17 Temmuz 2018 Salı | By: Squaw

Hayat Bazen Podyumdaki Yürüyüşlerden İbarettir, Bazen de Daha Fazlası. ~ The One ~



KÜNYE
Manga Adı: The One
Orjinal Adları: 獨領風騷
Tip: Manhua
Cilt Sayısı: 18
Bölüm: 110
Yıl: 1 Haziran 2005 - 5 Şubat 2014
Tür: Dram, Romantik, Shoujo, Psikolojik
Yazar/Çizer: Lee Nicky
Yayımcı: Star☆Girls



Annesinin karnındayken bu ışıklı dünyaya adım atmış birisidir aslında Cain Lele. Modeller dünyasında zamanının en çok aranan çiftinin dünyaya bıraktığı bir güzelliktir ama bu ünlü çiftimiz iş için gittikleri başka bir ülkeden dönerken geçirdikleri uçak kazası sonucu yaşamlarını yitirmişlerdir. Olayın yaşandığı anda küçük yaşlarında olan Lele'yi büyükannesi büyütmüştür. Lele artık bir liselidir ve haliyle bu endüstriden nefret etmektedir. Ne kadar nefret etse de köklerini bu endsütriye salmış olan bir anne babanın çocuğu olduğu için bu ışıkların dünyasından çok da fazla uzak kalamaz. Zira, teyzesi hala bu endüstride boy göstermektedir ama modellik yapmaktan daha çok bir ajansta yetkili biridir Ye Feihung. Teyzesi aslında Lele'yi bu dünyaya sokmak istemektedir ama Lele, buna karşı çıkmaya devam etmektedir, ta ki çok sevdiği Angus Lanson fotoğrafının içine işlediği ana kadar. Dünyaca ünlü bir model olan Angus'un o etkileyici resmini gördükten sonra ona ulaşmayı isteyen Lele, bunun tek yolunun bu dünyada parlamak olduğunu kabul etmekte gecikmez ve bir kararla o da bu dünyaya girmek ister.



Lele'nin teyzesi Ye Feihung'ın çalıştığı şirkete ait olan magazin dergisi Angus Lanson ile bir çalışma ayarlamıştır ve Lele de onu görme fırsatını kaçırmak istemez. Lele bu sıralarda bir şekilde ışıkların arkasında kalmayı tercih eden Angus'un ikiz kardeşi olan Eros Lanson ile tanışır. Aslında, Eros'un kendini güzelce gizleyişi sayesinde onun Angus'un kardeşi olduğunu anlayamaz. Zira Eros da Angus kadar ünlüdür ama modellikten çok moda yönetmenliğinde isim yapmış birisidir ve bu sektörle ilgilenen herkesin ikiliyi bilmeme gibi bir şansı yoktur. İkilimiz, bu dünyada fazlasıyla ünlüdür. Aslında ikizlerimiz de yıllar sonra birbirleriyle buluşmuş ve birlikte zaman geçirmeye başlamıştır çünkü küçüklüklerinde Eros annesiyle kalmış, annesinden ayrılmış olan ve aristokratlar listesinde adı geçen babası tarafından alıp da anne ve oğuldan koparılmış olan kişi Angus olmuştur. İkisi de birbirinin mutlu bir hayat geçirdiğini düşünmüştür hep ama ikisi de birbirinden bi'haber şekilde psikolojilerini etkileyecek olan olaylar zincirinde kilitli kalmıştır. Zamanla bu zincirler tekrar onları esir alacaktır ve böylece de manhuamızın psikolojik yönleri kendini göstermeye başlayacaktır. Bu ikiliye Lele de eklenince olayların başlangıcına da adım atmış olacaksınız çünkü Lele podyumdaki yerini çoktan almaya başlamıştır.



