :)





Evde kalmış kızlara ait sohbet ortamı da böyle olmalıydı işte:

Neden iyi erkeklerle tanışamıyoruz?
1. İyi adamlar çirkindir
2. Sevimli erkeklerin rezil karakterleri vardır.
3. İyi karakterli sevimli erkekler evlidir.
4. İyi karakterli, sevimli ve bekar erkekler fakirdir.
5. Sevimli, iyi karakterli, bekar ve zengin erkekler.. Bizimle ilgilenmezler..
6. Sevimli, iyi karakterli, bekar, zengin ve bizimle ilgili olanlar.. bu erkekler oyuncudur..
7. Sevimli, iyi karakterli, bekar, zengin, bizimle ilgili olan ve oyuncu olmayan erkekler.. gay’dir..
8. numara … bir saniye bekle,tuvalete gitmem gerek.

Bundan daha fazla eğlendiğim bir sahnem var aslında; My Name is Kim Sam Soon adına kullanabileceğim en iyi kozum. :D


My Name is Kim Sam Soon izleme sonramda Jin Heon'un annesinin asistanı olan unnimi (Yoon Ye Hee) idolüm olarak kayıtlara geçirdim. ♩☆♬♡♪ 


7 yorum:

Mrym dedi ki...

İşte izlenecek bir dizi daha.
Çok duydum methini; sayende iştahım daha da kabardı ama nasip olmadı bana; nasip işleri bunlar yaa(!)
İzleyip de seninle dedikodu yapılması gerek bir yapım daha; taam not aldım :D

Squaw dedi ki...

Bloğu açmasam yorumunu baya bekletmiş olacaktım tatlım, gerçi yine baya bekletmiş oldum, kusura bakmayasın. :'( Maillerime bakıyordum; yorum tarihin 8 ve bana gelişi yani posta kutumdaki tarih bugünü gösteriyor, anlam veremedim. :( Mail de sahibine benzemeye başladı, naptığını bilmiyor. :P :D

Kim Sun Ah antipatiklerinden değilsindir umarım, ben koyu bir fanıyım. :)Hyun Bin'den bahsetmiyorum bile, ilk üçümde yer alıyor kereta. (^ω^*) Dizi 30 yaşında olan bir kadının sorunları ve gel gitlerini çok güzel işlemiş, bu açıdan kendime yakın buldum Sam Soon karakterini. :D Eplence ve hüznü güzelce birleştirmiş, umarım sen de benim aldığım tadı alırsın. En kısa zamanda izleyip yeni bir uğrayış yapmanı diliyorum. Dizi bahane seninle sohbet şahane. ♥

Mrym dedi ki...

Fena oldum bak şimdi :D
nasıl seni anlatıyor; çıtır değil miydin sen yahu :D
Yok hatunu bende seveyim; oyunculuğu da iyidir; vucududa.
Bu nasıl sapık bir tanım oldu yahuu!
Ahh Heechul ahh; sen bulaştırdın bu pis huyları bana :D

Squaw dedi ki...

Hayır, bende çıtırlık namına bir şey kalmadı ama bu fangirlüklerimle çıtırlara taş çıkartıyorum, değil mi? :P :D

81 doğumluyum ve bu nedenle olgunsu dizilerle birlikte olgunsu oyuncular daha çok hoşuma gidiyor. Ha çocuksuluğumu da sevdiğim için ergenleşmemiş dizileri de ayrı seviyorum. ♡ Beğenilerimi görenler yaşımı tahmin eder diye düşünüyorum ama bi taraftan da aynı bu dizideki Sam Soon gibi deli dolu olduğum için (sanırım Sam Soon'u bu açıdan da kendime yakın gördüm xD) yaşım da pek ortaya çıkmıyor diye tahmin ediyorum ama bu bizde ırsidir, mesela annemin yaşına rağmen favorisi Kim Soo Hyun'dur, yani Dream High ortaklarından, hatta rakibelerinden biri olabilir. ahaha

O sapıklıklar az bile ama suç bizde değil beybim, onları ortaya çıkaranlarda. :P xD

Mrym dedi ki...

Soo Hyun'mu hay ananın mübarek ellirini öpeyim .Neyse; bana Chulli'm yeter. Zevkli hatunmuş :D
Söylemekten esef duyuyorum; ben 92'liyim :D Pehh; fark etmez, hala çıtırsın benim için; çıtır çıtır zevklerin var işte daha ne :D
Evet suçlu olan Chulli; hayatımda ömür boyu hapsi hak ediyor :D

Squaw dedi ki...

Annem benden daha mı zevkli ne, yalnız bir So Ji'yi beğendiremedim. Kızı So Ji diye diye ölecek bir gün, o hala beğenmiyor. :P :D

Hi hi, teşekkür derim canım benim. Ben yaşımla küs değilim zaten, hiçbir zaman da olmadım ki bir kadının 25-26'sından sonra daha da güzelleştiğini düşünüyorum. Artı göstermediğim halde yaşımı saklamayı sevmem, kompleksiz olmayı seviyorum. :D

Benim için de So Ji'yi ömür boyu hapsedelim ama yalnız değil. ahaha Bu sohbetin sonunu hiç iyi görmüyorum ben, sapıklıkta had safhayı zorlayacak gibi aldık başımızı gidiyoruz. Neyse neyse, sayende bloğa uğrayınca bir şeyler yazasım geldi. En iyisi kısa zamanda, istediğin o yazıyı yazarak döktürme iştahımı frenlemek için döneyim, böylece daha da laflarız. ;) Laflarız mı dedim? Sapıklaşırız olacaktı o. :P xD

Mrym dedi ki...

Tamam; en kısa zamanda bekliyorum^^

Yorum Gönder