11 Mayıs 2016 Çarşamba | By: Squaw

Yine Ben, Yine Bir Spor Serisi, Yine Tadına Doyamadığım Bir Anime: Hungry Heart: Wild Striker

 



Hungry Heart: Wild Striker birkaç ay önce soluksuz izlediğim isimlerin içinde kendine yer edinen yapımlarından biri oldu. Aslında çok zaman önce başladığım bir isimdi ama ilk 6-8 bölümünden sonra devam etmeye bir türlü fırsat yakalayamadığım, bu nedenle zoraki ertelediğim bir seriydi. Sonunda, oturup ara vermeden tamamlama fırsatım oldu ve bir güzelliğin daha bitişine tanıklık ettim. Ah o final....

 



Hungry Heart, abisinin gölgesinde kalmış Kyosuke'nin hikayesini sunuyor bize. Geçmişinde yaşadığı bir olay esnasında daha fazla bu gölgede kalmak istemeyen Kyosuke ailesiyle ilgili de birkaç sorun yaşayınca futbolu bırakmış, okuluna gereken önemi vermemiş, evden ayrılmış bir şekilde hayatını sahip olduğu birkaç arkadaşıyla serserilik ederek devam ettirmiştir. Yine aylak aylak dolaştıkları bir günde sokakta bir olaya dahil olur. Bu olay sırasında karşılaştıkları Miki ile aynı liseye gittiklerini fark ederler. Kız futbol takımının kaptanı olan Miki bir şekilde takımı çalıştırma ve taktik konusunda Kyosuke'den yardım sözü alır. Futboldan ne kadar çok kopmak istese de içinde aşk gibi yer edinmiş bu histen kurtulması o kadar da kolay değildir elbet. İnatçı bir kişiliğe sahip olmak bile bu arzuyu bastıramamaktadır.



Kyosuke kendisinin sadece kız futbol takımına yardımcı olmakla yetineceğini zannetse de o içindeki ateşin körüklendiğini kendi de adı gibi bilmektedir. Zaman içersinde bu aşka geri çekildiğini fark etse de geri durmama kararı alır. Hiçbir şey eskisi gibi olmaz elbette, bir saç boyama geçmişi silemez. Kyosuke, bunun farkında olsa da o sadece içini rahatlatmaktadır. İçini değil de hayallerini değiştirmenin bu başlangıçla mümkün olacağını sanmaktadır. Abisini asla kıskanmayan biridir aslında, sadece insanların hata yaptığında onu abisiyle kıyaslamamalarını istemektedir. Zira abisinin başarılarıyla mutlu olan biridir Kyosuke.

 


Gün gelir okulun futbol takımına bir şekilde dahil olan turuncu saçlı liselimiz takımdaki üstlerine karşı ukalalık taslamaktan da geri kalmaz. Tabii, üst sınıflarımız Kyosuke'nin boyunun ölçüsünü güzel bir şekilde almıştır. Kendi sınıflarından sadece ana karakterimiz ukala değildir elbette. Kızların gözdesi olan kalecimiz Sakai ile futbolun vatanlarından birinden gelmiş ve damarlarında futbol oyuncularının sahip olduğu o kana sahip Rodrigo da en az onun kadar kendine güvenmektedir. Başlarda birbiriyle takışan bu üçlümüz, yani yetenekliler grubumuz bencilce oyunları yüzünden takıma bir faydaları dokunmamaktadır. Zamanla bencil bir oyun sergilemekle bir yere varılamayacağını anlayan ekibimiz gerçek bir takım olmaya karar verir ve koç ile üstlerinin direktiflerine uyma kararı alırlar. Takımın as oyuncularının listesine girmeleriyle liseler arası turnuvalar da başlama dönemi gelir çatar. Geç gelen bir azimle turnuvaları hemen kazanmak hiç de kolay değildir elbet. Çok çalışmak ve her defasında bir sonraki seneye hazırlanmak sıkıcı gibi gözükse de bu, işin bir cilvesidir ve karakterlerimiz de bunun farkına er ya da geç varacaktır. Bu nedenle, her defasında sıfırdan başlayıp sona ulaşmak en büyük hedefleri olur.

Aşina olduğumuz spor serisi karakterleriyle dolu bir isim. Konusu da pek ayrı bir noktada diyemem ama bu renkliliğin sahip olduğu bir başka seri daha hatırlamıyorum. Spor serilerinde olması gereken bildiğimiz bir anime karakterine sahip ama bu kez değişik bir alt yapı var. Yine dramatik olaylar dizini sizi bekliyor ama çoğu spor serisi gibi dramın dibine vuruyor diyemem. Dram alttan hafifçe iliştirilmiş. Bu da serinin en güzel özelliklerinden birisi. İzlerken asla sıkılmaya itmiyor, aksine izledikçe daha da izleyesi geliyor insanın. Sizi bilmem ama benim bu isme dair yaşadığım en güzel hislerden birisiydi bu. Sanırım serinin en güzel artılarından birisi demek daha doğru olacak. Bu artıyı takip eden başka şeyler de var elbette. Karakterlerin gelişimi, kurulan sıkı dostluklar, aşkın en masum halleriyle bize sunuluşu, futbol yanında arka planda gelen hayatlar ve her spor serisinin olmazsa olmazı komedisi. Bunun yanında, tüm bu güzelliklerin en güzel haliyle harmanlanışı. Bu harmanlanışta da izlerinin yolunu kaybetmesi. Dört dörlük diyebileceğimiz bir yapım değil elbet. Kimine göre o finali, severlerini en çok rahatsız eden özelliklerden biri, ben hariç. Finalini beğenmeyenleri bilemem ama nedense ben böylesi bir finali böylesi bir seriye fazlasıyla yakıştırdım. Güzel bir noktalanıştı. Daha fazlasında gözüm olamaz, hele de o bize lanet ettirecek yarım kalan nice spor serilerinin finallerinden sonra hiç aç gözlülük yapasım yok. :D



Serinin müzikleri ise, ''Seriye yakışan OST'lardan biriydi.'' diye tabir edebileceğim türden. Her iki açılış şarkısı olsun, kapanışları olsun, dahası seri içersindeki müzikleri olsun, seriye fazlasıyla yakışıyordu. Müziklerinin güzelliğini tadına bakarken keyifli bir seriyi izlemenin tadına doyulmuyor. Böylesi bir keyfi sunan seride de varsın eksiklikler olsun. Artılarının güzelliği yetmez mi? Tüm güzelliklerinin bu eksiklikleri kapatışıyla keyfe değer isimlerden birini yabana atmayın derim. Vaktiniz olur mu bilmem ama bu kadar bölüme (52 bölümcük :P) sahip olmasına rağmen nasıl bittiğini anlayamayacağınız bir isim olacak. İlerleyişini ve konunun güzelliği yanında izleyicisine verilen o final ile daha fazlasına da gerek yok diye düşünüyorum. Galiba en büyük eksikliklerinden birisi Türkçe çevirisinin olmaması. Sanırım seriyi bazı animeseverlerin izleme listelerinde göremeyişimin en büyük nedenlerinden birisi bu. Ne diyelim? Umarım bu noksanlığı da bir gün giderilir, giderilir de bekleyenleri bir an önce bu güzellikle buluşur. Tabii, daha fazla spor tutkunu olan anime severlere ulaşır. Hatta sevmeyenler de ulaşsın. :)

0 yorum:

Yorum Gönder