28 Nisan 2019 Pazar | By: Squaw

Bokstan Daha Fazlası Belki... ~ Ashita no Joe ~





KÜNYE
Manga Adı: Ashita No Joe
Diğer Adları: Tomorrow's Joe, Rocky Joe
Tür: Manga
Cilt Sayısı: 20
Bölüm: 171
Yıl: 1968 - 1973
Tür: Spor, Dram, Shounen, Günlük Yaşam
Yazar/Çizer: Kajiwara Ikki (Yazar), Chiba Tetsuya (Çizim)
Yayımcı: Shounen Magazine (Weekly)





BAĞLANTILI YAPIMLAR:
- Ashita no Joe Pilot (2 Bölüm/1969 - Serilerinden önce izlenmelidir.)
- Ashita no Joe (İlk sezon)
- Ashita no Joe (İkinci sezon ama yanlış bilmiyorsam eğer ilk 5 bölüm ilk sezondan başlıyor. recap sanmayın sakın.)
- Ashita no Joe Movie 1 (1980 - Serinin kısa versiyonunun ilk filmi)
- Ashita no Joe Movie 2 (1981 - İlk filmin devamı)
- Aynı isimli 2011 yılına ait başrolünü Yamapi'nin (Yamashita Tomohisa) üstlenmiş olduğu bir Live Action filmi mevcut.





Joe yetim olan biri ve bu yarasını dışarıya agresifliğiyle yansıtmayı huy edinmiş bir isim. Bunun getirisi olarak da bulunduğu yetimhanelerde sürekli olarak yaygara çıkarmaktadır. Sadece yetimhanelerde kavga çıkaran biri değildir, sokaklarda da en az yetimhanelerde çıkardığı kargaşa kadar yaptıklarına devam etmekte, her şeyi çözmek için kaba kuvvete başvurmaktadır. Yine böyle anların birinde, gitmiş olduğu bir gecekondu mahallesinde şiddete başvurmuş şekilde kavgasına devam ederken yeteneğini keşfedecek olan Danpei devreye girer. Kavga esnasında Danpei Joe'deki yeteneği, yani yumruklarındaki kuvveti fark eder. Danpei onu eğitmek ve boks dünyasına yeni bir yıldız kazandırmak için Joe'nin peşine düşmüştür bile. Lakin bu sadece Joe'nin yeteneğini gün ışığına çıkarmak değildir, Danpei de bu sayede bir şekilde dışlanmış olduğu boks dünyasına geri dönecektir. Elbette, Joe'yi bu konuda kullanma amaçlı eğitmek istememektedir, sonuçta Danpei'nin içersinde hala o kanlı dünyanın, yani boks dünyasının çekici etkileri devam etmektedir. Danpei bu kadar zaman sonra boksör olarak geri dönemeyeceğine göre koçluk onun için en iyi konumdur.



