17 Mart 2018 Cumartesi | By: Squaw

Tatlılar Hiç Bu Kadar Güzel Olmamıştı. ~ Yumeiro Patissiere ~~




KÜNYE:
Anime'nin Adı: Yumeiro Patissiere
Diğer Adları: Yumeiro Patissiere, YumePati, Dream-Colored Pastry Chef, Yumeiro Pâtissière, Yume-iro Pâtissière
Kategori: TV Serisi
Bölüm Sayısı: 50
Tür: Romantizm, Komedi, Shoujo, Fantacy
Yayım Tarihi: 4/10/2009
Firma/Stüdyo: Studio Pierrot
Yönetmen: Ko Suzuki
Senaryo: Takashi Yamada, Kenichi Yamashita, Sayuri Ooba, Yoshimi Narita, Yumi Kageyama
Dizayn: Yukiko Akiyama
Orjinal Eser: Natsumi Matsumoto

BAĞLANTILI ANİMELER:
1. Yume-iro Pâtissière SP Professional (13 bölümlük TV serisi)
2. Yume-iro Pâtissière: Mune Kyun Tropical Island! Special (1 bölümlük Özel Bölüm)




14 yıllık hayatı boyunca sakarlığından ödün vermemiş Ichigo Amano'nun en büyük tutkusu tatlıdır. Özellikle de çilekli pastaya karşı aşırı bir zaafı olan Ichigo'nun güçlü bir tat alma duyusu vardır. Ailesi ile gittiği alışveriş merkezindeki bir etkinlikte ünlü şeflerden biri olan Henri Lucas'ın yaptığı lezzetli tatlılardan test etme şansı yakalar. Henri, Ichigo'nun tat almadaki yeteneğini fark ederek onun ünlü şeflerin yetiştiği St. Mary Akademisi'ne katılması gerektiğini düşünür, bunu da anında dile getirir. Hayatı boyunca hiçbir şey becerememiş olan sakar Ichigo için bu öneri paha biçilemez bir değerdedir çünkü Ichigo yeme yanında tatlı yapmayı da seven biridir aslında. Nasıl olduğunu bilmeden ya da nerden geldiğini bilmediği bir hisle Henri Lucas'ın o günkü yediği çilekli pastasının ise tadının bir yerlerden tanımışlık hissi verdiğini düşünür fakat o anda bunun nedenini anlayamaz.




Başvurmak istediği okul aslında Fransa merkezli bir şef okuludur ama Ichgo şansına Japonya'da da bir dalı bulunan bu Akademi'ye her öğrencinin kolay kolay kabul edilmemektedir. Edilse bile sonuna kadar gidip de aşçı olarak mezun olması baya zorlu bir süreçtir. Elbette, bu Ichigo'nun gözünü korkutmaz çünkü her şey başlarda onun için toz pembedir, sadece hamuru ve şekeri koyup karıştırma odaklı düşünenler içinse bu akademi kesinlikle iyi bir adres değildir. Ichigo, Henri'nin önerisi sayesinde acemi yeteneğiyle okulun en gözde gruplarından biri olan ve onun sınıfında bulunan Tatlıların Prensleri'nin grubuna dahil olmuştur bile. Başlarda grubumuzun oranyanı olan Makoto Kashino tarafından kabul görmez çünkü Kashino, kendilerinin çalışma ve becerilerini göstererek geldikleri bu yere Ichigo'nun sadece ünlü bir şefin tavsiyesi ile, yani torpille geldiğini düşünmektedir. Aslında Ichigo bile kendisindeki yeteneğin farkında değildir. Zamanla bu üçlü prensimiz bile ondaki yeteneği keşfederken Ichigo hala bundan bi'haber şekilde pasta şefi olma hayaline ulaşma çabası vermeye devam eder.