Olay aşk üçgeni etrafıyla çevrili, daha doğrusu aşk üçgenin köşesini sahiplenecek kişiler olarak Eros - Lele - Angus isimlerini düşlüyorsanız eğer siz de benim gibi bu manhuaya dair en büyük yanılgıyı yaşayacaksınız demektir. Zira Angus  playboy yaşantısı ve güvenilmez karakteriyle asla ama asla Lele'yle aşk yaşamayacak olan bir tiptir çünkü Angus'un tek tutkusu yıllardır ayrı kaldığı ikizi Eros'tur. Aslında bu tutkunun temeli onun yalnız kalma korkusu, geçmişte ayrı kalmalarının suçlusu olarak gördüğü Eros'tur. Yıllar sonra Eros'un yanında güvende kalıp da onu koruyan bir abisi olduğu için Eros'u kimseye vermeye niyetli değildir. Bir nevi, ''brother complex'' yaşamaktadır kendi içersinde. Bunun normal seviyede olduğunu sanan Eros, işler Lele'yle derinleştikçe işin ciddi boyutunun da farkına varır. Bu, Lele ve onun için büyük bir sorun teşkil edecektir aslında. Bu noktada da karakterler dünyamızda işlerin karıştığı anlar başlamış olacaktır. Öte yandan, olay sadece bu üçlümüz etrafında dönüyor sanılmasın. Zira bu manhuaya dair en sevdiğim özelliklerden biri de karakter bolluğu olmasıydı. Böyle bir dünyaya sahip bir adrese de yakışan buydu zaten. Shoujolarda nadir gördüğümüz bir karakter bolluğu vardı ve hepsi de ilginç karakterlerdi. Elbette ışıltılı dünyanın çekilmez yanlarını da sermiş mangakası, bu bazen sizi rahatsız edebilir. Beni pek rahatsız etmedi ama ağır dramların hafiften yansıtıldığı bazı geçmiş yaşantılar üzdü diyebilirim. Bunları izledikçe de Angus'a kızamadığım anlar oldu. Başlarda, kişiliğinin bozukluğuna dair bir şeyler konusunda gıcık olacağınızı düşündüğünüz anda da sizi bu yolculuğa çıkarışıyla mangaka güzel bir ters köşe yapıyordu aslında. Manhuanın sürükleyiciliğinin nedenlerinden biri de buydu bence.



Çinli ellerden çıkma olan bir mangayı okuyuşum ilk aslında, hatta manhua demeliyim. Tereddütle başladığım bir isimdi ama okudukça okuyasım geldiğini fark edince bu zamana kadar neden beklediğime de hayıflanmadım değil. Çizimleri çok güzeldi, konunun işlenişi, daha doğrusu anlatım dili beklemediğim kadar güzeldi. Yer yer gelen içsel replikler manhuanın en güzel taraflarından biriydi ama asıl önemlisi de bu kısımlarda seçilmiş olan arka plan görüntüleri ile düşünceleri anlatmak için seçilmiş olan o sözcüklerdi sanırım. Beni bir yerlerden yakaladığı kesin, tadı damağımda kalanlardan oldu çünkü. Karakterleri, özellkile de Eros'un varlığıyla bağlandığım, Angus'un varlığıyla da meraka düştüklerimdendi. Bunlar yanında, diğer karakterlerin tümü de çok güzel hisler bırakıyordu. Ana karakter üçlümüz yanında onları izlemesi, okuması, hatta yaşamlarının ilerleyişini takip etmesi ayrı bir keyifti. Yeri geldiğinde hüzünlendiğimi fark ettim, yeri geldiğinde de Lele ile Eros'un arasındaki o uzun ama bir o kadar da çekici olan yolculukta kendimi bulduğumu.



İkiz hikayelerinin işlenişi benim için önemlidir ki aşk üçgenine ikizlerin yerleştirilmeyişini daha çok seviyorum aslında. Bu konuda Cipher vardı mesela başarılı bulduklarım arasında, Touch da güzeldi ama onda aşk üçgeni konusunda ikizlerin yerleştirilmesi sorun çıkartan şeylerdi, gerçi o da yaşanılanlardan dolayı ''ramak kala'' tadında işlenmişti. Öte yandan The One bu konuda en sevdiklerimden biri oldu. İkiz psikolojisini işleme tarzıyla mangakanın dokunuşlarını sevdiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Mangakayla tanışmamız güzel bir yapımla oldu, başka yapımlarına da göz atmayı düşünüyorum. Finaline yaptığı dokunuşlar biraz daha etkileyici olabilirdi aslında ama o kadar kusur kadı kızında da olur. ;) Finali de sizi tatmin edebilecek doygunlukta, eh bitişi de böyle güzel olursa okunmadan geçip gidilmesi de bu mangaya dair yapılabilecek en büyük haksızlık olurdu eminim. Bu haksızlığa gönlü el vermeyenlerdenseniz eğer Eros'u tanıyın derim, sadece Eros'u da değil, araya sıkışmış olan o değişik hikayeleri size taşıyacak olan tüm karakterleri tanıyın. Onları tanımak için de bu adrese uğramaktan çekinmeyin. :3



Manhuanın o güzel anlatım dilinde kayboldukça kaybolun siz de ben gibi. ♥


0 yorum:

Yorum Gönder