2 Eylül 2018 Pazar | By: Squaw

''Animesi gelse keşke.'' dediğiniz mangalar olur bazen. ~ Rookies ~







KÜNYE
Manga Adı: Rookies
Diğer Adları: ROOKIES
Tür: Manga
Cilt Sayısı: 24
Bölüm: 233
Yıl: 1998 - 2003
Tür: Spor, Komedi, Okul, Shounen, Günlük Yaşam
Yazar/Çizer: Morita Masanori
Yayımcı: Shounen Magazine (Weekly)




BAĞLANTILI YAPIMLAR:

-  Rookies - Yume no Tsuzuki isimli bir One Shot mangası bulunmaktadır. Ana mangayı tamamladıktan sonra okuyabilirsiniz.

-  2008 yılına ait bir tane de Live Action yapımı bulunmaktadır.





Hayatlarını orda burda aylaklık ederek geçiren ve hiçbir amacı olmayan liseli bir grubun tek barınağı olan Futagotamaga Lisesi. Bunun yanında, yıllar önce beyzbol maçında çıkan bir kavga sonucu kötü nam salmış öğrencilerimiz ve bunların ortasına düşen öğretmenimiz Kawato. Adını Koshien (Japonya liseler arası beyzbol maçlarının zirvesi olan yer) yıldızları arasına yazdırabilecek kapasitede oyunculara sahipken oynadıkları bir maç esnasında, beyzbol sopaları topa vurmak yerine oyuncuların vücutlarında gezindiği için okulumuz çok geçmeden mimliler arasında yerini alır. Okulu taşımakla kalsa iyi, tüm öğrencileri de kara listeye çoktan taşınmıştır çünkü bu olay sonrası konsey tarafından okul beyzbol konusunda belli bir süre için banlanmıştır. Öğrenciler de kulüp olsa bile nasılsa oynayamayacakları maçlar için kendini yormaya gerek görmez haliyle. Kulübü de bırakmaya niyetleri yoktur çünkü kulüp var olsa da nasılsa aktivite olmayacağı için okul sınırları içersinde kimsenin umursamayacağı bir yer olup çıkmıştır. Hal böyle olunca da kulüp odası haşarılık, haşarılıktan öte öğrencilik namına kötü (sigara içmek, kağıt oynamak, kızlarla vakit geçirmek...) ne varsa rahatlıkla yapabilecekleri bir yer olmuştur. Okul sınırları içerisinde kalsa iyi. Öğrenciler okul sınırları içerisinde de, dışarısında da yakuzalıkları, yani çevresindekilere yaptıkları eziyet ve kavgalarıyla da ün salmışlardır. Bu namları sayesinde de herkes onlardan korkmakta, tüm öğretmenler de onları gözden çıkarmakta, kendileri de kendilerinden ümidi kesmiş durumdadır. Aslında kesmemişlerdir, onlar başlarına gelen olay sayesinde kendilerine kızmış, gördükleri tepkilere dayanamamış, uğraşsalar bile bu olumsuz yargıları yıkamayacaklarını düşündükleri için köşelerine çekilmiş ve bir an önce okulu bitirip istenmedikleri yerden uzaklaşmayı dilemektedirler ama öte yandan da bu çöplüklerinde boğulmaya başlamışlardır. Onlara yardım edecek birileri vardır belki, vardır aslında ama onlar bile böyle birinin varlığını düşleyememektedir. Aslında işin aslı öyle değildir, onlar bile kendilerinden umudu böylesine kesmişken karşılarına bu dönemde çıkan Kawatao-sensei onlar için ne yapsın? Kendileri bile bunun hayalden öte bir şey olmadığına inanmıştır, bir nevi inandırılmışlardır.

Kawato-sensei'nin de onlardan bir farkı yok gibidir aslında. Önceki okulunda bir öğrenciyi hastanelik edecek şekilde dövme efsanesi ile buraya sürüklenmiştir. Bu namı için bu okula kabul edilmiştir bir nevi aslında ve yeni okulunda da bu namı çoktan yayılmıştır. Müdürün beyzbol kulübü, kulüpten öte bu öğrenciler için sinsi planları vardır ve bu planlarını gerçekleştirme yolundaki piyonu da Kawato olacaktır. Saf görünen senseimiz Kawato aslında özünde idealist olan ve bu idealleri için de adım atmaktan korkmayan cesur bir öğretmendir. Cesur olduğu kadar eğlencelidir de. Bazen ciddi anlamda saftır, aslında saf değil de bilmeyip öğrenmek istediği şeyleri çevresindekilere sormaktan çekinmeyen ve öğrenme yolunda denemekten korkmayan biridir. Bu da onu fazlasıyla eğlenceli ve sempatik yapmaktadır, aynı zamanda arkadaş canlısı da. Öğrencilerin dışlanmışlığından bahsetmiştik ya, işte öğrenciler Kawato'yu da diğer öğretmenlerden biri gibi görür, bundaki en büyük etkenlerden biri de Kawato'nun da kendileri gibi sahip olduğu kötü ündür aslında. Hepimizin tahmin edeceği üzere başlarda Kawato'ya da asla güvenmezler, hatta onun da kendilerine diğer öğretmenler gibi davranacağını düşünürler.


