6 Ağustos 2017 Pazar | By: Squaw

Bir canlı yaratabilmemize rağmen içersine bir ruh koyamıyoruz; ES: Eternal Sabbath

 
 


KÜNYE

Tür: Manga
Cilt Sayısı: 8
Bölüm: 83
Yıl: 23 Ağustos 2001 - october 7 2004
Tür: Drama, Bilimkurgu, Doğaüstü Güçler, Psikolojik, Seinen
Yazar/Çizer: Fuyumi Souryo
Yayımcı: Morning




Bilimsel deneyler yapan bir araştırma merkezi, bu merkezden kaçmayı başarmış iki denek, bu iki deneği arayan ve aynı zamanda onların yaratıcılarından biri olan bir araştırma görevlisi, başka bir araştırma merkezi daha ve bu ikiliyi aramaya bir şekilde dahil olan dişi bir araştırma görevlisi daha... Konu kulağa ne kadar da basit geliyor değil mi? Madalyonun görünen yüzü öyle değil ne yazık ki. :) Öyle değil çünkü mangaka konuyu bilimsel ya da macera yönünden ziyade daha çok psikolojik açıdan işlemeyi tercih etmiş, elbette bilimkurgu ve macera etkileşimleri de sıkça karşınıza çıkıyor ama dediğim gibi olaya daha çok karakterlerin psikolojisi yönünden gidiyor ki ben psikolojiyi fazlasıyla ağır işleyen yapımlardan uzak durmaya çalışırım bazen. Bu dönem de daha çok eğlenceli shoujo ve spor serilerine el attığım bir dönemdi ama nedense şeytan beni dürtüverdi ve kendimi bu manganın klasörüne ilişmişken buldum. Sonra netten bir bakayım neyin nesi, kiminmiş diye. Meğersem ben bu ismi -sanırım- yıllar önce ayıla bayıla okuduğum Mars'ın o çıktığı ellerden geldi diyerekten listeme almış indirmiş öyle bekletiyormuşum. Neyse, bir şansı hak ediyor diye düşünüp okumaya başladım ve okudukça da beni bir şeylerin kendine çektiğini fark ettim, bırakasım gelmedi ve noktalayıp fazla yapımını okumasam da bu güzel ustanın iyi işler çıkardığını düşünmeye başladım. Zira benim için Mars klişe shoujolara fark attırabilecek bir isim çünkü her ne kadar shoujo gözüyle değerlendirsek de o melankolik atmosferinde, karakterlerin aşkları yanında, beni sevdiğim isimlerin psikolojilerinde de kaybolmamı sağlıyordu tıpkı ES: Etternal Sabbath'da yaptığı gibi. Neyse, gelelim konumuza. Konuyu niye alıp götürmeden bir kendime geleyim en iyisi. :D

 
 
 

Shuro (Ryousuke), yukarıda bahsettiğim deneklerimizden biri, hatta olayımızın kahramanı diyebilirim. Bahsetmiş olduğum merkezde üretilen deneklerden olan Ryousuke, bir gün kaçmaya yeltenir ve başarılı bir şekilde kendini insanların dünyasına bırakmış olur. Aslında kaçışları pek de masumane değildir, lakin onların gözünden de insanlar masum değildir çünkü kendi hırsları ve emelleri için bu varlıkları üretmekte ve onlar üzerinde çeşitli deneyler yaparak kendilerini tatmin etmektedirler. Aslında empati yapınca gözünüze fazlasıyla masumane göründükleri su götürmez bir gerçek. Elbette her denek Ryousuke gibi olamaz; kimisi canidir kimisi masum kimisi ise o kendi emelleri için denekler üreten araştırmacılardan bile daha canidir. Deneklerimizden Ryousuke, insanlar dünyasında kendine kolayca bir yer edinir, bu hiç de zor değildir çünkü insanların müdehale edemeyeceği üstün yeteneklerden birine sahiptir; insanların beynine hükmetmek. Ryousuke, insanların hafızalarında oynama yapabilen bir denektir, yani insanların hatıralarını sıfırlayıp onları dilediği şekilde düzenleyebilir. Merkezden kaçtıktan sonra da şans eseri gördüğü yaşlı bir çiftin hafızasında oynama yaparak onların yanına yerleşir. Çocuklarını ve torunlarını bir trafik kazasında kaybetmiş bu yaşlı çiftin yeni torunu artık Ryousuke'den başkası değildir, yani o artık üniversiteli bir genç olan Akiba'dır.

