11 Mart 2013 Pazartesi | By: Squaw

İki Farklı Dilin, İki Ayrı Cinsiyetin ve Birbirine Yabancı Olan İki İnsanın, Tek Bir Çizgide Buluşmasının Resmedilişi: Bi-mong [Dream]


Kim Ki Duk çizelgesinde kendini açık ara farkla öne çıkarabilecek bir filmdi Bi-mong; oyuncularıyla, konusuyla, ardında sakladığı dünyasıyla, replikleriyle ve hepsini körükler nitelikteki finaliyle izleyicisini zincirsiz bir şekilde kendine bağlayabilecek olanlardan. Bazı yerlerinin ağırlığı dışında en rahat izlenebilecek Kim Ki-deok filmiydi, hafifliğinden ileri gelen bir rahatlık olmasa da anlatmak istediğiyle o rahatlığı verebiliyordu. Bahsettiğim bu rahatlık ‘basitlik’ olarak algılanmasın sakın. Zira bu film, Kim Ki-deok rüzgarının hakkını verenlerden biriydi ve o rüzgara kendinizi kaptırmamak içten bile değildi, kapılıp gitmek  ve o rüyaya dalmak sizin elinizde olmayan bir yaptırımdı. Bu filme karşı durabilmek için ne tür bir yol düşünürseniz düşünün, ne tür bir  kurtuluş ararsanız arayın çabalarınız boşa çıkacaktır çünkü hiçbirine karşı duramayacağınız gün gibi aşikardır.


Bir kadın ve bir erkek rüyaya daldığı anda her şeyleri alt üst olmaktadır çünkü erkek, uyuyup rüyaya daldığı anda kadının yaşamına müdahele etmektedir. Rüya alemi ilk başladığı dönemde gördüklerinin sırf imgeden ibaret olduğunu düşünür ama rüyasında gördüğü bir kazanın gözleri önünde gerçekleşmesi sonucu gerçek yaşanmışlıkları, daha doğrusu yaşanacakları gördüğünü anlar ve çok geçmeden de bu yaşanacanların başrol merkezinde kimin oturduğunu anlar. Bu kadın, hayatında daha önce hiç karşılaşmadığı Ran’dır ve Jin, rüyaya daldığı anda Ran'ın hayatında yapmayacağı şeyleri yapmasını sağlamaktadır. Peki, ne tür şeyler bunlar? Bir kazaya karışmak, yüzünü bile görmek istemediği eski sevgiliyle yeniden bir araya gelmek, bir ayara gelişi yetmiyormuşçasına onunla her buluşmasında birlikte olmak. Bunların ardından, yaptıkları yüzünden pişmanlık yaşayan biridir  Ran, her uyuyuşundan sonra da bu gördüklerini rüyadan ibaret sanan biridir Jin. Bu iki isanın yolları yaşanan kaza sonrası kesişir ve gördükleri ile yaşadıklarının birer tesadüf olmadığını anlarlar. Ran ve Jin, bu rüyalar aleminin getirisi yaşananlara engel olmak için de uyanık kalma savaşı vermeye başlarlar  ve Jin, Ran'ın yanıbaşından ayrılmaz hiç, hatta belli bir süreç sonrası ikilimiz aynı evde kalıp nöbetleşe uyuma planı yapar; yeri gelir birlikte aynı yatağı paylaşır yeri gelir tek kelepçenin iki kadercisi olup çıkarlar.


Her şey planlandığı gibi yürümeyecektir elbet; insanoğlunun da sınırlarının zorlandığı anlar gelip çatar ve gözkapakları vücutlarına ihanet etmeye başlamıştır bile. Bu ihanetin getirisi  olan sonuçlar da ikilimiz için iyi şeylere yol açmayacaktır. Jin rüyalarına devam etmeye başlar, bir süre durulan hayatına rağmen Ran da, o yapmak istemeyeceği şeyleri hiç itirassız yapmaya koyulur ve eski sevgiliyle buluşulduğu o istenmeyen akşamların birinde ipler kopar. Kim Ki Duk yine ekranı kırmızıya boyamaya başlar; olay biter, sabah olur. Jin, uykusundan uyanır ve yanıbaşında Ran'ın olmadığını görür. Rüyasındakiler yine birebir yaşanmıştır ve istenmeyen sonuçlara yol açmıştır.