İşler düşündüğü gibi ilerlemez elbette, Joe ne kadar agresif biri olsa da o dönemde boksa ilgisi olmayan biridir. Bu başlangıç bir kenarda sırasını bekleyedursun çünkü öte yandan Joe giriştiği şeyler sonucu hapishanenin yolunu tutmuştur bile. Joe'nin kendine olan özgüveni, yaşının getirisi ve sokakta giriştiği dövüşlerden edindiği izlenimler sonucu baya yüksek düzeydedir. Kendisini kimsenin yenemeyeceğini düşünen Joe rutin günlerden birinde hapishaneden kaçma girişiminde bulunur. Elbette hepimizin hayatı yenilgilerle ve yanlış fikirlerle kaplıdır, Joe de çok geçmeden bunu Rikiishi sayesinde öğrenir. Joe'nin kendine rakip olarak göreceği, Rikiishi'nin de kendine rakip olarak seçeceği Joe ile tanışma anı bu anda gerçekleşir ve kaçmaya çalışan Joe'yi durduran Rikiishi'den başkası değildir. Rikiishi bunu yumuşak bir abi kalbiyle yapmaz elbette, bir güzel Joe'yi haşlayan Rikiishi o andan sonra Joe için vazgeçilmez bir rakip olur çünkü yediği yumruklar sayesinde Joe'nin içinde Rikiishi'ye karşı kin oluşturmuştur bile. Rikiishi'ye karşı nefretle dolan Joe, onu boks dünyasında yenebileceğini düşündüğü için kendine bunu amaç edinerek Danpei'den kendisini eğitmesini ister. Elbette profesyoneller dünyasına, yani ringe çıkmasına daha zaman vardır, ne de olsa Joe'nin bu kaçma girişiminden sonra cezası uzatılmış, Rikiishi'ninki de ödüllendirme amaçlı kısalmıştır. Ha hapishane dışarısı dediğime bakmayın siz, isteyen mahkumlar arasında da hapishane içersinde çeşitli boks turnuvaları düzenlenmektedir fakat Rikiishi gittikten sonra Joe'nin hapishanedeki rakipleri dikkatini çekmez, zaten hevesi de kaçmıştır. Bu nedenle de kendini sadece antremanlara vermiştir.



Hapishane günleri öncesi ve sonrasında hayatına giren kişiler de bir bir şekillenmeye başlamıştır artık. Yoko da bu dönemlerde kahramanımızın hayatına yerleşmiş bir isimdir, sadece o mu? Hayır. Rikiishi'siyle, Danpei'siyle, Nishi'siyle, Noriko'suyla, minik karakterlerimiz, yani mahallenin haşarı çocuklarıyla ve daha fazlasıyla o spor serilerinin değişmez olan karakter zenginliği de yavaş yavaş bize ulaşmaya başlamıştır artık. Hikayeyi takibe başlayan (anime olsun/manga olsun) izleyiciler/okurlar, yani bizler bu noktada gidişatı az çok tahmin edebiliriz. Joe'nin de hapishaneden çıkma günü gelip çatmıştır, haliyle de kahramanımızı Danpei almaya gelir ve birlikte kader arkadaşlığı yapacakları yolculuklarına başlamışlardır artık. İkilimiz, daha doğrusu üçlümüz için asıl hayat şimdi başlıyordur.





AMT forumumuzda esaklan arkadaşımızın tanıtımıyla planıma aldığım isimlerden birisiydi aslında. İlk anime yapımlarını izlemeyi düşündüm, sonra n'olduysa mangasına el atayım diyerek direk mangasına dalış yaptım ve sanırım okuduğum mangalar içersinde en eski tarihli isim oldu Ashita no Joe. Elbette  animesi de şaheser niteliğindedir, lakin mangası da öyle. Çizimleri animesine göz attığımda mangasını okumakla daha mı iyi ettim diye düşünmeden edemiyorum çünkü manga çizimleri daha gözalıcı duruyor. Öte yandan da o şaheser müziklerini dinledikçe de acaba animesini mi izlemeliydim diye de iç geçirmiyor değilim hani. :D Sonuç ne olursa olsun ben güzel bir yolculuğu tamamladığıma inanıyorum, zira Ashita no Joe sadece finali ile değil, tüm hikayesiyle başyapıtlar arasında olmayı hak ediyor çünkü sadece konu değil, işlenişi orijinalliklerle dolu bir isim. Bunların ayrıntısına hemen şimdi girmeyeceğim ama sıkılmayıp aşağıya doğru  devam ederseniz eğer ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. ;)



  