Üç kişilik bir grup olan Tatlı Prensleri'mizden Kashino ona bağışlanmış bir çikolata yeteneğine sahiptir. Akademide kimse onun gibi lezzetli ve kıvamı tam olabilecek el yapımı çikolatalar yapamamaktadır. Bu da onu özel yapmaya yetip de artıyordur bile. Zira lezzetli bir pasta ya da çikolatalı tatlı yapmanın yolu ev yapımı olan çikolatadan  geçmektedir. Diğer yandan, Japonya'da olup da geleneksel tatlı yapımının göz önünde olması lazımdır ki bu noktada da prenslerimizden Satsuki Hanasuba devreye girmektedir. Ailesi de zaten geleneksel Japon lezzetleri yapan bir mekan işletmektedir. Hanasuba ise geleneksel tatlar yapmak yanında bu geleneksel lezzetleri modern tatlarla harmanlayarak mucizeler de yaratabilmektedir. Eh grubumuzun en centilmeni olan Sennosuke Ando ise mucizeler, yani sihirli dokunuşlar yapabilen bir yetenektir. Sihir denilişine bakmayın siz, aslında Ando sakinliği ve centilmenliği sayesinde insanın içini ısıtan dokunuşlarıyla, yaptığı tatlılara etkileyici rötuşlar ve dokunuşlar yapmasıyla ün salmış bir öğrencidir. Ana karakterlerimize değinmişken yan karakterlerin de zaman zaman gelişini haber vermek lazım, onların gelişiyle de eğlenceli bir yolculuğa başladığınızı bu noktada belirtmem gerek. Karakterlerimiz elbette yalnız değil, zira okulun bir de sırrı vardır. Bu sır her tatlı şeyin ardında bir peri saklaması gibi. (Burda çok detaya giresim yok, zira ufacık da olsa spoiler içereceğini düşünüyorum.) İş asıl bundan sonrasına kalıyor çünkü karakterlerin gelişinin yanında, sahneye çıkışı tamamlanmış yan karakterlerin de göründüğü andan sonra şeflik yarışları başlayacak, rakipler kıskançlığın getirisi ile yapacakları kirli oyunlarla varlıklarını gösterecek, zamanla Henri'nin sahneye çıkışıyla işler kızışacak ama hepsinden öte ''tatlı perilerimizin'' varlığını gösterişiyle hikayemiz daha da sevimli bir şekle bürünecek. :)



Hikayemiz sadece Akademi'de şeflik eğitimi ile sınırlı değil. Zaman içersinde eğitimin ilerlemesiyle, Fransa'daki okulda birkaç aylık eğitim için düzenlenen bir yarışın devreye girmesiyle konu işlenişi farklı bir yöne kayıyor. Elbette bir kopukluk söz konusu değil, aksine seriye haraketlilik getiren bu bütünlük sayesinde serideki karakter yoğunluğu da giderek artıyor ve hal böyle olunca da sevimli ama bir o kadar da eğlenceli olan bir tatlı yolculuğu sizi bekliyor. Eh bize de bu yolculuğa adım atması kalıyor. Yalnız tatlı severleri zorlayıcı bir yolculuk olacağı kesin, benden söylemesi. ;)




Yine bir okul serisi temasına sahip olan shoujo yapımlardan biriyle burdayız ama bu kez daha farklı bir işlenişle karşınızda olan bu shoujo yapımı ele alayım istedim. Okul temalı lakin tahmin edeceğiniz üzere günlük yaşamı içeren temalardan daha uzak bir konusu var. Fantastik temalarla bezenişi seriyi daha farklı kılıyor çünkü bu fantastik temalar da bildiğimiz büyülü dövüşler ya da doğa üstü yaratıkları içermiyor. Aksine sizin de bir tane olmasını dileyeceğiniz perilerle bezenmiş bir okul bahsettiğim. Ana karakterler olsun yan karakterler olsun yanlarında sıkça görebileceğimiz sevimli mi sevimli olan tatlı perilerden bahsediyorum. Seriye yedirilişleri o kadar güzel olmuş ki kesinlikle çocuksu gelmiyor. Aksine onların dünyası yeri geldiğinde size daha eğlenceli geliyor ya da aralarındaki anlaşmazlıktan gelen sevimli tartışmaları sizi fazlasıyla eğlendiriyor. Onların dünyası ayrı bir güzellikken serinin ana karakterleriyle birlikte sahip oldukları dünya da daha bir izlenilesi oluyor. Zaman zaman karakterlerin günlük hayatlarının işlenişi ile geçmişlerinden gelen pasta şefi olma hayallerinin ardındaki nedenlere değinişiyle seri kendini daha güzel bir noktaya taşıyor. Aile meseleleri ya da farklı mekanların devreye girmesiyle sevimli bir shoujo dünyasının sizi beklediğini belirtmek boynumun borcu.





