4 Kasım 2015 Çarşamba | By: Squaw

Beyzbol Hiç Bu Kadar Zevkli Olmamıştı: Touch


Hayır! Bu, Oofuri'ye yapılmış bir ihanet değil. Asla!!! :3




Cross Game sonrası dikkatimi çeken ellerden biri olan Adachi Mitsuru'nun ne zamandır izlemeyi ertelediğim eseriydi Touch. Erteleye erteleye iki yılı aşkın bir süre sonrası tanışma fırsatı verdim kendisine. O da güzelce intikamını alıverdi sağ olsun. Spor serilerine karşı aşırı bir zaafımın olduğunu sağır sultan bile duymuştur artık. Hele de o spor serisi 'oldschool' tabiriyle yüreğimize kazıdığımız buram buram nostalji kokanlardan biriyse. Bir de, beyzbol ile kaplanmışsa değmesin kimse keyfime. İşte Touch ile olan ilişkimiz de böyle başlayıverdi. Bizi birleştiren Cross Game oldu ve her ne kadar onu da çok sevsem de Touch, Cross Game'in pabucunu dama attırıverdi.



Cross Game izleyenler olayın gidişatını az çok tahmin edebilirler. Zira ben de onlardan biriydim. Bu beklentilerin içine girerek başladım seriye, çok geçmeden de beklediğim ne varsa gerisin geri alıverdim. Hatta fazlasını bile aldım. Böylece izleme keyfimi iki katına çıkardı bu güzel isim. Çıkarmaktan öte beni kendine zımbaladı. Touch lise beyzbolunun verdiği o en güzel heycanlı anlarla bezenmiş, ikizlerimiz Kacchan ve Tacchan ile onların birlikte büyüdüğü, hatta doğdukları andan itibaren bir an olsun ayrılmadıkları Minami'nin de yer aldığı sevimli mi ssevimli, keyifli mi keyifli bu güzel hikayeyi sunuyor bize. Onları olgunlaştıran dramı an be an yaşarken, sonrasında da bu dramın üstesinden gelmelerine ortak ediyor bizi. Bu ortaklıkta, birlikte hüzünlenirken sahip oldukları dostluklarında da huzur bulmamızı sağlıyor. Dahası onları aileden bir birey gibi kabul etmemizi.





Kapı komşusu olan iki ailenin çocukları olan bu üçlümüz birlikte büyürken bu dönemleri birlikte geçirmeye alışmış, sadece uyumak için birbirlerinden ayrılmışlardır. Tahmin ettiğimiz gibi ikizlerimizden biri sahip olduğu haşarılığı ile tüm çevresinin onu bir kenara attığı bir isim iken diğer ikizimiz sakin ve her konuya olgun adımlarla yaklaşmasıyla, Tacchan aksine, herkesin sevgisini ve takdirini kazanan isim olmuştur. Tacchan yaramaz mı yaramaz, hayatı dalgaya vuran ve giriştiği her işte beceriksiz olması ile nam salmıştır. Aslında bu onun çok sevdiği ikiz kardeşi için üstlendiği abi rolüdür. Bu sayede, ikisine bölünecek tüm ilgi sadece Kacchan üzerine odaklanmaktadır. Bu sayede Kacchan, tüm okul hayatı ve özel yaşamı boyunca çevrelerindeki herkesin ilgi odağı olmakta hiç de zorlanmamıştır. Zira bu üne ve ilgiye karşın Kacchan abisinden asla vazgeçmemiş, çevresine karşı hep sevecen ve iyimser bir birey olmuştur. Belki de abisinin üstlendiği rolün en başından beri farkına varmıştır. Aslında Tacchan'ın da Kacchan'dan hiçbir farkı yoktur, hatta Kacchan'dan bir basamak yukarıdadır bile. Sadece o her abinin kardeşine karşı olan zaafı vardır ya, Tacchan işte bu duygularının kurbanından başka bir şey değildir. Tacchan'ın tek dileği yaşamı boyunca Kacchan'ın önüne geçip de Kacchan'ın mutluluğuna hiçbir şekilde engel olmamak, aksine ona gizliden de olsa destek olmaktır. Kısacası abilerin en güzelinin sözlük karşılığıdır Tacchan. Kardeşi için Minami'ye karşı olan sevecenliğini bile yeri geldiğinde kilitlemeyi göze alan bir abi....