Mangayı sevdim, hatta çok sevdim. Karakterleri sevdim, hikayeyi zaten sevdim. Mangayı okurken birkaç yerde, özellikle de birkaç yabancı forum tartışmalarında denk geldim de Hajime no Ippo ile en çok kıyası yapılan eser Ashita no Joe imiş. Elbette bizim hepimizin yaptığı bir şey bu aslında. İzlediğimiz benzer yapımları ister istemez, hatta farkında olmadan kıyaslama yoluna giderek eleştirmek. Örnekleme yapalım derken bir bakmış kıyaslamalarımız almış başını gitmiş, benim de yaptığım bir şey. Eh ikisi de aynı sporu içerince, dahası ikisi de kendini bu camiaya altın harflerle yazdırınca  bu sonuç da kaçınılmaz oluyor elbet. Bana sorarsanız eğer ben ikisini de sevdim. Hajime no Ippo izledim ama okumadım, Ashita no Joe okudum ama izlemedim. Benimki de böyle bir durum işte ama anime veya mangada değişiklik göstermeyecek durumlar üzerinden gidersek eğer iki seri arasında farklılıklar var. Aynı sporu içermesi dışında benzer özellikleri de olması doğal. Peki birazcık kıyasçılar açısından gitsem iki yapımın taraftarları açısından bir sorun yaratmış olmam değil mi? :P Öyleyse ben de kuralı bozmayıp ikisinden de azıcık laflayayım hadi. Yan karakter açısından Hajime no Ippo Ashita no Joe'yi döver. Kadın karakter ve baş rakip açısından Ashita no Joe Ippo'yu geç, birçok spor yapımını ezer geçer. :) Orda bir yerlerde başka bir spor serisi var mıdır bilmiyorum ama ilk kez bir spor serisinin en can alıcı lokomotif karakterlerinden birisi olma görevinin bu kez bir dişiye bırakılmış olduğuna tanıklık ettim. Touch'ın Minami'si ana karakter konumundaydı ki orda ''Lokomotif'' diyebileceğimiz karakterler başkasıydı, Minami'ye olan sevgim tartışılmaz zaten ama burdaki dişi karakter Yoko biraz farklı sanki. Her spor serisind  izlemiş olduğumuz, yani o serinin sahip olduğu spor dalına (yani bu yapımda boksa) tutkulu bir kadın karakter mutlaka vardır ama Yoko bu dünyaya daha çok profesyonel açıdan yaklaşım gösteren birisi, sporcuların da duygusal olsun yetenek olsun her özelliğini rahatlıkla çözebilmiş. Özlellikle de Rikiishi ve Joe. Bu da Ashita no Joe çatısı altında soğuk, ya da Joe deyimiyle ''Şeytan'' diye tanımlanabilecek bir karakter olarak tandığımız Yoko'nun lokomitifliği bizlerin radarına girmesini sağlayan şey olmuş işte. Neyse, Yoko'yu daha fazla açmayacağım çünkü ister istemez spoiler olabilir. Ayrıyca Yoko fanı olduğum sanılmasın lütfen, sadece değinmek istedim. Ashita no Joe bu yönüyle en orijinal spor serisi olabilir, hatta benim gözümde öyle. Öte yandan aldıkları başlık konusunda ise ikisi de birbirini dövemez çünkü iki serinin de sahip olduğu isim kendilerine ancak bu kadar çok yakışabilirdi. Son olarak Ippo bir komedi-spor serisi iken Joe ise bir dram-spor serisi, bunu da unutmamak lazım. Yani ayrıldıkları noktalar da az değil. Neyse ben de bu kıyas rüzgarından nasibimi alıp doygunluğa ulaştığıma göre geçeyim asıl yorumuma. :P Esas yoruma geçmeden önce bir kez daha yineleyesim var, iki yapımı da çok severim. Sadece iki yapımın fanlarının karşılaştırma yoluna gitmeden iki isimden de keyif almasını tavsiye ediyorum. Zira dediğim gibi bu iki yapımdan alacağınız tat bambaşka şeyler bırkacak sizde. Belki spor tadını ikisi de verecektir ama onun dışındaki vereceği tatlar birbirinden farklı lezzetleri içeriyor. Bu nedenle siz ne bana ne de diğer kıyascılara kulak asmayın ve Ippo'yu da tanıyın, Joe'yi de. ;)