 
 
 
Ryousuke hayatını normal şekilde sürdürürken olup bitenden kimse şüphe duymamaktadır, zira yoluna çıkan herkesin hafızasına çekinmeden müdahele edebilme özelliğine sahip olduğu için hayat onun için hiç de zor değildir. Elbette onun da gözden kaçırdığı şeyler olacaktır, zira ummadığı yerden biri çıkabilir ya da umursamadığı bir olay başına bir gün bir iş açabilir. Böyle anların birini yaşamak üzeredir aslında. Cadde ortasında yaşanılan bir vukuat anında, tesadüf eseri orda bulunan başka biri, yani Mine tarafından fark edilmesi de uzun sürmez. Mine bir süre Amerika'da kalmış ama zamanla ülkesine dönmüş bir araştırma görevlisidir. Onlar deneyler yapan bir merkez değildir elbette, Mine işinde fazlasıyla başarılı özel hayatındaysa hep tökezlemiş olan ve ailesinden ayrı yaşayan işkolik bir kadındır. Kanına işlemiş olan araştırmacı huyu onu bir adım geriye götürmez, tersine ilerledikçe kendini bir anda bu olayların merkezinde bulur. Mine, nolup bittiğine anlam veremeden çoktan hedef tahtası haline gelmiştir bile. Bu esnada da olayın bulunduğu çember giderek genişlemektedir. Elbette karakterlerimiz de bunlarla sınırlı kalmaz. Konu ilerledikçe olaylarımız, konuya bir şekilde dahil olan yaşlı çiftimiz, diğer deneklerden biri Isaac , minik sevimli(!) kızımız Yuri ve annesi, Mine'nin üniversite yıllarından yakın arkadaşı Kimiko ve lokomotif karakterlerimizden olan başka bir araştırma görevlisi Sakaki sayesinde daha da sürükleyici bir hal alır. Mangakanın yaşanılanlar sürecinde hepsinin hikayesine de değindiğini bu noktada dile getiresim var. Ha konu çok parça pinçik olmuyor elbette, sadece mangakamız yan karakterleri de es geçmek istememiş. Karakterlerimizin tamamlanmasıyla ''kaç - kovala - yakala - hesaplaş'' türünde gelişen yolculuğumuz da böylece başlamış olur.
 

 
 
''ES'' dünyasında hiçbir şey göründüğü gibi değildir, görünen karakterler de. Hepsi daha fazlasına sahiptir aslında. Ryousuke ve Mine'nin varlğı ise bu serinin en güzel yanı, onun yanında zaman zaman bizi kızdırsa da bazı cümlelerinde okurlarını bile sorgulatabilecek olan Isaac. Her ne kadar bu serinin karanlık yüzü olmayı üstlenmiş bir isim olsa da onsuz bu ES dünyasının hiç de çekici olmayacağı gün gibi aşikar. Aslında Isaac yanında, siz de Mine ve Ryousuke gibi Yuri'yi sevecekseniz, biliyorum. O dünyanın her yerde karşımıza çıkabilecek bir çocuk. Aile ortamı da bazı çocukların sahip olabileceği bir dünya aslında. Bu da sanırım sürükleyici his bırakan ES dünyasının kırılma noktası, mangakamız bu gerçekçi karakteri bize sunmakla belki de iki dünyanın birbirine harmanlanışını sunmak istemiş, kim bilir. İyi de etmiş sanki. Ben gibi bilimkurguyu okumaktan ziyade izlemeyi tercih edenlerdenseniz eğer ES gibi mangalar sizin için biçilmiş kaftan çünkü hayattan gelmiş karakterler ile bilimkurgunun olmazsa olmazı özellikteki karakterlerin harmanlanışı bu manganın okurlarına sunduğu en güzel hediye olsa gerek. Onun yanında piskoloji tarafı. Daha önce de dile getirdiğim gibi ağır psikoloji yerine sıkmayan, manganın gidişatını etkilemeyecek tarzda olan psikoloji esintisi eklemeyi tercih etmiş mangakası, bu da mangadaki bu etiketi benim için daha da çekici kılmış. Psikoloji yanında ben gibi hafif tat veren (bazı çiftler için daha yoğununu tercih etsem de) romantizmi de yabana atmayalım derim. Zira manga üstlendiği etiketleri güzelce taşımış, sadece arada duraklama hissi veren kısımlarda konuya göre bu isme biraz daha sürükleyicilik eklenebilirdi belki. O da manganın nazar boncuğu olsun hadi.  :D
 