Kawato sınıfındaki dışlanmış öğrencileri ve yaptıklarını gördükçe bir şeylerin yanlış gittiğini düşünmeye başlar. Birinin de bunlara artık ''dur'' demesinin vaktinin geldiğini düşünür ve bu görevi de seve seve üstlenir. Aslında beyzbol namına sıfır bilgiye sahip olan Kawato, hırsıyla tüm öğrencileri teker teker hayata döndürmeye, beyzbol kulübünü de eski günlerindeki güçlü hale getirmeye, okuldaki diğer öğretmenleri de öğrencileriyle iyi ilişkiler kurmaya özendirmeye başlar. Bu, elbette hiç kolay olmayacaktır çünkü öğrencilerimiz Kawato'yu ve yaptıklarını zar zor kabulleneceklerdir ki daha kendileri, kendilerini kabullenememişken çevrelerindeki insanlar onları hızlı bir şekilde nasıl kabullensin? Kawato ve içinde beyzbol aşkı olup da diğer üyelere uymayan Mikoshiba, başta diğerleri tarafından engellenmek istese de ilk adımı atıp diğerlerine de yavaşça kendilerini kabul ettirme çabalarına girişmişlerdir bile. 9 oyuncuyu zar zor toplayan takımımız antrenman maçları için kolları sıvar ama kötü ünleri onların peşini kolay kolay bırakmayacaktır. Takım üyelerimiz bazen limitlerine ulaşıp pes etme noktasına kadar gelir ama edindikleri bu hedef sayesinde geldikleri noktayı da unutmazlar. Bu noktada da Kawato'nun onların peşini bırakmayacağını bilirler. Kawato içlerindeki en büyük azimdir aslında, bir nevi ona, kendilerine kazandıkları bu yeni hayat için minnettardırlar. Minnettarlıktan daha fazlasıdır aslında bu, ilk kez tatmış oldukları 'öğretmen sevgisi'dir. Hal böyle olunca onlar için beyzbol tam anlamıyla keyfe dönüşmüştür çünkü zaten sevdikleri beyzbolu sevdikleri bir öğretmen liderliğinde yeniden hayatlarına sokmuşlardır. Sadece beyzbol mu? Elbette ki hayır. Hayata dair ne varsa; okul, arkadaşlık, lise koridorları, sınıftaki kargaşalar, rakiplerle karşılaşmalar ve daha fazlası onların yaşamının da birer parçasıdır artık. İşte bunu yaşamak adına karakterlerimiz Kawato-sensei rehberliğinde yolcuklarına başlamış olur. Eh bize de bu yolcukta yer alıp karakterlerimizin ilerleyişinde onlara eşlik etmesi kalır.



Tanıtımdan da anlaşılacağı üzere Great Teacher Onizuka tadında bir yapım arayanların zevkine tam anlamıyla hitap edebilecek bir manga Rookies. Dönemsel havası bile GTO'ya yakın bir tada sahip. Konunun işlenişinde de benzerlikler görecekseniz. Ben mangayı okuduğum süre boyunca karşılaştırma yoluna gitmedim çünkü Kawato bana Onizuka'nın keyfini verirken kendine öz şeyleri de tattırdı, karakterlerimiz de aynı keyfi yaşattı. Hal böyle olunca da ben mangayı okurken aşırı keyif aldım. Birkaç yıl önce Live Action yapımını izlemiştim ama o dönemde pek manga okuyan biri değildim. Sonra bir ara okurum deyip elimin tersiyle köşeye ittiğim, şimdiyse bu zamana kadardır okumadığım için pişman olduğum isimlerden biri oldu. Bazen Kawato'nun ''hayallerin peşinden koşma'' konuşmaları tekrarlılık hissi verebilir, hatta bayabilir ama mangaka bunu bile esprili şekilde dile getirmiş. Bunu da bize iletmesi için Kawato'nun o arkadaş kıvamındaki öğrencilerini seçmiş. Bu nedenle, o tekrarlılık bile sizi sıkmıyor. Hatta öğrencilerin bu konuya değindiği anlardaki sahneler sizde de bir gülücük oluşturabiliyor. Sizi bilmem ama beni sıkmadı, öğrencileri de sıkmadığı bariz aslında ama tahmin edersiniz ki onların derdi başka. 