Ashita no Joe hikaye açısından ciddi anlamda etkileyici bir kurguya sahip. Karakterlerin sağlam oluşu ise bu ismi daha da etkili yapmaya yetiyor, hatta artıyor bile. Zira Joe'nin yaptığı haşarılıklar/agresiflikler/istediğini hemen alma hırsı onun yaşındaki kimsesiz birinin yapacağı şeyler, fevri çıkışları da. Hatta sabırsızlıkları da. Yeri geldiğinde sizi de koçu gibi kızdırabilecek özellikleri var Joe'nin ama bu sizdeki empati duygusunu da harekete geçirebiliyor. Joe aslında haşarı olsa da çok duyarlı biri, mangaka bize Joe'nin içindeki insanlığın ölmeyişini çok acı şeylerle göstermeyi seçmiş, iyi mi yapmış kötü mü hala karar verebilmiş değilim ama benim içimi acıttığı (finalinden bahsetmiyorum) o kadar dönem oldu ki. Yeri geldiğinde bu insancıllığın getirisiyle yeteneğini (yumruklarını) mühürleyip kendi bedenini ortaya koymayı tercih eden bir isim Joe. Hadi bu noktada hayalperestliğimi öne çıkarıp bu yapım için bir etiket türetecek olsaydım eğer bu ''bir sporcunun psikolojisi'' olurdu diyebilirim. Ippo ile karşılaştırma olmaması adına Ippo'da biz her spor serisi gibi eğlendik geçtik, onda da vardı belki bu tür olaylar ama Joe'ninki kadar derine işlenmemişti. Ippo mangakasının bize yaptığı büyük bir hazsızlık bu aslında; boksu bize sevdirmesi. Hatta boksun gerçekliğini onda da gördük ama Ashita no Joe farklı. Sadece boks ile değil, bugüne kadar izlemiş/okumuş olduğum tüm spor yapımları arasında belki de en ciddisiydi, belkisi fazla oldu sanki. Beklemediğim anda beynimden kaynar sular döktüğü çıkışlarıyla bu isim yeri geldiğinde bendeki ''spor serisi'' kavramlarını yok etti, hatta yıktı geçti. Bu eserde boks sporunun acımasızlığını görüyorsunuz, hatta tüm spor türlerinin aynı acımasızlığına da sahip olabileceğini düşünebilirsiniz. Boks şiddet içeren bir spor dalı da olduğu için mangakası bize bu dünyanın tüm acımasızlığını içinizi sızlatacak anlarla göstermek istemiş. Joe'yi de bunu bize aktarıcı isim olarak görevlendirmiş.  Joe yanında Carlos'u, Wolf'u ve Rikiishi'yi de bunun için görevlendirmeyi unutmamış. Ben bir spor serisinden daha fazlasını aldığımı ortalarda anladım, hiç de beklemediğim çıkışları oldu bu hikayenin. Rakibi öldürücü bir hezimete uğratmasa bile o rakibine verdiği sonucun bir boksörün psikolojisine olan etkisini gördüm, yakalandığı travmaları atlatamayışına da tanıklık ettim öte yandan.Yeri geldiğinde bu psikolijinin getirisiyle rakiplerine hoyratça saldıran bir boksörü temsil ediyordu Joe, yeri geldiğinde de kendi vücuduna hoyratça davranarak intikamını kendinden alıyordu. Etrafımda neden bu kadar çok Joe fanı olduğunu şimdi daha net anlıyorum artık. Onun yanında koçun yeri geldiğinde Nishi ve Joe'ye bir baba gibi olan tavırları bu manganın en sıcak yönü. Hatta Joe ile ikisinin başlarda sıkça karşınıza getirdiği tartışmalar bir baba-oğulun arasında olabilecek türdeki yaklaşımlar, elbette hiçbirimiz babamıza karşı elimizi kaldırmıyoruz ama dedim ya, Joe yetimhanede büyümüş ve aile sevgisi/saygısı üzerine olan hislerden bi'haber büyümüş birisi. Bu da onun yaptıklarını onaylamasak bile doğal karşılamamızı sağlıyor. Joe ile Danpei arasında geçen bazı sevimli tartışmalar da yok değil. Bu da Ashita no Joe dünyasının en sıcak kısmı.


