30 Ocak 2014 Perşembe | By: Squaw

Uzun süren özlem sonrası vazgeçemediğim samurayımla güzel bir geri dönüş: Rurouni Kenshin (♥)



A Shinsengumi is a Shinsengumi... 
A Wolf is a Wolf...
And a Manslayer is a Manslayer...
Right Battousai?




Girişi, filmde yer almayan fakat anime serisinin en güzel anlarını özetleyen bir cümleyle yapmak istedi bu gönül. Serinin, benim tarafımdan en sevilen iki karakterinin (Kensin ve Hajime Saito) sahnelerini süsleyen, öylesine derin, öylesine güzel, öylesine iz bırakıcı sözleriydi bu kelimeler topluluğu.



Kenshin filmine dair tanıtacak pek bir şey yok diye düşünüyorum aslında. Daha doğrusu var da yok. Tüm Kenshin yapımlarını izlememiş ve mangasını okumamış biri için anlatılabilecek çok şey var ama bunları, yani Keshin adına ne varsa silip süpürmüş biri olarak filmin konusuna dair söylenecek çok fazla bir şey yok. Anime yapımlarındaki, özellikle de Tsuiokuhen Ova’sının sahip olduğu şiirsel anlatımı bire bir yansıtmaları mümkün değildi elbet, lakin beklemediğim şiirselliği de yakalayabildiklerini göz ardı edemem. Özellikle de Tsuiokuhen OVA’sına ait olan bölümlerin sahneleri, yani tam tamına işlenmemiş olduğu halde (sanırım bu hikayeyi asıl olarak diğer filmlerine saklamışlar), şiirselliği tamamlayan görselliği ile animenin o unutulmaz melodisiyle kaplı oluşu, bana istediğim ve beklemediğim ne kadar güzellik varsa sundu. Film, bu açıdan bile benim gözümde faslasıyla başarılı ki bugüne kadar, 'izlemiş olduğum en iyi Live Action yapım' diye de listeme gururla ekleyebilirim. Kenshin fanı olduğum için söylemiyorum bunu, izlemiş olduğum Live Action yapımlarını düşündüğümde Kenshin yine yapacağını yapmıştı ve istediğim, beklediğim, özlediğim ne varsa bana gerisin geri sundu. Müziklerinin o büyüleyici ezgisi kulaklarımda çalınıyor hala. Kenshin’in, ne kadar neşeli görünmeye çalışır karaktere sahip olması dilense de, Kenshin adına yapışan o hüznü, masumluğu iliklerime kadar hissettiğim bir film oldu. Müziklerinin başarısı ve büyüleyiciliği yanında oyunculukların da güzelliğini ve dövüş sahnelerinin etkileyiciliğini yabana atasım yok pek.



Konuyu severlerinin bildiğini unutmadım elbet ama anime yerine filmi izleyecek olanlar için kısacık (!) da olsa konusuna değinesim var. Adını alışına yakışır şekilde amacını gerçekleştirme derdine düşmüş avare bir samurayın hikayesidir Rurouni Kenshin. Geçmişinde en ünlü suikastçılık mertebesine ulaşmasının yanında o artık kılıcını insan öldürmemek için sonsuza dek mühürlemiştir. Öldürmek yerine insanlara yardım etme amacını taşıyan Kenshin günlerini ordan ordaya gezerek geçiren sıradan biridir artık. ‘Sıradan’ dediğime bakmayın siz, o bedeninde hala kılıç ruhunu zımbalamış biridir. Elbette, insanlara kılıcıyla ölüm getirmemektedir ama geçmişin kapılarını kapatamayacağı gibi, bedenine saplanmış olan kılıç yaralarını, hepsinde de öte ruhuna hapsolmuş olan, geçmişinde ölüm saçtığı ruhları özgürlüklerine bırakamamıştır. O değildir aslında özgürlüğü vermeyen, onlardan çok Kenshin’in ruhu özgür olamamıştır çünkü geçmişin izleri yerine şu an bile Hitokiri Battosuai olarak anılmaktadır. İstediği kadar kanlı geçmişinden uzak durmaya çalışsın, o ne kadar uzak dursa da, geçmişin hayaletleri onun peşini bırakmamıştır.


Yolculuğunu devam ettirdiği günlerin birinde, geçmişin de izlerinin hala tazeliğini koruduğu bu esnada karşısına Kauro çıkar, onunla birlikte geçmişten gelen Sano da Kenshin’in hayatında yer edinecek iyi bir dost olur. Sano ve Kenshin yanında Megumi de bu grubun bir parçası olmaktan geri kalmaz, dostluk yanında onların tedavilerinde de ön safhada yer alan bir doktordur Megumi, isim yapmış bir doktor soyundan gelmektedir. Hepsinin yanında, en şanslı gördüğüm kişidir Yahiko, çocukluğun tüm güzelliklerinden uzak büyümüş olan Yahiko bu gruba dahil olarak hayatının en önemli anlarını paylaşacağı insanların yanında yer edinmeye başlamıştır artık. Böylece dostluğun en güzel örneklerinden biri izleyicisine sunacak olan karakterlerimiz yolculuklarına başlamış olur.


Konusunu pek  irdeleyesim yok, izlendikten sonra üstüne söylenecek pek fazla bir şey de yok zaten. Oyunculukları gayet başarılı, karakter seçimleri tam yerinde, OST deseniz ona hiçbir kusur bulunamaz. En azından benim için filmin atmosferine en çok yakışan ostlara sahip olanlardan biriydi bu yapım.  Finali içinse eklenecek bir şey bulamıyorum çünkü bildiğimiz üzere hikayemiz, ardından gelen iki filmde devam olarak severleriyle buluşacak. 