 


 
 
Gelelim çizim konusuna. Nadir de olsa sevimli karakter tasarımlarının yer aldığı yapımları seviyorum ama ben daha çok erkek karakterlerin erkeksi, kadın karakterlerin de kadınsı tasarlanmış olanlarını tercih edenlerdenim. Elbette, bahsettiğimiz isim Seinen türü olduğu için olaylar da daha olgun yoldan işlenmiş ama liseli animelerinde/mangalarında da sert hatlı çizimleri görmek beni daha çok keyiflendiriyor. Bu yönden ES: Eternal Sabbath iyilerden kategorisinde, hatta en iyilerden de diyebiliriz. Zira bu mangakanın çizim tarzını severim, Mars mangasına da göz atarsanız bu ustanın sahip olduğu tarz için ne demek istediğimi anlayacaksınız. Biraz gerçekçi tat, biraz olgunsu, biraz da çekici dokunuşlar sanırım bu mangakanın sahip olduğu tarzı anlatabilecek kelimeler. :)
 
 
 
 
 
Olayın özüne inmeden ve de spoiler vermeden anlatmaya çalışsam da üstün körü gidilmiş bir yol çizmiş gibi hissediyorum. Zira anlattıkça detaya girmekten çekindim, detaya girip de okuma planında olanların keyfini kaçırasım da yok pek. Söz konusu ES: Eternal Sabbath ise ben aramış olduğum Seinen - Psikoloji - Sci-Fi etiketlerini keyifli şekilde bulduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu arada, dram etiketini de yabana atmayalım. Çok ağır veya eğreti durabilecek bir dramı yok, tadında ve kararında. Hal böyle olunca da dram sevmeyenler için bu etiket göze batmasın isterim. Manga benim için dört dörlük değil elbette, bir bilimkurgu, daha doğrusu insanlar üzerine deneyler yapan araştırmacılar ve dünyayı tehdit eden deneklerin gelişimi ile ilgili klişeler görebileceğiniz bir yapım ama onun yanında bir denek (karakter) gelişimini de nadir bulabileceğiniz mangalardan. Çok fazla bu türde manga okumadım elbette ama izlemiş olduğumuz anime veya filmlerde bile çok fazla gelişen denekler göremeyebiliyoruz. Denek dediğime bakmayın siz, yeri geldiğinde Ryousuke'nın acımasız duygularının insani duygulara dönüşüne tanık oldukça siz de Mine kadar şaşkınlık yaşayabilirsiniz, şaşkınlık olmasa bile onun gibi sevindirici yönlerini hatırladıkça keyiflendiğiniz doğrudur. Hatta Mine gibi siz de Shuro'ya doğru çekilebilirsiniz. :P :D Sizi bilmem ama Mine ve Ryousuke'yi bir çift olarak düşündükçe Ryousuke'nin gelişimine en çok sevinenlerden biri ben oldum sanki. :3

 
 
 
 


Finaline gelirsek çok detaya girip de finali açasım yok ama tatmin edici olduğunu söyleyebilirim. Dediğim gibi konu gidişatı için klişeler karşınıza çıkacak, finali de bu klişelerden nasibini almış ama o noktalanışındaki güzelliği hiçbiri etkileyememiş. Belki manga daha fazlasını hak ediyor ama benim gönlümde 8'lik bir ortalamaya sahip olmasında o finalin etkisi de büyük. Okur musunuz okumaz mısınız bilmiyorum ama, ''Araya değişik tatlar lazım.'' dediğiniz anda imdadınıza Es: Eternal Sabbath'ın yetişeceğini garanti ederim. ;)



0 yorum:

Yorum Gönder