Karakterlerin dünyası ile okulda kalmış gizli dünyanın kapıları aralandıkça izleme isteğiyle dolup taşıyorsunuz. Çizimlerinden ve resimlerinden anlaşılacağı üzere çok renkli bir dünyası var aslında bu serinin, aynı zamanda tatlı da. İzlerken eğer bir tatlı canavarıysanız onu bunu, daha doğrusu evde tatlı ne varsa silip süpürme iştahıyla cebelleştiğinizi belirtmeden geçip gidesim yok. Hatta dilerseniz bunu bir uyarı olarak da algılayabilirsiniz. :P Ichigo bildiğimiz shoujo kızlarından farklı, daha doğrusu klişelerden uzak diyelim. Utangaçlık namına bir özelliği yok, ha sakarlık yönü tamam. Bazı shoujo kızlarımızda denk gelebileceğimiz bir özellik olduğunu kabul etmek lazım. Bu da Ichigo'yu daha da sevimli kılan bir özellik olsa gerek.





Seri genel resimlerinde bir reverse harem havası taşıyor olabilir ama bundan daha farklı bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Ha birden fazla aşk ya da platonik hisler her shoujo yapımdaki gibi bu seride de mevcut ama baş karakterlerimiz başından beri duruşunu kaybetmiyor. Yapmak istediklerindeki kararlılık gibi aşklarında da kararlılıklarını koruyor. Çizimleri biraz çocuksu gelebilir ama sanırım bu seriye ve serinin özelliklerine de en çok bu tarz çizimler yakışırdı. Serinin sevimliliği belki de bu karakter tasarımlarından ileri geliyordur kim bilir. Nerden geldiğini hala çözemedim ama bu tip bir tatlı dünyasında da bu tip karakterleri görmek pek de rahatsız edici olmasa gerek. :)





 Gelelim seiuyu (seslendirme) kadrosuna. Her bir karakter için yapılmış olan seiuyu seçimi tabiri caizse cuk diye oturmuş. Perilerin olsun, karakterlerin olsun tasarımlarına uyan tercihler yapılmış olması seriyi izlerkenki keyfi ikiye katlıyor. Gıcık olacağınız karakterler yok mu? Var ama inanın ki onların yaptığı bazı şapşallıklara bile gülebiliyorsunuz, seri bu yönüyle stressiz bir ilerleyişe sahip. Stressiz ilerleyiş dediğime bakmayın siz, zira yarışma bölümleri fazlasıyla keyifli ve hırslı rakiplerin sahne sırası geldiğinde de ister istemez sizi sinir edebilecek kısımlar oluyor ama dediğim gibi çok da uzun bir sürece yayılmadıklarını yinelemek istiyorum. Hal böyle olunca onlar da serinin tadı tuzu diye düşünmeniz en doğalı olsa gerek. Bu serinin izlenme oranı ya da değerlendirmesi bana göre nedir diye düşünecek olursanız 8'den aşağılarda bir yere yerleştirebileceğim bir yapım değil. Aksine bence 8'lerden yukarıda olmayı hak ediyor. Konusu ve işlenişi yanında o karakterlerin sevimliliği ile eğlenceli bir shoujonun yeri de bu değerlerde olmalı sanki, değil mi? Güzel bir shoujo yolculuğunu kabul etmem lazım ama güzelliği yanında tatlı canavarı olanlara da işkence aracı olarak kullanabileceğimiz bir güzellik, noktayı koymadan buna da değinmek istedi bu gönül. ;)




0 yorum:

Yorum Gönder