Oldum olası Kim Ki Duk filmlerini yazmaktan çekinmişimdir, çekinmem beceremeyecek oluşumdan değil, onu anlatamama endişesinden kaynaklı. Onun dünyası farklıdır. Dili, yeri gelir çok ağırdır yeri gelir olmadığı kadar sessizdir. ‘’Ağzı var dili yoktur’’ un sözlük karşılığıdır Kim Ki Duk. Anlatmak istediklerinin ardında daha fazlasını barındırır çünkü. Onun kalemini anlamaya çalıştığınızda da her defasında daha fazla ona boğulmuşsunuzdur. Anlamak için çok çaba sarfetmeniz gerekmez belki, izlemek için de çaba ama mutlaka ardında dolaşmanız gerekir çünkü göstermek istediğinin daha fazlasını o arkada depolamıştır ve siz de onu bulmakla yükümlü kişisinizdir. Bimong filminin de bundan aşağı kalır yanı yoktu. Odagiri Joe ve ‘nin ardında hep daha fazlası vardı; biri siyaha bürünmüşken diğeri beyazın en güzel hallerini sunuyordu, ‘Denge’ felsefesinin özüne inmekteydi çünkü. Bunu da en basit yollardan biriyle aktarmak istemiş Kim Ki Duk. Başrol erkeğine siyahı yakıştırmışken başrol kadınını da beyazlara bürerek dengeyi kurma yoluna gitmiş. Diğer taraftan da biri uyurken diğeri uyanık kalarak o dengeyi açık bir şekilde aktarmaya heves etmiş. Bunlar da yetmemiş iki farklı dilin insanını aynı evde yan yana getirmiş. İkisi de kendi dilini kullanmış ama hiçbir şekilde anlaşmazsızlık yaşanmamış. Biri kendi dili olan Korece’ye devam etmiş, diğeri de Japonca’sından vazgeçmemiş ve ortaya anlaşılır bir öğe sunulmuş; iki farklı dil olsa da tek bir evde bütün olmuş film çiftleri. Çok da güzel olmuş, çok da iyi yapmış Kim Ki Duk, sayesinde çok da keyifli bir seyirlik çıkmış.


Odagiri Joe dendi mi benim için akan sular durur ♥, o bambaşka aurasının akıntısına kapılıp gittiklerimden biri kendisi. Japon aktörler sıralamamda ilk sırada, ağır ve derin roller adresi bir nevi. Sahip olduğu ses, kullanmayı en güzel şekliyle başardığı aurası, duydukça kulak tırmalamaktan çok izleyenini kendine bağlayan oyunculuğu; saydığım ve saymadığı ne kadar unuttuğum özelliği varsa hepsinin birleştiği adreslerden biri. Yaşına rağmen fangirllerin gönlüne taht kurabilecek havasıyla girdiği her işin üstesinden gelmeyi başarmış, tam tamına Kim Ki Duk erkeklerinden biri. Kendisi de öyle düşünmüş ki çekinmeden film listesinde ona da yer ayırmış Kim Ki Duk. Lee Na Young ile de iyi bir ikili oluşturmuş Odagiri Joe, duygusallığın da hafif esintilerle hissettirildiği nadir filmlerden biri olmasına karşın ikilinin sahip olduğu o çok özel bağa tutulup kalmamı sağladı bu ikili. İstenmeyen rüyalar sonucu, istenmeyen ama bir adamın rüya görmesi yüzünden yaşanmak zorunda kalan Bimong dünyasının kahramanları olarak en iyi seçimlerdi Odagiri Joe & Lee Na Young. Bu ikili sayesinde de izledikçe izleyesim geliyordu Bimong’u, izledikçe de o rüyalar aleminde kaybolmayı diliyordum. Bir yanım rüyalar aleminin kahramanı olmayı dilerken bir yanım dışarıdan olduğum halimle kalıp, en sadık izleyicilerinden biri olmayı diliyordu. Özellikle de o finale bir adım kaldıkça, o adımları her atışımda Odagiri Joe’nin kırmızılara büründüğü her sahneyi izledikçe o dünyaya girmekten vazgeçmeyi diledi, finale geldiğimde de öylece kalmak geldi içimden.