Kenshin adına ait olarak en sevdiğim hikayeler ‘’Tomoe & Kenshin’’ ve buna bağlı olarak da ‘’Enishi & Kenshin’’ olduğu için, ha bir de Hajime Saito (gerçi bu isim için olan oyuncu seçimini beğenmedim) ve Shishio  Makoto denildiğinde akan suları durdurduğum için  bu ilk filmin içeriği beni pek cezp etmiyor diye düşünürdüm. Fakat o araya sıkıştırılmış kırıntılar bile, uzun bir süredir dinlenmekte ve özlenmekte olan ‘’Tomoe & Kenshin’’ sevdama ilaç gibi geldi. 

"Sizler... 
İnsanlara mutluluk getirmek için insanları öldürdüğünüzü söylüyorsunuz fakat, 
insanların ölümü ile elde edilebilecek bir mutluluğun gerçekte var 
olabileceğine inanmıyorum."


Sahnenin güzelliği yanında, o anki Kenshin gözleri ve fondaki müzik ile bütünleşen renklerin ahengi beni uzun süre filmde bırakmaya yetti. Renkler demişken, filmin en güzel özelliği, o atmosferi benim gözümde daha da güzelleştiren renk kullanımlarıydı. Hüzünlü sahnelerin rengine yerleştirilen flu tonlar ile her an Kenshin’in yüreğine umut dolan o renkli tonların kullanımı bir başka güzeldi. Filme dair çok detaylı anlar yoktu belki, dövüş sahnelerinde anime severler olarak aradığımızı bulamadık belki, hepsinden öte oyunculukları sevmeyenelerimiz oldu biliyorum. İzleyenleri için, Kenshin fanlarına göre izlenmeyi hak etmeyen bir yapım olarak görülebilir de, fakat hala Live Action konusunda ince eleyip sık dokuyan ben için bu film övgüyü hak edenler arasında. Noksanlıkları vardı belki ama hangi yapımın noksanlıkları yok ki? Bu nedenle, önyargısı olanlar Kenshin dünyasına bi uğrayın derim, ya da uğramayın, böyle bir güzellikten uzun süre mahrum kalın. :P 


Shishio sever biri olarak, diğer filmler için ne kadar sabırsızlandığım belli oluyordur eminim. 


Sayfayı kapatmadan önce şu güzelliği eklemeden geçip gitmeye izin vermedi bu gönül.  (ღˇ◡ˇ)♥


8 yorum:

Hitokiri dedi ki...

İnsan iki kelam da çevirmen için eder :)

Dürr-i Yekta dedi ki...

kenshin'den sonra hiçbir animeden tad olmaz oldum, kesinlikle benim de favori animem budur. bu filmi izleyebileceğim link verirmisin ??

lantis dedi ki...

çok güzel anlatmışsın. filmin devamını bende dört gözle bekliyorum. ve şunu eklemem lazım kenshin'i izlememiş olanlar anime izledim demesin. bu arada ben lantis :)))

İstanbul dedi ki...

Uzun süredem sonra tekrar Kenshin yorumu görmek beni mutlu etti. İlk filmde bende de aynı izlenimler oluşmuştu. Edo dönemini ve sonrasında gelen Kyoto zamanlarını ve ana karakterlerden Shishio'yu görmek filmleri daha izlenir kılacaktır. Yorumlarını özlemişim Itır, umarım bununla beraber Kenshin'in yeni yapım animeleri de çıkar ve bunları da izleme fırsatı bulabiliriz.:)
Anlatımın ve sunumun için tekrar teşekkürler Itır, harika olmuşlar : )

Squaw dedi ki...

@Hitokiri
Ettik bir hata, bu seferlik affediver de büyüklük sende kalsın :P :D

Squaw dedi ki...

@Dürr-i Yekta
Kesinlikle, ben de Versailles no Bara ve Rurouni Kenshin'den sonra izlediğim çoğu yapımda aradağım bu tadı bulamıyorum.

Filmi, ben bir arkadaşımdan almıştım. İndirmek için mi yoksa online izlemek için mi link lazım? Online içinse yeppudaa yayınlıyor sanırım. Eğer orda da yoksa yeniden yardımcı olayım. :)

Squaw dedi ki...

@lantis
Seni evimde, yani bloğumda da görmek güzel oldu, hoş geldin. :)

Böylece, senden de beklenebilecek bir Kenshin yorumu gelmiş oldu. :) Kesinlikle, her animeseverin izleme arşivinde olması gereken bir efsane. *-* Güzel yorumun için teşekkür ederim, ben de Squaw, mennun oldum. :P :D

Squaw dedi ki...

@İstanbul
Kenshin konusunda aynı hislere sahip olduğum nadir arkadaşlarımdansın Burak, bu nedenle senin yorumlarını okurken hep kendimden bir şeyler buluyorum ve okuması daha da keyifli oluyor. :)

Teşekkür ederim, doğrusu ben de yazmayı ve arkadaşlarımın yorumlarını okumayı özlemişim, her zamanki gibi beni yalnız bırakmayıp yorumunla yazıma keyif kattığın için teşekkür ederim. Yeni yazılarımda ve yeni Kenshin filmlerinde görüşmek dileğiyle...Hatta senin de değindiğin gibi yeni Kenshin anime yapımlarında. :)

Yorum Gönder