Spor serisi/mangası severlerdenseniz birçok klişenin sizi karşılayacağını da biliyor olmalısınız. Elbette ki beyzbol yapımlarının vazgeçilmezlerinden olan, o tüm kahramanlarımızın yanında atıcı odaklı olan hikayesi sizi karşılayacak olan en bilindik  klişe. Bunda da öyle ama daha farklısı var bu kez. Aniya karakterimiz (atıcımız) önemli noktada elbette ama hikayemiz Aniya odaklı değil, başlarda onu beyzbola döndürmek için biraz Aniya odaklı, hadi kabul edelim ama ilerleyen zamanda farklı olduğunu göreceksiniz, onu dile getiresim var. Manga bu noktada kendini klişelikten sıyırıyor. Spoiler olacak ama bunu veresim var çünkü ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bir noktada Aniya ''Ace'' olabilmek için başka iyi bir atıcıyla bile kapışıyor. Aslında takımımızda iki iyi atıcımız var ki bunu şimdiye kadar hiçbir beyzbol odaklı bir animede/mangada görmemiştik. Bu da Rookies'e dair benim en sevdiğim özelliklerden birisiydi. Başlarda tüm karakterlere kızacaksınız. Tüm karakterler derken beyzbol kulübündeki yakuza karakterli olanlara. Yaptığı yanlışlıklar o kadar çok ki onların kötü şöhretlerinin boşa olmadığını düşüneceksiniz ama ilerleyince de onları öylesine unutup gideceksiniz çünkü yapacakları şeyler geçmişte yaptıkları kötü ne varsa hepsini unutturacak güzellikte. Hatta ben gibi içlerinden en kötü şeyleri yapanlardan birini hayranlıkla okuyup favorilerinize bile alacaksınız, eminim. Her spor serisinin olmazsa olmaz şapşal tipleri Rookies'de de vardı elbet ama onların yaptığı şapşallıklar öyle sevimliydi ki yeri geldiğinde beni öyle eğlendirdi, öyle güldürdü işte. Bazı yapımlarda sevdiğim sevimli şapşallıklardı bunlar, Rookies'deki karakaterler de bundan nasibini almayı unutmamış, iyi de etmişler.

Böylesi karakterlerin şöylesi antreman yapışı. :D



Kawato sevilesi, Aniya hoşlanılası ama benim için Shinjo'su aşık olunası. İlk zamanlardaki hatalarıyla sinir olunası ama sonrası en sevilesi olanlardan birisi. Onun yanında Wakana'm var bir de aşık olunası, hem deli, hem de eğlenceli. Beklenmedik çıkışlarıyla ise tatlılığına tatlılık katan. Sadece bunlar mı? Sekikawa'sı, Mokoshiba'sı, Yufune'si, Hiyama'sı, Imaoka'sı, Hiratsuka'sı, Okada'sıyla bir bütündü Rookies. Elbette ki beybzol, daha doğrusu spor serilerimizin vazgeçilemez menajerlerini de burda dile getirmeden olmaz. :) Menajer kızımız Yagi de çok tatlı. Her şeyiyle en başından sonuna kadar seveceğiniz, hoşlanacağınız bir dişi kendisi. Elbette en büyük klişelerimizden biri olarak ''menajer & atıcı aşkı'' odaklı olsa da Adachi dışında bir spor serisinde fazladan romantizm iliştiren başka bir mangaka yoktur diye düşünüyorum. Rookies'de de öyle, spor serisinde olması gerektiği kadar ki zaten Aniya'mız oldukça çapkın bir kerata. Kızların ona ilgisini geri çevirmeyen ama söz konusu Yagi olunca da gerisin geri durabilecek bir atıcı işte. :P  Neyse, çizimleri diyordum. Aslında dememiştik ama Aniya ve erkek-kadın ilişkisi derken o geldi aklıma. Çizimlerini çok sevdim. Tüm erkek karakterlerinin aurası harikaydı, çizimleri erkeksi ve çekici havada. Karakterlerin erkeksiliğini tüm noktalarda okuyucusuna hissettirmeyi başarmış mangakası. (Baklavaları unutmayalım. :P :D Bu mangakayı çizimleri konusunda kesinlikle tuttum. Konu açısından da sevdim ama sadece bir mangası (Rookies) ve one shot (Hello Baby) çalışmasını okuduğum için her şeyiyle tam odaklı bir yorum yapasım yok pek. Gözüme kestirdiğim iki mangası (birisi boksla, birisi de stand-up komedi yapan bir karakter ile ilgili) olsa da çevirileri tamamlanmadığı/olmadığı için şimdilik planlarımı rafa kaldırmak zorunda kaldım. Biterse de ne ala, okur kendimize geliriz ama bunlardan önce siz gelin Rookies okuyun. Okuyun ki özendiğimiz şeylere başka bir keyifle daha göz atın. Biliyorum ki Onizuka okuyanlarımız o dünyanın öğretmen öğrenci ilişkisine az özenmedi, eh aynı şeyi Kawato-sensei ve öğrencileri için de hissedeceksiniz. Eh siz de ben gibi bir spor severseniz eğer gelin bu mangaya yumulun, hatta yemeyin de yanında yatın.  ;)


0 yorum:

Yorum Gönder