Yine bir Kim Ki Duk finali sunulmuştu, final yanında yine bir Kim Ki Duk oyunculukları izlemiştim ve yine o dopdolu olan dünyanın ardında kalakalmıştım. O kalışla da yeni bir Kim Ki Duk’a gitme fikrini ertledim, üst üste izleyemem çünkü. Kim Ki Duk filmleri benim için ayrı dünyaları barındırsa da benim arka arkaya giremediğim bir dünya. Tek bir filmle onda takılıp kaldığım ama sonrasında uzunca ara verdiğim bir adres.  Her adres değişiminde de onun dünyasına bağlandığım isimlerin başında Kim Ki Duk. Afişlerinin güzelliği size sunulan en güzel tuzak, bu tuzakların sunuluşu da her yerinizden sizi avlayabilecek kapasitede. Benim için bu tuzakların en güzeli 3-Iron ve Shi Gan filmleriydi ama Dream’in afişinin de bu ikisinden aşağı kalır yanı yok. Bu tip tuzakları devamlı kullanmasalar da arada gelen bu afişler hepsine bedel oluyor, şimdilerde yeni bir tuzak geliyor:  An Actor is an Actor.


Kim Ki Duk’un kelemini konuşturmadığı filmlerinden biri ama afiş her yanından, ‘’Ben, bir Kim Ki Duk tuzağıyım.’’ diyor . Sizi bilmiyorum ama beni avladığı bir gerçek ve afişi gördüğüm andan itibaren filmin gelişi için pusuya yattım. Bu aralar, sadece filmlerden gittiğim için bu tuzağa kapılmam da olası. (^_-)---☆

Bu yazım da  Mrymndlnden'ime gelsin, onun için sıraya ekledim. Değerini bil bakalım bıcırığım, söyleme gerek yok, o zaten biliyor. :)

2 yorum:

Mrym dedi ki...

Ki-Duk yeni film mi yapmıışşş?!
Sınava hazırlanacam diye, insanlıktan çıkmışım; bu resim ordan mı; sağdaki adam çok farklı-tatlı?!
Ellerine sağlık çıtır-abla.
Fark ettim ki; sen başka pencereden bakmışsın filme ben başka. Sanırım Ki-Duk'un en önemli özelliği bu; her izleyen başka bir filmi izliyor sanki. Çünkü senin anlatımın aklımdaki hatıralarla çelişiyor. Mesela bir A.İlhan şiiri gibi. Bazısına göre kalitesizdir, sıradandır. Ben yer yer; derin, zaman zaman boğucu bulurum. Anlamayanlar N.Fazıl'ı beğenmezler ama ben yaşamış en mistik şair olduğunu düşünüyorum ve kaleminden çıkan her satır benim kutsalım-mabedim adeta. Ana-toprak gibi.
Bi-Mong'unda farkı burda başlıyor. Biri saçmalık görüyor filmi, kalitesiz; sen dengeyi görüyorsun, ben kaderi..
Ki-Duk gerçekten aykırı bir adam. Bi-Mong da benim için ayrıca özel bir film. Bin Jip gibi bu filmi de derin buluyorum. İzlenen farklı zamanlarda farklı mesajlar alabilinecek, olağan dışı ama etkileyici bir filmdi.
Ellerine sağlık, resimlere de ayrıca bayıldım.
Öpüldün çok.

Squaw dedi ki...

Hem de senaristlik ve yapımcı olarak iki dene geliyor. :)) Bu sene Kim ki Duk'a doyacağız. :D O şeker de bu filmdeki yakışıklımız:
http://mydramalist.com/korean-movie/6079/an-actor-is-an-actor

Biliyorsun seninle çoğu kez hep farklı pencerelerden kafamızı uzatıyoruz ama olsun, ben mennunum çünkü sayende benim gözden kaçırmış olduğum yönleri bana fark ettirmiş oluyorsun. Sen de mennun ol! :P :D Anlatmak istediğini çok iyi anlıyorum ve bildiğin üzere Kim Ki Duk benim için bambaşka bir dünya, Uzak Doğu sineması ayrı bir yana Kim ki Duk ayrı bir yana. Onu anlayabilmek herkes için farklı dünyaların kapısını açıyor. Senin gördüklerin de filme çok güzel yansımış, sen de çok güzel tarafından yaklaşmışsın. Kim ki Duk, yine en güzel objelerini bize sunmaktan çekinmemiş, iyi de yapmış. :))

Senin de ellerine sağlık tatlım benim, yorumunla şenlendirdin yine, yorumun için de ayrıca teşekkürler. Sen de en çoğundan öpüldün. ♥

Yorum Gönder