Abi olarak biri her şeyi düşünebilirken, planladığı her şeyi yapamayacağının da farkına varmalı aslında. Belki bunu söylemek en kolay şey ama seriyi izlerken birkaç kez düşünmedim değil. Bir insan ne kadar şeyi engelleyip ne kadarına yön verebilir ki? Cevap çok zor ama bir o kadar da kolay. Herkesin, kendisinin bulması gerektiği bir soru. Tacchan da işte bu soruları kendisi bulmak zorunda. Engelleyemeyeceği şeyler gelip onu bulduğunda çok geçmeden sorunun cevabını da bulmuş odu işte. Bu cevaplardan en basit olanı da kimse bu dünyada zamanı durdurabilecek bir güce sahip değil. Çoğumuz bazen bunu isteriz ama hiçbirimiz sahip değiliz tıpkı Tacchan gibi, ve olacakları önceden görmek gibi.. Tacchan hiç beklemediği bir anda hayatının kırılma noktasında takılı kalır ve o anı durdurmak ya da başa almak istese de bu kez kenara çekilmek zorundadır. O muhteşem abinin yapması gereken tek şey, o beceriksiz, uçarı, alaycı ve yeteneksiz rolünü bir kenara bırakıp kendini, daha doğrusu gerçek Tacchan'ı ortaya çıkarmaktır. Tacchan belki de bu en zorlu yola girme kararını en çok Minami sayesinde göze almıştır ama orda, bu yolun sonunda Tacchan'ı güzel bir dünya beklemekte, hayatının en büyük rakibi de orda bu sona gelmesi için onu sabırla izlemektedir. Tacchan için en büyük rakibi kardeşi Kacchan'dan başkası değildir. Rakiplerin en güçlüsü olsa da Tacchan onu yenmeyi göze alır. Aslında istediği yenmek değildir, Kacchan'ın tüm hayatı boyunca istediği hayalini gerçekleştirmektedir ama Tacchan'ın bilmediği bir şey vardır. Kacchan hiçbir zaman kendi hayalleri için koşmamıştır, Koshien'e gitmek bile Kacchan'ın kendi hayali değildir. Tacchan için artık rol yapmayı bırakma zamanı gelmiştir. Hayat onun için en büyük sahne olsa da perdenin arkasına geçme zamanıdır artık ve Tacchan burda da kendini kabul ettirme yoluna girmiştir. Başlarda kimsenin kabullenmeyeceği bir şey olsa da, zamanla bu herkes için en güzel seyirlik olur çünkü Tacchan savaşçı ruhunu en güzel şekliyle bize sunmaya başlamıştır. Savaşçı ruhuna sahip olmak yeterli değildir elbet, bir savaşçı olmak için birçok yoldan geçmek, birçok yenilgiyi tatmak, birçok derse çalışmak ve kendini geliştirmek gerekmektedir. Tacchan da bunları en güzel en azimli şekliyle yapmaya koyulmuştur çünkü o rakibini herkesten daha çok seven kişidir. Minami de onu bu savaşında yalnız bırakmayacaktır elbet. İşte lise hayatının ve beyzbolunun en güzel dönemine geçişi başlamıştır artık, öyle bir an başlamıştır ki ekran karşısından ayrılmayı düşünmeyin asla. Sizi bilmem ama ben öyleydim, o 101 bölümün her anını en keyifli şekliyle izleyenlerdendim. İzledikçe de izleyesim geldi ve Tacchan gibi bir karakteri bırakıp da günlük yaşamına dönmek istemedi bu gönül. Fakat her güzel şeyin sonu gibi Touch da bir yerde durmalıydı, o da bunu yaptı zaten. En güzel yerinde, en güzel şekliyle durdu ve ben uzun zamandır izlemediğim animelerimin ne güzel bir dünya olduğunu bu güzel isim sayesinde bir kez daha anladım. İyi ki de Touch ile tanışmışım ve Tacchan gibi bir karakteri iyi ki de anime geçmişime yerleştirmişim.





Cross Game'ciler konu ne kadar aşina geliyor değil mi? Tabii bu kez kardeş rollerinin cinsiyeti değişik. Cross Game'de abla ile kız kardeş izlemiştik, bundaysa abi ve erkek kardeş, hatta bir ikiz ile karşı karşıyayız. Amacım ikisini karşılaştırmak değil, zira iki yapım aynı tema gibi gözükse de çok farklı özelliklere sahip ama ben gibi beyzbol maçı, yani beyzbol temasının öne çıktığı bir yapım izleme heveslisiyseniz Touch sizin için biçilmiş kaftan, hatta bir adım önde. Tabii ki sadece maç odaklı değil, daha fazlasına sahip. Antremanların eğlencesi, karakterlerin dünyası, her spor serisinin olmazsa olmazı o dostlukların an be an pekişmesi, tüm bunların yanında gelen o 'Koç' odaklı hikayesi ile size daha da keyifli dakikalar vermesiyle Touch gerçek anlamda eğlenceli bir seyirlik. Mangakası ikinci bir hikayeyi yerleştirmiş bu seriye, 'Koç' deyip geçiyormuşum gibi düşünmeyin sakın çünkü sizi ikinci bir 'abi-kardeş' hikayesine götürüyor. İkisi de çok farklı belki, ya da tam tersine çok benzer belki ama bu hikaye de en az Tacchan - Kacchan hikayesi kadar sizi kendine çekiyor, bir abi-kardeş hikayesinin derinliğinde boğuyor. Tarihleri farklı ama mekanları aynı, isimleri değişik ama yaşanılanları yakın olan iç içe geçmiş iki 'abi-kardeş' hikayesinin en güzel sunumlarından biri Touch. İki hikayenin en güzel şekliyle harmanlandığı hatta. Bir abi-kardeş hikayesinin güzelliğine yakalanmışken bir diğeriyle sizi hapsediveriyor üstad. Sonra da ikisinin birbirine kelepçeleyip sizi olduğunuz yere zımbalıyor.





Touch eksiklere sahip bir yapım değil mi? Hayır, aksine bazı eksiklikleri olan nice yapımlardan birisi belki ama yılına göre en başarılı olanlardan. Çizimleri yanında OSTlarının güzelliğiyle beni tam on ikiden vuranlardan biri. Karakterlerin güzelliği de cabası. Karakterleri yanında, ana hikaye ile gelen yan hikayeler, daha doğrusu dramlar ve komedisi ile bu uzun soluklu seri sizi bir an bile olsun sıkılmaya itmiyor. Aksine en eğlenceli anları size bırakıyor ve bunu en güzel şekliyle yapıyor. Eee ben şimdi böylesi bir yapımı nasıl bir kenara iteyim, hatta Squ gelsin de bunu favorilerine almasın mı?



Hele de şu güzel müziklerinden sonra. ;)
 
 

0 yorum:

Yorum Gönder