    

Ashita no Joe çoğu spor yapımın aksine spora, daha doğrusu boks sporuna daha gerçekçi yaklaşım göstermiş, boks dünyasının acımasızlığını da sahne arkasında gelişen çirkefliğini de takipçilerine hiç sakınmadan tüm çıplaklığıyla sunmuş. Yeri geldiğinde de taraftarların bir anda bir sporcuyu nasıl harcadıklarını, ya da spor salonlarının sporcu için nasıl iyi şeyler yapıyorsa tersini de yapabileceğini tüm çıplaklığıyla aktarmış ustası. Ashita no Joe okurken devamlı beynimde dönüp dolaşan şeyler vardı, en çok da Joe ve diğer isimlerin etrafındaki yaşanılanlar için döndü durdu. Yeni öğrendiğim bir şey değildi aslında ama bir kez daha yüzüme vurulması, üstelik böylesi bir anlatımla sunulması sert bir tokat etkisi bıraktı. Sonra da kendi kendime mırıldandım ve içimden geçirdim, ''Boks dünyası çok acımasız, Kajiwara Ikki (mangaka) ise daha acımasız.''

  


Hep Joe dediğime bakmayın siz, Rikiishi de seveceğiniz bir karakter olacak, eminim. Zira benim de bir spor serisinde görmeyi dileyebileceğim birisi. Onun azmine tanıklık etmek başka bir şeydi. Mangakanın onu bize sunuşu ise Ashita no Joe adı için en güzel yönlerden birisi olsa gerek. Ben Joe ile Rikiishi'yi eşit sevdim, yan karakterleri de ama her ne kadar Yoko gerçekçi olsa da ısınamadım sanki, ısınamamaktan ziyade Roko'nun sözlerinin gerçekliği kalbimi donuklaştırıyordu, sanırım Yoko etkisi bana ciddi anlamda fazla geldi. Bilemiyorum, benim aradığım spor dişisi Minami tadında olmalı, Yoko değil fakat kabul etmem lazım ki manganın kişilik olarak da çizim olarak da en iyi tasarımlarından birisi Yoko idi. Onun gibisi bir spor serisi için bu dünyaya yılda, hatta binde bir gelir. Neyse, karakterleri çok açasım yok ama finali için ne desem bilemedim. Bir şey demeyeceğim, sadece okul temalı, yani okula katılıp da okulun spor kulübüne bir şekilde giren gençlerin hikayesini ele alan spor serilerinden -ki ben bu tip spor serilerini de severim- daha farklı bir şey arıyorsanız sizin ilacınız Ashita no Joe. Hatta giriştiği spor dalının ilk maçlarında yenilip giderek güçlenen ve istediği hedefe ulaşmak için rakiplerini bir bir yenen sıradan bir shounen erkeği arıyorsanız Ashita no Joe'nin sizlik bir şey olmadığını belirtmek boynumun borcu çünkü Ashita no Joe bunlardan daha fazlasına sahip. Demedi demeyin, bence hemen bu isme bir şans verin, yoksa siz de ben gibi bugüne kadar bekletmiş olduğunuz için büyük bir pişmanlık yaşayacaksanız. Mangayı okurken de şöylesi güzel OST'larından dinleyin derim ve ben gibi bu yapımı noktalasanız dahi bu güzelliklerin melodisi kafanızda dönsün dursun. ;)



0 yorum:

Yorum Gönder